sanatta egemen olan sosyalistlerdir | grup yorum

sanatta egemen olan sosyalistlerdir | grup yorum

1652

Ahmet Hakan ın 17.03.2015 tarihli şeyazısında “Sanat ve edebiyatta sol egemenliği” başlıklı bir bölüm yer aldı. “Kod Adı Koz” isimli filmin yönetmeninin sözleri üzerine bu yazıyı kaleme almış. Yönetmen demiş ki; “Sinema ve edebiyat dünyasına sol görüşlüler hakimdir. Bizim camiadan da birilerinin çıkıp böyle filmler yapabileceğini göstermek istedim.” Ardından sağcı yazarlara övgüler dizen eleştirmenlerden bahsetmiş. Ve sözü şöyle bağlamış Ahmet Hakan: “Neyse uzatmayalım, demem o ki, ister sağcı ol, ister İslamcı yeter ki iyi eser üret. Solun egemen olduğu kültür ve sanat dünyasının bentlerini yıkıp geçmen her zaman mümkündür. Kaldı ki o bentler de öyle sandığın kadar top geçer adam geçmez kıvamında değildir….” Bu sözlerle ezik yönetmeni yüreklendirmeye çalışmış.

Ahmet Hakan’ın halkçı yazarlara düşmanlığı, hazımsızlığı yeni değildir. “Sol egemendir” diyerek esas tartışmayı muğlaklaştırarak gözden uzaklaştırıyor. Solcu edebiyatçı diye, halk için yazan, devrimci sosyalist yazarlardan bahsedilir. Sağcı edebiyatçılar ise yüzlerce yıldan beri padişahların, egemenlerin, sarayların içinde, etrafında yaşar ve iktidara övgü düzerler. Bu nedenle tartışmayı, sağcı edebiyatçı, solcu edebiyatçı diye muğlak bir zeminden çıkararak tartışmak gerekir. İslamcı-sağcı edebiyatçılar derken, tarafı egemenlerden, ezenlerden, zenginlerden, saraylardan, devletlerden yana olanlar kastediliyor. Solcu edebiyatçılar denince de, doğrusu, devrimci, sosyalist ve halkçı edebiyatçılar sanatçılardır.

Ne zaman sağcı yazarlara bir eleştiri gelse, hemen savunma refleksiyle hareket ediyor Ahmet Hakan. 2013 yılında Necip Fazıl’ın Menderes’e yazdığı mektuplar açığa çıkınca, bu defa Nazım’dan örnek vererek Necip Fazıl’ı yüceltmeye çalışmıştı. Necip Fazıl, zamanında iktidara mektup yazarak para istemiş. Aldığı paralar karşılığında da, halkçı yazarlara karşı yazılar yazacağı taahhüdünde bulunmuş. Ahmet Hakan bunu basit bir zaaf olarak değerlendiriyor. Yazdığı yazıda, Nazım’la, Necip Fazıl’ı aynılaştırıyor; “İkisi de sanatlarıyla değerlendirilmeyi hak edecek denli büyük sanatçıdır.” Değildir Ahmet Hakan, Necip Fazıl halkın kalbinde yaşayan yük bir şair değildir. Nazım’la değerde sunmak için istediğiniz kadar çabalayın, boşuna. Yazmak için para dilenen Necip Fazıl ile “Sevdalınız komünisttir, on yıldan beridir yatar Bursa Kalesinde” diyen Nazım aynı değildir. Bütün İslamcı yazarlar iktidardan aldıkları paralarla yazarlar, beslenirler. Sosyalist edebiyatçılar, şairler ise halk için yazarlar ve bunun karşılığında bir şey beklemezler. İşte bu yüzden; devrimci, halkçı, sosyalist  edebiyat ve sanatçıların yanına yaklaşamaz islamcı yazarlar.

Ahmet Hakan İslamcı bir yazardır; bugün Hürriyet gazetesinde kendisine bir köşe bulmuş, burjuvaziye kendini ıspatlama derdinde, İslamcı kökenden bir köşe yazarıdır. Babası müftü, kendisi imam hatip mezunudur, ardından ilahiyat okumuştur.

İslamcı Yedi İklim Dergisi’nde yazıları yayınlandı. TGRT’de muhabirlik yaptı. Yeni Şafak’ta köşeyazıları yazdı. Kanal 7’de haber müdürlüğü ve programcı olarak çalıştı. Şimdi Hürriyet Gazetesinde yazı yazıyor ve CNN Türk televizyon kanalında program yapıyor. İslamcı kimliği yerine, “herkesi kucaklayan bir Ahmet Hakan” kimliğine bürünmeye çalışıyor. Zaman zaman İslamcıları da eleştirerek akıl vermeye çalışıyor.

Ahmet Hakan! Boşuna uğraşma, kendini yorma, islamcı, sağcı yazarlara boşuna moral vermeye çalışma. Ne sen, ne de başka bir islamcı, sağcı yazar iyi eser üretemez. Mümkün değildir. Tarih boyunca böyle ola gelmiş; bugün de, yarın da böyle olacaktır. Siz sadece sarayların kulu kölesi olabilirsiniz.

Saraydan icazet almadan tek satır yazamazsınız. O çok övündüğünüz Osmanlı Sarayı’nın şairlerini, bestecilerini sadece sen ve senin gibi islamcılar hatırlar… Halk adlarını bile bilmez onların. Milyonlarca ilkokul öğrencisine ezberletmeye çalışsanız da boşuna. Saray şairlerinin sırtını sıvazlayan dalkavuklardan farkınız var mı? Geçmişte, Osmanlı saray şairleri, Halk edebiyatçılarını aşağılardı, küçümserdi. Bugün ise, her gün gazetelerde, medyada, gazete şelerinde yazanlar, halk sanatçılarını küçümsemeye devam ediyor. Bugün hiç kimse, osmanlı şairlerini hatırlamaz, eserlerini hatırlamaz. Ama halk edebiyatı bütün baskılara, yasaklara rağmen dimdik ayaktadır. Pir Sultan’ın “dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” sözü halkın kalbinde belleğindedir. Köroğlu’nun “Benden selam olsun Bolu beyine” türküsü dilden dile yayılır söylenir. Halk, “Mert dayanır, namert kaçar” züyle meydan okur ezenlere. Ve halk şairlerinin gücü gezi ayaklanmasında kendini gösterir, Dadaloğlu Taksim Meydanında haykırır “Ferman Padişahın Dağlar Bizimdir” der. İşte halk şairlerinin, halk sanatçılarının gücü buradan gelir Ahmet Hakan. Koca imparatorluklar devrilir, saraylar yıkılır… Ama halk yaşar.

“Solun egemen olduğu kültür ve sanat dünyasının bentlerini yıkıp geçmen her zaman mümkündür” demişsin… Hadi sen yaz da görelim. Böyle başkasına akıl verme!.. Madem solcu yazarları aşmak zor değil, sen yap! Onlarca yıldır bu alandasın, yap da görelim. Bütün teknik araçlar, bütün kütüphaneler, bilgisayarlar, seyahatler, uçaklar hepsi emrinizde…

Buna rağmen kötü bir taklitten öteye gitmeyen eserler üretmeye mahkumsunuz. En başta sağcılara akıl veren sen, kötü bir taklitçisin. Kendine ait tutarlı tek bir fikrin yok, bugün savunduğunu yarın inkar ediyorsun.

Zamanında Osmanlı Saray bestecileri, şairleri kese kese altınla ödüllendirilirlerdi. Padişahı, veziri ne kadar överlerse, o kadar altınla ödüllendirilirlerdi. Bugün sen, Hürriyet’ten, CNN Türk’ten aldığın paralardan vazgeçebilir misin? Yazacağın her kelimede, her satırda hesap kitap yapmadan, en bilimsel doğruları, gerçekleri yazabilir misin?

Peki gerçekten islamcı yazarların, sağcı yazarların büyük eserler üretebilmesi mümkün müdür? Nazım gibi, Yaşar Kemal gibi, Orhan Kemal, Sabahattin Ali ve sayabileceğimiz onlarca usamız… İslamcıların böyle eserler üretebilmesi mümkün müdür?

Yapabilirler tabii ki, ama bu DEĞİŞİM ile mümkündür. Zenginin sofrasında varlık içinde yaşamaktan vazgeçerlerse mümkündür. Aklımıza gelebilecek her şey için, “Halk için yararlı zararlı mı?” diye sorarak tercihlerini halktan yana yapmalarıyla mümkündür. Hiçbir insanın başka bir insanı mürmediği bir dünya istemeleriyle mümkündür. Halk için, adalet için yazmalarıyla mümkündür. En yük tasavvufçulardan biri olarak gösterilen Yunus Emre’yi diğer islamcılardan ayıran en büyük özellik, halk için yazmış olmasıdır. İçinizden bir Yunus Emre çıkabilir mi? Mümkün değildir, çünkü Yunus Emre sarayları ve zenginliği tercih etmemiştir.

Solcu, devrimci, halkçı yazarların hem ülkemizde, hem de dünyada etkili olmasının başlıca, önemli nedenleri vardır. Halkçı yazarlar, şairler, ressamlar kişisel olarak çok yetenekli oldukları için, süper güçlere sahip oldukları için güçlü eserler üretmiyorlar.

Olağanüstü, Allah vergisi büyük yetenekleri olduğu için de üretmiyolar. En başta gerçekleri anlattıkları için, bu gerçekleri halkın yararına değiştirmek için yol gösterdikleri için, ayağa kalkma gücü verdikleri için eserleri ölümsüzdür. Zorluklar karşısında yılmadıkla ve sanatlarını yaparken egemenlere boyun eğmedikleri için ölümsüzdür. Gerçeğin gücünden yola çıkarak, yalınlığın gücüyle, sıradan olmadan basit,sade şünerek, yaşadığı toprakların yaşamını, kültürünü özümseyerek üretiyorlar. Ruhi Su anadolunun yasaklı türkülerini aldığı batı eğitimiyle yeniden düzenliyor ve gümbür gümbür meydan okuyan türküler haline getiriyor. Bu türküler halkındır diyerek her türlü gerici ve baskıcı düşünceye karşı direniyor. Nazım Hikmet memleketin halini dobra dobra anlatıyor, vata satanları şiirleri ile hedef tahtasına oturtuyor. Yüzyıllar öncesine gidersek Pir Sultanlar darağaçlarında inançlarını ölümüne savunuyorlar. Yani lafın kısası halkın ozanları, solcu edebiyatçıları, ressamları, müzisyenleri önce yürekli, halkına karşı sorumlu ve sonra sanatçılardır.

Ahmet Hakan, Yaşar Kemal hayatını kaybettikten sonra yazdığın köşe yazısında ona övgüler dizdin. O Yaşar Kemal ki, halkın gönlüne İnce Memed’le girmiştir. Zalim Abdi Ağa’dan hesap soran İnce Memed ile halkın duygularına seslenmiş, halka yol göstermiştir. Sen bugün, zalime zulme karşı böyle yazabilir misin? Herhangi bir islamcı yazar, bugün zalime karşı İnce Memed olun diyebilir mi? işte asıl mesele burada Ahmet Hakan. Olamazsınız, boşuna akıl vermeyin.

Sizin tarafınız ezenlerin, egemenlerin yanı oldukça, dev gibi halkçı edebiyatçılarımıza, sanatçılarımıza imrenerek bakmaya devam edeceksiniz. Evet bu ustalar bizim, bize ait. Ne mutlu bize ki, o büyük ustaların yolundayız, onların yolunda yürüyoruz. Büyük sanatçı olmak genlerle, yaradılışla, fıtratla açıklanamaz. Tamamen bir tercih meselesidir. Sağcı-islamcı yazarlar! Evet siz de değişirseniz, tercihinizi halktan yana yaparsanız, önce yürekleriniz halk için atar, gerçeklerin peşine şer ve kalemlerinizi ve beyninizi halkın yararına kullanırsanız işte o zaman siz de özgürleşirsiniz ve büyük eserler üretebilirsiniz. Ama böyle yapmıyorsunuz işte. Geçmişten bugüne saraylardan çıkamadınız, padişahların dibinde onlar için ürettiniz. Halk açlıktan kırılırken, isyan ederken siz halkın yanında değildiniz. Siz Sultanların, padişahların suçlarını örtmek için yazdınız, çizdiniz.

Yüzyıllar öncesinden bugüne gelelim, mesela Ahmet Hakan sizde o kuşaktan geliyorsunuz, siz de yazamıyorsunuz, hiç düşündünüz neden diye. Yazamıyorsunuz ve yazamayacaksınız güçlü eserler. Çünkü “Halk için faydalı mı, zararlı mı?” diye köşeleriniz yok sizin. AKP’nin bir zorbalığını eleştirir görünürken aynı anda “ama, iyi şeyler de yapıyorlar” demeye başlıyorsunuz kendinizi korumak için.

Biraz üstünüze gelseler 180 derece dönüyorsunuz. İki yüz elliden fazla çocuğun polis kurşunu, hapishanede işkence ile öldürüldüğü, çoçuk esirgeme kurumlarında tecavüze uğradığı bir ülkede tercihiniz halktan yana olmuyor. Devlete karşı tavır takınamıyorsunuz. Berkin Elvan için 700 gündür dilekçe vermekten, Taksim Anıtı’na ekmek bırakmaya kadar yapılan eylemleri görmüyor, adalete susamayı bilmiyorsunuz.

Psikopatlık mı? Yazsanıza, asıl psikopatlık 12 yaşında çoçuklara onlarca kişinin tecavüz etmesi diye… Asıl teröristlik “çocuk da olsa kadın da olsa gereği yapılacaktır” demektir, çocukların katledilmesi üzerine “emri ben verdim” demektir. Berkin’in annesini meydanlarda yuhalatmaktır. Yapmazsınız… Yaparsanız devleti karşınız alırsınız… Yazarsanız sizin sağcı-islamcı yazarlarınız iktidarların olanaklarından mahrum kalırlar. O yüzden susarsınız, yazmazsınız.

Ne yazık ki, kıskanmaya devam edeceksiniz, onlar, o büyük ustalar bizim. Süslü sanatlar, edebiyatlar sizin olsun. Nobel ödülleri sizin olsun, Hollywoodlar, Oscar ödülleri sizin olsun. Hayran olduğunuz batı sanatı, edebiyatı sizin olsun. Para, şan, şöhret ve şatafatlı geceler sizin olsun.

Bütün bunlara rağmen egemenlik Halk edebiyatında, halk sanatındadır. Dünya halklarının bütün edebiyatı, sanatı bizimle birliktedir. Sağcı-islamcı edebiyatçılara, sinemacılaraış milyonların yazarı olmayı değil iktidarın yazarı olmayı seçiyorsunuz. Berkin’i, Uğur Kaymaz’ı, Ceylan’ı vuranları, 12 yaşındaki çoçuklarımıza tecavüz edenleri terörist olarak görmeyip, adalet isteyenleri anında psikopat, terörist diye yaftalamayı biliyorsunuz.

Halkçı edebiyatçılar, yazarlar, şairler, sinemacılar, ozanların eserlerinde, ülkemizdeki 73 milletin ve dünyadaki 7 milyar yoksulun ekmek adalet ve özgürlük özlemini bulursunuz. Bu nedenle boşuna uğraşmayın.

NO COMMENTS

Leave a Reply