üç kuruşluk opera bir kez daha | mehmet esatoğlu

üç kuruşluk opera bir kez daha | mehmet esatoğlu

1043

İstanbul Şehir Tiyatrosu Alman yazar Bertolt Brecht’in “Üç Kuruşluk Opera”sını sahneliyor. Ülkemizde değişik yönetmenlerce sahnelenen oyunun yönetmen koltuğunda bu kez Zeliha Berksoy var.
Brecht ülkemizde oyunları dönem dönem yoğun bir biçimde gündeme gelen bir yazar. Dünden bugüne sergilenen oyunlar listesi “Kural ve Kural Dışı”, “Carrar Ana’nın Silahları”,” Üç Reich’ın Korku ve Sefaleti”, “Cesaret Ana ve Çocukları”, “Küçük Burjuva Düğünü”, “Bay Puntila ve Uşağı Matti”, “Sezuan’ın İyi İnsanı”,
“Kafkas Tebeşir Dairesi”, “Galilei’nin Yaşamı” diye uzayıp gidiyor.
Her ne kadar onu ülkemizde gündeme getiren, tanıtıp anlatan yazar, yönetmen Vasıf Öngören “aslolan sahneye getirdiği” yöntemidir” diye yırtınsa da ülke tiyatrolarımız onun sahne yöntemini bir yana bırakıp oyunlarını kafasını gözünü yara yara sahnelemeye giriştiler. Kimi oyunlarda rastlantısal başarılı “an”lar yakalandıysa da genelde “Brecht güme gitti”.
Ülkemizde Brecht oyunları sahnelerde 60’lı yılların başında kendini gösteriyor. İstanbul Şehir Tiyatrosu 1962-1963 döneminde yazarın “Sezuan’ın İyi İnsanı” oyununu dağarcığına alırken Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter yönetimindeki Kent Oyuncuları da “ Üç Kuruşluk Opera” yı sahnelemek üzere kolları sıvıyorlar. 1965’de ise Dormen Tiyatrosu “Bay Puntila ve Uşağı Matti’yi” sahneliyor.
Dilimizde Brecht yöntemine ilişkin iki satır bilgi ortada yokken ne sahneleyenlerin ne de oyuncuların onun yöntemine ilişkin en ufak bilgileri yoktu. Brecht’in diyalektik yönteminden bihaber yönetmen ve oyuncular oyundaki çarpıcı değişimleri, diyalektik sıçramaları ne kendileri anlayabildiler ne de izleyicilerine ‘göster’ebildiler.
Brecht öncelikle sahnede Katharsis’e karşıydı. Onun yönteminde aslolan değişebilirliğin gösterilmesiydi. Ama sahnede buna ilişkin en ufak bir iz yoktu.
Brecht’ten bi haber oyuncular rolleriyle özdeşleşme içinde büyük bir 1-15pages_easy_Sayfa_34gayretkeşlik içinde oynarken gerek reji gerekse dekor ve kostüm Brecht’in en çok karşı durduğu atmosfer yaratma yarışındaydılar.
Üniversite toplulukları ve amatör tiyatrolar ise bu konuda daha özenli bir yol izlediler. Almanca’dan ellerine geçirdikleri kimi metinleri çevirip kavramaya çalışarak kendilerine sahnede bir yol açmaya çalıştılar.
60’ların başlarında Üniversite toplulukları ve amatörlerce sergilenen “Kural ve Kural Dışı”, “Carrar Ana’nın Silahları” ve “Küçük Burjuva Düğünü” oyunları kimi kulaktan dolma Brecht önermeleri içerse de, içtenlikle sahnelenen çalışmalar oldular.
Brecht sahnelemek ülkemizde kolay değildi.
1962 yılında Beklan Algan’ın sahnelediği “Sezuan’ın İyi İnsanı”na dinci-gerici bir güruh saldırı düzenledi. 1970 yılında Yılmaz Onay’ın Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) da sahnelediği “Hitler Rejimin Korku ve Sefaleti” yasaklandı. 1976 da yine aynı topluluğun sergilediği “Komün Günleri” nin İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde oynanması engellendi.
“Üç Kuruşluk Opera” nın serüvenine gelince; John Gay’in uzun yıllar İngiltere sahnelerinde sergilenen “Dilenciler Operası”ndan yola çıkılarak Bertolt Brecht ve Elisabeth Hauptmann tarafından yeniden yazılan oyun, Londra’nın yoksul ve karanlık kesimlerinin yaşam mücadelesi verdiği Soho ve Whitechapel’de geçiyor.
Dilenciler kralı bay Peachum insanların acıma duygusunu paraya dönüştüren bir işadamıdır. Yeraltı dünyasında kapışıp durduğu mafya çetesi yöneticisi Macheath onun kızı Polly’yle evleniyor. Bu olayın ardından iki “güç” arasındaki büyük kavga başlıyor. Kavga sırasında polisten, ülkeyi yöneten kraliçeye tüm yönetim güçlerinin de ipliği pazara çıkıyor.
Dünyanın dört bir yanında perde açan “Üç Kuruşluk Opera” ülkemizde bir özel tiyatroda ilk kez sahneye 1964-65 sezonunda geldi. O günlerin gözde topluluklarından Kent Oyuncuları, Yıldız Kenter, Müşfik Kenterli, Şükran Güngörlü bir kadroyla oyunu sahneye getirdiler.
Tuncay Çavdar’ın dilimize çevirip sahnelediği oyun, Brecht’in “diyalektik tiyatro” önermesinin tam tersine dramatik bir üslupla sahnelendi. Oyunda değişen her sahne yeni bir atmosfer oluşturma üzerinden ilerliyordu.
1964 deki bu sahnelemenin ardından oyun uzun süre sahnelenmedi.
İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 70’lerin sonunda yerinden yönetim günlerinde oyun bir kez daha gündeme geldi.
1979 yılında “kolektif bir yönetim” le sergilenmeye çalışılan oyun üzerinde önce uzun tartışmalar oldu. Sonunda oyunun orijinal metni yerine bir adaptasyon olarak sergilenmesine karar verildi. Dünyaca ünlü müzikleri de değiştirildi. Besteci Semih Fırıncıoğlu oyun için yeni besteler hazırladı.
Oyunda Mustafa Alabora Macheath, Erdal Özyağcılar ise Dilenciler kralı rolündeydi.
1979’da Brecht ve yöntemi konusunda uzunca yollar alınmış, onun yöntemine ilişkin kitaplar ve yazılar yayınlanmıştı.
“Beş Para Etmez Oyun” adı altında sahnelenen oyuna “el” yordamıyla yapılan dramaturgi ve oyunculuk önermeleri onu ‘kurtarma’ya yetmedi.
Macheath rolünde Mustafa Alabora geçmişte Vasıf Öngören’le birlikte Brecht yöntemi üzerinde çalışmalar yaptığından en doğruya yakın sosyal jestlerle rolünü yorumlarken Erdal Özyağcılar da kimi sahnelerde dilenciler kralının tutumunu başarıyla sergiledi.
Ancak metinde yapılan adaptasyon oyunun tüm sınıfsal içeriğini, değişimi ve diyalektik işleyişi alt üst etmişti.
Oyunun yaşadığı bir başka talihsizlik de bir kısım Şehir Tiyatrosu oyuncuları tarafından oyun sonu yuhalanması oldu.
“Üç Kuruşluk Opera’nın bir başka sahnelenmesi de İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda gerçekleşti. 1988-1989 sezonunda yönetmen Yücel Erten tiyatronun önde gelen oyuncularından bir kadro ile oyunu sahneledi.
Engin Şenkan, Işıl Yücesoy, Tuncer Necmioğlu’nun başlıca rolleri paylaştığı oyunda ilk kez Kurt Weill’in besteleri sahnemizde seslendirildi.
Bir çok yanıyla başarılı bir yapım olan Erten’in “Üç Kuruşluk Opera” sahnelemesi sahne kenarında oturtulan Brecht tiplemesi ya da yarım perdeye yazılan “Bu Perde Ortodoks Brechtçiler İçin” gibi oyuna yeni bir katkı sunmayan zorlamalar dışında eli ayağı düzgün yapımlar içinde yerini aldı. Oyunun bir başka aksayan yanı da göstermece oyunculuk üslubundan kopuk oyunculuk sergileyen, koyu bir dramatik havada oynayan kimi oyunculardı.
1997 yılında ODTÜ ( Ortadoğu Teknik Üniversitesi) Oyuncuları “Üç Kuruşluk Opera” için kolları sıvadılar. Yönetmen Abdullah Cabaluz titiz bir ön çalışma ile oyunu sahneye taşıdı.
Cabaluz nerdeyse 40 yıldır çıkmaz sokaklarda dolanıp duran oyunu bu kez gerek metin, gerek sahneleme gerekse oyunculuk açısından doğru ayaklara oturtmayı başardı.
Brecht’in “ Beş Paralık Roman” adlı yapıtından da bölümlerin yer aldığı oyunda Cabaluz, oyunun özüne katkılar yapan buluşlarıyla izleyiciden tam not almayı başardı.
Örneğin Macheath için çekişmeye giren yaşamındaki iki kadının çatışmasının bir tenis maçına dönüşmesi ya da emniyet müdürünün emrindeki güvenlik görevlilerinin çatışmalar şiddetlenince vurucu bir time evrilmesi oyunun boyutlarını bambaşka bir yere taşıyordu.
Bu kez sahnede doğrudan çıkarları için yalın bir üslupla savaşan bir Peacheam ve Macheath vardı. Emniyet müdüründen gangster çetesi üyelerine dek toplumun çeşitli sınıfsal katmanlarına yapışmış figürler sürekli bir değişim geçirerek izleyiciyi şaşırtmayı başarıyorlardı.
Oyunculuk olarak bambaşka bir düzey yakalayan Polly’de Aybeniz Ece Cinkılıç, Mac de Bülent Dedeoğlu’nu kaplan Brown’da Levent Öztürk’ü ve bay ve bayan Peacheam’da Murat A. Aydın ve İmra Dinçer’i unutmak mümkün değil.
İkibinli yıllarda “Üç Kuruşluk Opera”nın adeta kısmeti açıldı. Ödenekli kurumlardan üniversitelere bir dolu topluluk peşpeşe oyunu sahnelerine taşıdı. Kocaeli Büyükşehir Tiyatrosu’ndan Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Ana Sanat Dalı’na, Bilkent Üniversitesi’nden Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’ne, Timis Oyuncuları, Akdeniz Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’ndan Robert Kolej’e, Basisen İzmir Tiyatro Grubu’na, İstanbul Ataköy Lisesi’ne bir dolu topluluk değişik yorumlarla “Üç Kuruşluk Opera”lar sergilediler.
Şimdi İstanbul’un orta yeri Harbiye’de Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’ndan yükselen “Üç Kuruşluk Opera”nın o ünlü ezgileri bizleri çağırıyor. Haydi hazırlanın Bertolt Brecht’in “Üç Kuruşluk Opera”sı pek yakında başlıyor.

NO COMMENTS

Leave a Reply