şiddet ve devrimci şiddet | levent navruz

şiddet ve devrimci şiddet | levent navruz

2591

Hayatlarının baharında olan iki delikanlı; Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol, 31 Mart 2015 tarihinde dünyanın en iyi korunan adalet saraylarından birini, İstanbul Adalet Saray’ını basarak, Berkin Elvan davasına bakan savcı Mehmet Selim Kiraz’ı rehin aldılar. Berkin Elvan’ı öldüren polislerin isimlerinin açıklanmasını istiyorlardı. Berkin Elvan için adalet istiyorlardı. Adalet yok, adaleti biz sağlayacağız diyorlardı.

Halkın adalete olan özlemi aynı zamanda adaletsiz düzene karşı da tepkidir. Çünkü, kulak verelim şaire: “Bozuk adalet yeter artık! / Acemi ellerle yoğurulan, iyi pişirilmemiş adalet yeter! / Yeter katıksız, kara kabuklu adalet! / Dura dura bayatlayan adalet yeter!’’ Bilinsin ki hiçbir halk adaletsiz kalmaz. Adaletin olmadığı yerde kıyamet olur. Kıyametse her gün her yerdedir. Bu nedenle, “Halkın ekmeğidir adalet” der Bertolt Brecht aynı şiirinde ve ekler: “Onu kim pişirmeli, dostlar söyleyin / adaletin ekmeğini de / kendisi pişirmeli halkın gündelik ekmek gibi / bol, pişkin, verimli.”

Şafak ile Bahtiyar halkın adalet talebini canları pahasına savunmak için Adalet Sarayı’ndaydılar. Buna karşılık AKP katillerin adlarını açıklayacağına, katliam yaptı. Oğlunun cenazesini almaya giden Şafak Yayla’nın annesi, soru soran gazetecilere “Katilleri sakladılar. Oğlumu öldürdüler.” diyordu. Evet, AKP katilleri korudu ve savcısını gözden çıkararak katliam yaptı ve bunun sonucunda savcı Mehmet Selim Kiraz da hayatını kaybetti.

Bu eyleme kadar Berkin Elvan’ın yoldaşları her gün sokak ve meydanlara çıkarak, adalet talebiyle yüzlerce eylem yaptı. AKP, polisi ile tüm eylemlere saldırıp yüzlerce devrimciyi yaraladı, işkenceyle gözaltına alıp, tutukladı… Berkin Elvan için yapılan tüm eylemlere şiddetle karşılık veren AKP, adalet talebini ise görmezden geldi. Cumurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaptığı her konuşmada, sözü Berkin Elvan’a getirip, “Yatıp kalkıp Berkin Elvan diyorlar. Öldü, gitti…’’ diyordu. Buna karşılık, Berkin’in yoldaşları “yatıp kalkıp” Berkin diyerek, adalet istiyorlardı. Tayyip Erdoğan’dan “bizzat talimat alan” polislerse şiddet ve terör uyguluyordu.

Peki, faşizm dizginsiz bir şiddet uygularken devrimciler buna karşılık vermeyecekler miydi? Ezenlerin bu dizginsiz şiddet ve terörüne karşılık ezilenlerin şiddet hakkı yok mudur? Cevabı Che versin: “Şiddet, sömürücülerin ayrıcalığı değildir, sömürülenler de onu uygulayabilirler ve dahası, uygun anda kullanmalıdırlar.’’ Devam edelim. Sözü Frantz Fanon alsın: “Şiddet daha dün başlamış bir şey olsaydı, belki de sergilediğiniz şiddetsizlik çatışmayı yatıştırabilirdi. Ama tüm rejim, hatta sizin şiddet karşıtı görüşleriniz bile bin yıllık bir ezme ilişkisiyle yönetiliyorsa, pasifliğiniz sizi ezenlerin safına koymaktan başka bir amaca hizmet etmez.”*

Evet, bugün ezenlerin şiddetine karşı çıkamayanlar dahası bu şiddete karşı meşru ve hak olan halkın devrimci şiddetinin uygulanmasını “terör” olarak görenler ezenlerin gayri meşru şiddetini savunur duruma düşeceklerdir. Orta ve ara yer yoktur. Ya ezenden yanasın, ya ezilenden.. AKP tüm halka dizginsiz bir şiddet uygularken ses çıkaramayanlar, devrimcileri şiddet ve terör uygulamakla suçluyor. Akıl fukarası kimileri de komplo teori- leri üretmekle meşguller. Komplo teorilerini ifrata vardırıp, Tayyip Erdoğan’la aynı yalanı söylediler; Sözde savcı Mehmet Selim Kiraz davayı ilerleten savcıydı ve katilleri açıklayacaktı ama malum örgüt rehin eylemiyle bunun önüne geçti. Şimdi akla zarar bu komplo iddiasına karşılık ne söyleyelim. Biraz dürüst olsalar iddiaları konusunda, davanın avukatlarına sorar ve gerçeği yani savcı Mehmet Selim Kiraz’ın davayı engellediğini öğrenirlerdi. Şu komplo teorilerine bakar mısınız? Komplo teorisi bile değil, söylenenler aslında. Bakın, bu eylem Berkin Elvan’ı sahiplenmenin meşruluğuna gölge düşürüyormuş. Soralım, bu sahiplemeyi kim yaptı? Bunu söyleyenler, Berkin Elvan için tek bir eylem örgütlemişler midir? Nasıl sahiplemenin meşruluğundan söz ederler. Berkin Elvan için Cephelilerin bir yıla aşkındır sürdürdüğü adalet mücadelesini görmezden gelerek devrimci bir eyleme, zenin kirli dili ile “kör terör’’ diyenler, kimlikleri ne olursa olsun, ahlaksızdırlar. Berkin Elvan’ın katilleri açıklansın diye sokağa çıkıp sesini duyurmaya çalışan devrimcilerin maruz kaldığı şiddete ve teröre ses çıkarmayanlar, bugün ne diye konuşurlar… Hangi vicdan ile konuşursunuz? Devrimcilerin kafaları, kolları işkence yapılarak kırılırken neredeydiniz? Hani her türlü şiddete karşıydınız. Aklınız başınıza, devrimciler zalimlere karşı şiddet uygularken mi geliyor? Bu nasıl vicdansızlıktır böyle? Bilsinler, “En mükemmel adalet vicdandır.”(Victor Hugo) Şafak ile Bahtiyar halkın vicdanıdır. Halkın adalet özlemidir. Çocukları polis tarafından katledilen anaların yürek acılarının sesidir. Hesap sorma isteğidir.

Eylem AKP’nin İç Güvenlik yasasına meşruluk kazandıracakmış… Yasa meclise geçmiş yasallaşmış, meşruluğu mu kalmış. Bu yasanın mecliste geçmemesi için tek bir eylem yapmayanlar, sınırlı tepkilerle kalanlar bugün devrimcilerin eylemlerine dil uzatamazlar. Sen yasa meclisten geçmesin diye tek bir eylem dahi yapma ama şimdi kalkıp eylem AKP’nin İç Güvenlik yasasına meşruluk kazandırıyor diye söz et. Sonra; AKP, iktidarı boyunca onlarca katliama imza atmış, hangisi için bir meşruluk aradı. Katliam yapmadığı gün kalmadı neredeyse. Tüm bu yaşanan şiddetten kim sorumludur? Aylardır her gün adalet için sokaklara çıkan, seslerini duyurmaya çalışan devrimciler mi? Yoksa yapılan bir basın açıklamasına dahi izin vermeyip saldıran, şiddet ve terör estiren AKP iktidarı mıdır? Evet, “Şiddetli denir asi ırmağa / Ama kimse şiddetli demez / Onu sıkıştıran yatağına…” (Bertolt Brecht)

Tüm bu yaşanan şiddet ortamının sorumlusu ve yaratıcısı AKP’dir, faşizmdir. En yasal bir basın açıklamasına bile izin vermeyerek, şiddet ve terör uygulayan kendileridir. AKP, bir tarafta hakkını arayan herkese terör uygularken diğer yanda terör demogojisi ile halkın haklı ve meşru mücadelesini boğmak ve engellemek istiyor. Bu konuda AKP’nin ekmeğine yağ sürenler arasında ne yazık ki kendine misyon biçen sol düşün- celer de vardı. Açıktan devrimci eylemlere terör deyip faşizmle aynı dili kullandılar… Komplocuların başını da bu siyasi hareketler çekiyor.

“Şiddetin aydınlattığı halk bilinci, her türlü pasifikasyona isyan eder. Artık demagogların, oportünistlerin işi zordur.”* Gerçekten çok zordur artık komplocuların işleri. Şafak ile Bahtiyar’ın yürek yankısı olan; “Halkımız sizi seviyoruz’’ sözlerine karşılık halklarımız ve dünya halkları “biz de sizi seviyoruz’’ diyerek karşılık vermiş, adalet taleplerini sahiplenmişlerdir. Bugün AKP iktidarının bu eylem üzerinden devrimcilere ve halka saldırması boşuna değil. Şafak ve Bahtiyar için “biz de sizi seviyoruz” dedikleri için gözaltına alınan, tutuklanan ve çeşitli baskılara maruz kalan insanlarımız var.

Meşru ve haklı olan ezilenlerin, ezenlerin şiddet ve terörüne karşı uyguladıkları şiddettir. “Yalnızca şiddet, halkın şiddeti, liderlerin örgütlediği ve yönlendirdiği şid- deti kitlelerin toplumsal gerçekliği kavramasının anahtarını verir.’’ ve “Şiddet bireysel düzeyde temizle- yici bir güçtür. Sömürge insanını aşağılık kompleksinden, umut- suzluk ve pasiflikten kurtarır, ona cesaretini ve özgüvenini yeniden kazandırır. (…) Şiddet halkı lider düzeyine çıkarır.”*

Bundan sonra da AKP, iktidarını korumak adına daha fazla şiddet ve terör uygulayacaktır. Elinde bulundurduğu tüm baskı araçla- rını devreye sokup kendi iktidarı- nın ömrünü uzatmak isteyecek- tir. Ama bu baskı, şiddet ve terör AKP’nin ömrünü uzatmaya yet- meyecektir. Karşı-devrim, devrimi büyütür. Karl Marx’ın dediği gibi “Karşı-devrim, devrimin kamçı- sıdır…’’ Bunun içindir ki, yıllardır söylenen slogan geçerliliğini ko- rur: Faşizmi döktüğü kanda boğacağız!.. Boğulacak. Faşizm kay- bedecek, biz kazanacağız!

*Che Guevara Askeri Yazılar Yar Yayınları

**Alıntılar : Frantz Fanon, Yeryü- zünün Lanetlileri, Versus Kitap

“Ölümlere yatarım da baş eğmem zindanlara” diyerek yola çıkanları yasaklarla sınayabilir misiniz? Yasaklarla engel olabilir misiniz?

NO COMMENTS

Leave a Reply