YENİ BİR ALBÜM: dünden yarına ustalarımız: RUHİ SU | Grup Yorum

YENİ BİR ALBÜM: dünden yarına ustalarımız: RUHİ SU | Grup Yorum

1828

Ha çıktı, ha çıkıyor derken nihayet tamamlandı çalışmamız. Çok uzun sürdü ama yine büyük bir kolektif emeğin ürünü olarak tamamladık Ruhi Su albümünü.

Kapitalizm doğası gereği her şeyi ama her şeyi alınır satılır hale getirmiş durumda. Öğretmenlik, ustalık da öyle… Satılır, satın alınır. Bilgi, birikim dediğimiz şey ancak, her geçen gün azgınlaşan ve oburlaşan kurdun ağzını dolduracak ve ona zevk verecek nitelikteyse değerli. İnsanlar kapitalizmin pençesinde, onun vahşi sömürüsü altında her türlü bilgiyi sadece kendine saklamalı ki küçük balıklar büyüyüp bu yarışta rakip olmasın kendine.

İşte bu albüm; kapitalizmin bu kirinden etkilenmeyen devrimci, halkçı ustalarımızın ördüğü tarihe, geleneklere bir saygı, yeni bir halka eklemektir. Düzenin ahlaksızlaştırma, yozlaştırma, yok etme oyunlarına karşı bir tavır… Onun tarihimizi yok etme çabasına karşı bir başkaldırı… Ya da geçmişimize, öğretmenlerimize, değerlerimize sımsıkı bir sarılış… Vefalı bir sarılış…

Geçmişi olmayanın geleceği olmaz. Geçmişini unutanın, geleceğe dair hayali kalmaz. Geleceği kurma gücümüzdür geçmişimiz, geleceğimizin teminatı… Yoksa yüreksiz, damarsız kupkuru bir bedende kalakalırız. Dımdızlak derler ya, işte öyle…

Her şeyimizi nasıl da alıyor bu düzen. Başarabiliyorsa eğer söküp alıyor. Yoksa kirletip atıyor. Yemeyelim diye tükürüyor içine, giymeyelim diye yırtıyor… Sevmeyelim, sevilmeyelim, bağlanmayalım, inanmayalım, duygulanmayalım, coşmayalım, kabarmayalım, sormayalım, öfkelenmeyelim, düşünmeyelim, savaşmayalım… Unutalım, unutalım, unutalım… Bunu istiyor. İki aylık olsun şarkının ömrü… İki ay içerisinde “sansasyonel” bir şey yapmazsa defterini kapatalım şarkıcının. O dipsiz kuyuların en dibini bulalım, dibin en dibinde olanlara hayran kalalım istiyor.

İşte bu çemberin içinde bizler haltan yana olanı bulup sahiplenmek zorundayız. Hem bugünün türkülerini yakmak hem de bize bırakılan mirasa sahip çıkarak savaşacağız düzenin yoz ve içi bomboş “kültürüne” karşı. Bizler bu toprakların evlatlarıyız. İnsan sevmeyi de, şarkı söylemeyi de bu topraklarda öğrendik. Ruhi Sular gibi daha nice sanatçıdan duyduk öğrendik halktan yana sanat yapmayı, halk için üretmeyi. Zalime karşı silah omuzda dağlara çıkanları da, yiğitçe dövüşenlere türkü yakanları da onlardan öğrendik.

Ruhi Su önemli bir parçası bu geçmişin. Belki kelimesi kelimesine aynı değil yazdıklarımız. Ama söylediği pek çok sözün, eserin, tavrın altına biz de imzamızı atarız. Ruhi Su gibi daha pek çok önümüzü açan, halkçı, devrimci sanatçımızın unutulmaması için başlattık bu albüm projelerini. Özellikle gençler için… Bugünün “aşk, aldatma, aldatılma, kader ve içsel bunalım” girdabından kurtulmak için. Ruhi Su, Mahzuni Şerif, Cem Karaca ve daha nicelerinin dün söylediklerinin hala bugün de yeri var.

Tek bir bağlama ve o davudi sesiyle 1985’te yaşama gözlerini yumduğu o günden bu yana 30 yıl sonraya sesleniyor Ruhi Su. Ve bizler de onun öğrencisi olarak bu sesi alıp bugünün kulaklarına, yüreklerine ekmek istiyoruz.

Yeniden düzenledik şarkılarını. Bugünün kulağının alışkın olduğu bazı tınılar, sesler ekleyerek. Ustamız da müziğin canlı, yaşayan ve gelişen yanını hep vurgulamış. Yorum’un düzenleme anlayışındaki coşku, umut ve devrimci yanı Ruhi Su’nun sesinin dinamizmi ve gücü ile birleştirmeyi hedefledik. Dünden bugüne, bugünden yarına uzanan ve Grup Yorum’un, bugünkü devrimci müzik geleneğinin kökünü oluşturan ustalarımızı, ozanlarımızı anlatacağız albüm albüm.

1985’te hayata gözlerinin yuman ustamıza tam yanıbaşında yeni doğan bir çocuk çığlığı ile destek vererek başladık. Ve bugün onun türkülerini yeniden yorumlayarak hazırladık albümü. Onu hiç tanımayanlara, duymayanlara taşımak istedik ölümsüz eserlerini. Ruhi Su’nun ölümünün ardından 30 yıl geçmiş. Ve Grup Yorum şimdi 30 yaşında. Bayrak dalgalanmaya devam ediyor.

Ruhi Su’nun gür sesi ve bağlamasıyla söylediği şarkılarını aldık, günümüz enstrümanlarıyla, Yorum’un vokalleriyle buluşturduk. Dünün şarkılarını bugünün armonisi ile düzenledik. Ruhi Su’nun türkülerine yeni bir ses, yeni bir tarz katmak istedik. Kimi şarkılarda senfonik, kimi şarkılarda otantik, kimi şarkılarda rock düzenlemeler yaptık. Diyebiliriz ki tümünü dinlediğimizde içimize sinen, şarkıların gücünü koruyabildiğimiz ve kendi duygularımızı ustamızın duygularıyla birleştirebildiğimiz bir albüm oldu.

Kimi şarkılarda onun sesinden faydalandık, karşılıklı okuduk. Sanki bugün o stüdyolarda birlikte söylemişiz gibi. Önce o girdi yol açtı, arkasından biz girdik kayıt stüdyosuna. Ruhi Su öyle canlı, yanımızdaymış gibi… Onun oturaklı davudi sesinden şiirler, bizim ezgilerimizle buluştu kimi yerde. Sadece kendi eserlerini değil, kendisine ait olmayan ama onunla tanıdığımız, kulağımıza onun sesiyle yerleşen ve Ruhi Su ustamızın elinden, süzgecinden geçen şarkıları da seçtik. 19 eserle tıka basa doldurduk diyebiliriz albümü. Ruhi Su bir derya deniz. Bu denizin içine dalıp bir seçki yapmak çok zor oldu. Her şarkısını, derlemesini özenle çalışmış. Biz de aynı özen ve titizlikle çalıştık. Tekrar tekrar çaldık, kayıtlarından miksine kadar kılıkırk yararak, deneye deneye, dinleye dinleye… Pek çok sanatçı dostumuzun da emeğini katarak, hiç değilse değerlendirmesini alarak… Neticede oldu.

Ruhi Su sadece müziğiyle değil yaşamıyla da örnek oldu. Devrimci sanatçılıkta yol açanlarımızdan birisi. Bugün olduğu gibi Cumhuriyet ilk kurulduğu dönemde de, devrimci ozanların türküleri engellendi. “Batı” kültürüne hayranlık duyan iktidar, yasaklarla, işkencelerle, hücrelere koyarak engel olmaya çalıştı. Ruhi Su 1940’larda devrimci türkülere öncülük yaptı. Hücrelere, baskıya rağmen o gür sesiyle “yasaklı” türküleri gümbür gümbür seslendiriyordu. “Aksam öten kuştan kork, sabah solundan uyanmaktan kork, dostluktan, türkülerden kork. Bir düzen, türkülerinden korkmaya başladı mı, artık o düzeni kimse ayakta tutamaz. Nesimi’nin derisi yüzülmüş ̧ , Pir Sultan Abdal asılmış ̧ ; fakat bütün asmalara kesmelere rağmen, ne o düzen kalmış ̧ , ne de o debdebeli sultanlardan kimse kalmış.” sözüyle özetlemiş yaşadığı süreci. Ve halk için üretme ısrarını hiç kaybetmemişti Ruhi Su. Ve şimdi meydanları, stadyumları halka, halkın sanatçılarına yasak ediyor AKP. Meydanlarda halay çekenlere, türkü söyleyenlere saldırıyor gaz bombaları, tazyikli su ve plastik mermi ile… Ve tabi artık sanatçı halk ile birlikte direniyor ve yine cevabını alıyor katiller “türküler susmaz halaylar sürer” diye.

Bu sömürü düzeni türkülerden her zaman korktu, korkmaya devam ediyor. Sadece türküleri yorumlamakla kalmadı Ruhi Su; kendi sözleri ve besteleriyle zengin bir hazine bıraktı bize. Büyük bir halk ve vatan sevgisiyle ömrünün sonuna kadar mücadeleye devam etti. “Kıyamet dedikleri ha koptu ha kopacak / Yoksuldan halktan yana bir dünya kurulacak” diyerek tarafını kesin çizgilerle halktan yana seçmiştir. Yorum da yıllar sonra “Dağlar sözümüz var, doruğunda izimiz var daha bir güçlü yürüyoruz artık, her bir tohum binler verdi, nice engel alt edildi, dalga dalga geliyoruz artık diyerek selam verdi ona. Yorum’un vazgeçilmezidir kolektivizm. Yine öyle çalıştık, yedisinden yetmişine kadar… Ruhi Su’yu çok iyi bilenlerden, adını ilk kez duyanlara kadar pek çok kesimin değerlendirmeleri yol gösterdi bizlere. Meydanlara çıkanların, derneklerde çalışanların, hapishanelerde tutsak devrimcilerin emeği var kolektivizmin içinde.

Uzun sürdü evet… İlk kez daha çıkmayan bir albümün tanıtım konserini yaptık Bostancı Gösteri Merkezi’nde, hatta İzmir’de. Önce konserlerde dinlettik ve sınamış olduk kendimizi. Faşizm koşullarında, sanata ve sanatçıya baskıların her geçen gün arttığı bir dönemde kendi payına düşeni aldı bu albüm. Stüdyoda yapılan saatlik çalışmalarla, arada derede biraraya gelebilmelerle oldu. Üzerinden bir operasyon, üç tutsak, sayısız gözaltı geçti. Faşizm de sınadı yani ısrarımızı ama biz kazandık ve şarkılar şimdi kulaktan kulağa çoğalmaya başladı. Yoksul sofralarımızın, dökülen alınterinin, yürüyen ayakların, yorulan gözlerin yanıbaşında ustamızın şarkıları…

Ruhi Su ustamıza selam… Dediği gibi belki yarını göremeyeceğiz ama görmüşçesine söylemeye devam edeceğiz. 30. yılımızda ilk üretimimizi halkımıza sunuyoruz, eski ustalarımızın yeni sesi olmaya devam edeceğiz. Yine, bir ustamızın elinden tutacak ve çalacağız yüreklerinizin kapılarını…

EZGİLİ YÜREK

Hangi taşı kaldırsam

Anamla babam

Hangi dala uzansam

Hısım akrabam

Ne güzel bir dünya bu

İyi ki geldim

Süt dolu bir torbayla

Şöylece çıkageldim

Kime elimi verdimse

Döndürüp yüzümü baktımsa

Kısmet kapıyı çaldı

Kör pınara su geldi

Ben şakıyıp durdukça öyle

Gülün kokusu geldi

Bebesi olmayana

Bunalıp da kalmışa

Acılarla yüklü

Dargın yüreklere

Yetiştim geldim

İyi ki geldim…

(Ruhi Su)

NO COMMENTS

Leave a Reply