ZAMAN VARKEN KEYFİNİ SÜRÜN PARACIKLARINIZIN | fazıl aktaş

ZAMAN VARKEN KEYFİNİ SÜRÜN PARACIKLARINIZIN | fazıl aktaş

702

* “Yaklaşık bir aydır Bodrum’da 7 milyon euroluk ultra lüks teknelerinde kızları Alara’yla tatil yapan Ebru Gündeş ve Reza Zarrab çifti üç gün önce İstanbul’dan gelen İbrahim Tatlıses ve onun eski eşi Derya Tuna’yı ağırlıyor.”(Milliyet)
* “Beren Saat ile Kenan Doğulu 1 dakikalık reklam filmi için Cengiz Semercioğlu’nun iddiasına göre 2.5 milyon lira aldılar. Magazin programı İkincisayfa ise Beren Saat ile Kenan Doğulu’nun söz konusu reklamdan 4 milyon lira aldıklarını duyurdu.” (İnternethaber)
* “Fenerbahçe ile üç yıllık sözleşme yapan Robin Van Persie ilginç bir rekorun da sahibi oldu. Maç başı 20 bin euro ödenecek olan ve yıllık 4.9 milyon euro alacak olan Hollandalı yıldız, Spor Toto Süper Lig’de bu zamana kadar en fazla yıllık maaş alan oyuncu unvanını kazandı.”(İnternethaber)…

Bu haberleri daha da çoğaltmak mümkün. Yine bu yazıyı yazdıktan sonra Ağaoğlu’nun AGA1, AGA2 .. tekneleriyle kızının Bodrum’daki doğum gününe nasıl çıkarma yaptığını anlatıyordu tv ve gazeteler. Milyon eurolarla, milyon dolarlarla süslenmiş bu haberleri nasıl kanıksadık inanması güç gerçekten. Hayatı boyunca böyle paraları kazanması, bırakın kazanmayı görmesi bile mümkün olmayan bu ülkenin yoksulları, açları, işsizleri, evsizleri… bu hırsızların, bu sanatçı müsveddelerinin, bu endüstriyel futbolun piyonu olmuş futbolcuların servetlerini, aldıkları transfer ücretlerini normal bir şeymiş gibi karşılıyor, hatta onların hakkı olarak görüyor. Niye? Tabi hiçbir şey nedensiz değil!tavir_Sayfa_30

Kapitalizmde her şey paraya endekslidir. Her şey daha fazla kar içindir! İnsanlar, çeşitli görsel-işitsel-eğitsel vb. araçlarla sınıf farklılığı normal bir şeymiş gibi kanıksatıldığında Reza Zarrab hırsızının veya güzel vücudundan öte hiçbir “meziyeti” olmayan bir artistin servetleri de “normalleşebiliyor”. “Herkesin bir fiyatı vardır” cümlesi genelde bir mafya reisinin sözü olarak geçer filmlerde. Oysa kapitalist düzende gerçekten de her şey alınıp satılabilir birer meta haline getirildiği için, herkesin ve her şeyin bir fiyatının olması da doğal hale geliyor.

Her sene transfer sezonu açılır ve klüp başkanları köle pazarından köle seçer gibi satılığa çıkarılmış futbolculardan en pahalılarını seçmeye başlarlar. Harcanan meblağ ne kadar büyük olursa aklanacak kara para miktarı da o derece büyük olur çünkü. “Köle” teşbihi, “Teşbihte hata olmaz” atasözünü yanlış çıkarıyor gerçi. nedeni, bu “köle”lerin el yakan cinsten fiyatları elbette. Düşünebiliyor musunuz, bir futbolcunun fiyatı 40 milyon TL, eski parayla 40 trilyon!… Bu futbolcu bu parayı dört yılda kazanacak. Bir işçi asgari ücretten dört yılda ancak 48 bin TL kazanırken, futbolcu o dört yılda işçinin kazandığının tam 834 katını kazanacak yani.

Kim belirliyor bu fiyatları şimdi? Bu futbolcuyu bir işçiden tam 834 kat daha “iyi” yapan nedir? Bunun damarında kan değil de sıvı altın mı dolaşıyor? Beyin hücreleri bilmem kaç karat elmastan mı oluşuyor? Gözleri yeşimden, zümrütten, yakuttan yoksa safirden mi? Eskilerin deyimiyle “boku boncuklu” mu?… Adaletsizliği, aymazlığı, allahsızlığı kitapsızlığı, dinsizliği, imansızlığı görüyor musunuz?
Kimsiniz siz, nesiniz? Kimin parasını kimlere dağıtıyorsunuz? Hangi hakla, hangi ayrıcalıkla? Kapitalizmin en güçlü değişim aracına, yani paraya sahipsiniz diye her şeyi belirleyecek güce sahip olduğunuzu mu sanıyorsunuz? Dalga mı geçiyorsunuz halkla? Aklınızı, o parayla bozduğunuz kuşça aklınızı alırız sizin! Konuşunca “Dolar, euro, sterlin”den başka bir şey demeyen dilinizi kökten keser atarız!

Kolunda 700 bin dolarlık rüşvet saatle dolanan bakanlar var bu ülkede. Servetlerinin hesabını bilmezler ama memurların maaşlarına zam görüşmelerinde yüzde dörtten yukarı bir şey çıkmaz ağızlarından. Kendilerine son derece cömertken işçiye, memura cimrilikte sınır tanımazlar. Utanmaz, arlanmazdırlar bunlar. Arsız, namussuzdurlar.

Bu dünya, bu kainat halkındır. Üretilen her değerin sahibi olan yalnız ve yalnız halktır! Emek veren de odur, üreten de, yaratan da odur! Tek yaratıcı odur! Emeğin karşısında secdeye duracaksınız hepiniz bir gün! Doların ve euronun imparatorluğunun hiç yıkılmayacağını sanıyorsunuz değil mi? Altı üstü birer kağıt parçası olan paranın bir gün üzerinde ne kadar bol sıfır yazarsa yazsın, gerçekten de değerinin “sıfır”a düşeceğini hiç düşünmüyorsunuz değil mi? Bu da size “zengin tesellisi” olsun ne diyelim! Zaman varken keyfini sürün paracıklarınızın! Burnunuzdan, ağzınızdan fitil fitil getireceğimizi hiç aklınızdan çıkarmayın ama! İşte o zaman “keşke” bile demeye fırsatınız olmayacak! Pişman olmanıza bile izin vermeyeceğiz! Şimdi hesabını bile yapamadığınız, o kasalara, odalara, salonlara sığdıramadığınız servetinizle bir nefes bile satın alamayacaksınız!

NO COMMENTS

Leave a Reply