‘Şarkılar Vize Tanımaz, Efendiler’ | grup yorum

‘Şarkılar Vize Tanımaz, Efendiler’ | grup yorum

880

‘Şarkılar Vize Tanımaz, Efendiler’

Bu sene Almanya’da “Irkçılığa Karşı Tek Ses Konseri”nin dördüncüsü düzenlendi. Avrupa’nın dört bir yanından ücretsiz otobüsler kaldırıldı yine Grup Yorum gönüllüleri tarafından; Akdeniz kıyısı Marsilya’dan, Alp Dağları’nın ardı Viyana Innsbruck’dan ve İngiltere’nin kalbi Londra’dan ve daha pekçok ilden uzun mesafeler kat ederek geldi yine Yorum severler. 20 bin yürek olmaktı bu yılki hedef. Ülkemizde beş şehirde yaptığımız ve milyonlarca insanın katıldığı 30. yıl konserlerimizi, Avrupa’da da her zamankinden daha görkemli bir konserle noktalayalım istedik.

Evet, hedefimiz büyümüştü, ama bu sefer baskılar da büyüdü. Geçen yıl 15 bin kişi gelmişti Oberhausen König Pilsener Arena’daki konsere, bu sene ise 20 bin kişilik hedefimize ulaşacağımıza dair bir şüphemiz yoktu. 8’i Türkiyeli 10 esnafın devlet destekli Nazi çeteler tarafından katledildiğini teşhir ettiğimiz; Türk, Kürt, Alman, Arap ırkçılığa karşı birlik olalım dediğimiz, ırkçı politikalara karşı birlikte mücadele edelim dediğimiz bu konserleri Almanya devletinin engellemek istemesi doğaldı tabi. Halklar arası, özellikle de yabancılara karşı, düşmanlığı körüklemenin bir devlet politikası olduğunu hep söyledik. Ülkemizdeki faşizmi insanlara anlattığımız gibi, emperyalist devletlerin Ortadoğu halkları başta olmak üzere bütün halklara çektirdiklerini de anlatmamız gerekiyor.

Onlarca söyleşi planlanmıştı, Almanya başta olmak üzere bütün Avrupa’da. Onbinlerce afişimiz vardı Avrupa’nın bütün şehirlerinin duvarlarını donatacağımız. En önemlisi ise binlerce yürek vardı bizimle çarpan; bu büyük konseri mümkün edecek Grup Yorum gönüllülerimiz vardı yine.

Aylar öncesinden başladı konserin çalışmaları, bizler de Grup Yorum olarak, yaklaşık bir ay öncesinden Avrupa’ya gidip, bu çalışmalara dahil olacaktık. Derneklerde, üniversitelerde, kafelerde halkla söyleşiler yapacak, insanlara bu konserin önemini anlatacaktık. Almanya devleti yapılan vize başvurularının hepsini reddedince, sadece bir Yorum üyesi Almanya’ya gidebildi. Grup Yorum’un Almanya’da yaşayan üyesi İhsan ile birlikte bir yandan konser çalışmaları yaparken, bir yandan da vize yasağına karşı bir kampanya yürütüldü. Oradaki dostlarımızın yardımıyla Alman kamuoyuna taşıyabildik vize yasaklarını ve Alman Sol Partisi’nin de desteğiyle teşhir ettik bu hukuksuzluğu.

***
İki Yorum elemanı ve her seferinde yanlarında oturup onlarla birlikte konseri anlatan Yorum gönüllüleri bir söyleşiden ötekine dolaştı. Çok kişiyle tanıştı, konuştu ve görüş aldılar. Alevi derneklerinde yapılan söyleşilerde halkın Türkiye’deki faşist iktidara ne kadar öfkeli olduğunu tekrardan gördük, çünkü onlar vatanlarından uzakta yaşıyor olsalar da şuan, bir parçaları hala kendi topraklarında. En çok karşılaşılan soru; Yorum’un, özellikle de seçim sonrası, ülkemize dair umutlu olup olmadığıydı. Aldıkları cevap ise çok net ve tatmin edici oluyordu, tek yolun mücadeleden devrimden geçtiğini anlatıyordu her seferinde Yorum. İnsanlar umut aldıklarını dile getirdiler birçok kez, devrimcilerden aldıkları umuttu bu. Yorum’un ne kadar halklaşmış olduğunu bir kez daha gördük Almanya’da, her yerde çok sıcak karşıladılar. Soru yağmuruna tuttular her söyleşi sonrasında, sıcak sohbetler gelişti derneklerde.

Konser tarihi gittikçe yaklaşıyordu ve emperyalist Alman devleti, Yorumculara vize vermemekte ısrar ediyor. Hatta üyelerinin bir kısmına Schengen yasağı koymak için işlem başlatmıştı. Buna cevap olarak Avrupa Yorum’u kurarız dedi Yorum. Peki Alman devleti bilmez mi Yorum’un halk olduğunu? Bilmiyorduysa da şimdi öğrenmiş olurdu.

Yorum’un müzisyen dostlarından ve Yorum üyesi Bahar’dan oluşan 5 kişilik bir grubun vize aldığını öğreniyoruz. Konsere gitmek üzere İstanbul’dan havalandılar. Fakat Düsseldorf Havalimanı’nda vizeleri olmasına rağmen gözaltına alındılar ve yaklaşık 8 saatlik sorgudan sonra sınırdışı edildiler. Mevzubahis Türkiyeli devrimciler olunca Almanya Devleti’nin ne kadar pervasızlaştığını, kendi yasalarını çiğnediğini gördük. AKP faşizmiyle işbirliği içinde olduklarını bir kez daha gözler önüne serdiler. Bizler, devrimciler, bunların demokratlığının lafta olduğunu her zaman söyledik, ama burjuva demokrasisini toz pembe görenlerin gözünü bir nebze de olsa açtı bu konser süreci. Kafa kesen IŞİD militanlarını dahi ülkeye alan Alman emperyalizmi, yüzlerce kez ülkeye girip konserler vermiş devrimci bir müzik grubunu ülkesine almamıştır, çünkü bizlerin silahı onları daha çok korkutmakta; yani düşünce ve fikirlerimiz.

***
Konserin bir hafta öncesinde tüm müzisyen ekibi toparlanmıştı. Çoğunluğu Yorum sevenler, geçmişte de birlikte çaldığımız dostlarımız ve eski Yorum üyeleri… 14 Kasım günü 30’a yakın üyeden oluşan bir Avrupa Grup Yorum’la çıkılacaktı. Beş gün beraber çalarak, kaynaşmıştı ekip, repertuarı eksiksiz çalıştı. Coşkuluydu, yaptığı işin önemini çok iyi kavramıştı, her şeyi göze alarak bir araya gelen bir ekip oluşturulabilmişti Almanya’da da. Kimi okulundan, kimi işinden feragat ederek, kimi rahatsızlıkları olmasına rağmen bir oldu tüm ekip.

Gelelim o büyük güne. Herkeste tatlı bir telaş, ama biraz da kaygı. “Paris katliamı var, konser tehlikeli; Yorum gelemedi, konser olmayacak” söylentileri yayılmıştı Almanya’da. Bazı radyolarda konserin iptal edildiğine dair yalan haberler yapılıyordu. Henüz bir gün geçmemişti Paris katliamından; korkup, kaygılanıp, gelmeyen bir sürü insan demekti bu. IŞİD çetelerinin benzer katliamları Almanya’da da yapacağı korkusu hakimdi insanlarda. Bu katliam öfkemizi daha da arttırmıştı egemenlere karşı, yüzden fazla halktan insan katledilmişti. Bizi tam olarak neyin bekleyeceğini kestiremiyorduk, bu nedenle yoğun önlemler aldık biz de… Bir yandan da Fransa ve İngiltere’den otobüslerin gelemeyeceği haberi ulaşmıştı bizlere ki bunun da asılsız olduğunu öğrendik. 20 bindi hedefimiz ama olumsuzluklara bakarak daha düşük bir katılımın olacağını düşünüyorduk haliyle. Saat 17.00 olmuştu artık ve sahnenin arkasında herkes hazır bekliyordu. Perdenin kenarından bakınca salonun alt kısmının tamamen dolduğunu görmek bizleri çok rahatlatmıştı o anda. O gün oraya tek bir izleyici dahi gelmiş olsaydı, program yapılacaktı eksiksiz, o konuda emindik ama binlerce insanın sahiplendiğini görmek bambaşka bir duyguydu bizler için. Kızıldere şarkısını kitleyle sahne arkasından söyledikten sonra Yorumcu iki arkadaş sahneyi aldı, “Şarkılara Vize Koyamazsınız” diyerek kısa bir konuşma yaptı ve ardından sahneye diğer arkadaşları davet ettiler. Çok coşkuluydu kitle. Sahnedekiler de çok heyecanlıydı, çünkü o gün orada bir tarih yazılıyordu.

Mey, zurna, bağlama, akustik gitar, davul, trompet, trombon, basgitar, e gitar, yan flüt ve keman, eksiksiz bir ekip vardı sahnede. Kemanda Alman dostumuz Eva ve yanında bir söyleşi esnasında tanıştığımız 11 yaşındaki en genç Yorum gönüllüsü vardı sahnede. 15 kişilik de güçlü bir koromuz vardı bizimle sahneyi paylaşan. Güleycan’la başladı konser. Ses sistemi sorunlu olmuş olsa da, bir çuval inciri berbat edemedi, çünkü bizleri sahiplenen 7 bin kişilik bir kitle vardı karşımızda. Yani bir halk korosu… Alışıldığın dışında ‘Geçti Dost Kervanı’ türküsünü hep beraber söyledik sadece çalınan bağlama eşliğinde.

Bütün engelleme girişimlerine rağmen bizleri Oberhausen’de yalnız bırakmayan İspanyol rapçı Pablo Hasel de adalet savaşçıları için yaptığı şarkıyı söyledi. Dans gösterisi ve konuşmaların da olduğu programda coşku hiç eksik olmadı.

4 saati aşan konser Çav Bella’yla noktalandı. Her şey beklediğimizden de güzel geçmişti. Belki 20 bin kişi gelmemişti ama; çok değerli, her şeye rağmen Yorum’u sahiplenen, 7 bin kişilik bir kitle gelmişti. “Irkçılığa karşı tek ses, tek yürek” olmak için gelmişti.

Bir kez daha tarih yazılmıştı 14 Kasım’da, yine bir ilki gerçekleştirmiştik belki de.

Evet, sizce de öğrenmiştir değil mi, Alman devleti türkülerin susmayacağını?

NO COMMENTS

Leave a Reply