SANATIMIZ YOZLAŞMAYA VE UYUŞTURUCUYA KARŞI CEPHEDEN SAVAŞMALIDIR | mete yılmazer

SANATIMIZ YOZLAŞMAYA VE UYUŞTURUCUYA KARŞI CEPHEDEN SAVAŞMALIDIR | mete yılmazer

733

Haber kanallarında, reklamlarda sıklıkla “uyuşturucuya karşı” çeşitli gösterilerin, sanat etkinliklerinin yapıldığını görüyoruz. Kimisi bazı sanatçıların kişisel girişimi, kimisi Avrupa fonlarından destekli kuruluşlar. Kimisi de devlet eliyle yapılıyor. Bu haberlerden birkaçını yazıyoruz…
*Gençlik ve Spor Bakanlığının desteklediği ve Dünya Gençlik Sanat ve Kültür Derneğinin yürüttüğü ”Madde bağımlılığının önlenmesi” projesi kapsamında, tiyatro sahnelendi. “Heybeden gerçek üstü aşk” oyununu oynayan ve kahkahalarla izlenen oyun büyük beğeni toplayarak gençlerden alkış aldı.
*Ankara Sanat Kulübü Başkanı Türker Demir, “Gençler arasında yaygınlaşan uyuşturucuya karşı Ankara Sanat Kulübü olarak Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nun bu yılki parolasını destekliyoruz ve diyoruz ki ‘Uyuşturucuya karşıyız halk oyunlarına bağımlıyız’ bizler hem gençleri uyuşturucudan uzak tutuyoruz hem de gençlerimizin sosyalleşmesini sağlıyoruz” dedi. Geceye Ak Parti Ankara Milletvekili Tülay Selamoğlu, Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül, meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
*Uyuşturucuya Karşı Kuğu Gölü Balesi Misyonu tüm dünyada uyuşturucu karşıtı olarak bilinen ünlü koreograf Fredrik Rydman tarafından sahneye konulan Swan Laked Reloaded, bilinenin aksine “Aşk ve sevginin değiştiremeyeceği hiçbir şey yoktur” mottosuyla çıkış yapıyor.

Bu haberlerin sayısını arttırmak mümkün. Ancak uyuşturucu kullanımı her geçen gün büyük bir hızla artıyor. AKP iktidara geldiği günden itibaren uyuşturucu kulanımı yüzde 800 artmış, uyuşturucu kullanım yaşı ilkokullara kadar düşmüş durumda. Bu kadar hızlı artmasının temel nedeni iktidarın özel olarak uyuşturucunun ve yozlaşmanın önünü açmasından geçiyor. Bütün lise önlerinde sivil polisler, resmi polisler bulunuyorlar. Bu kadar polisin, teknik olanağın olduğu yerde uyuşturucu satıcıları cirit atıyorlar. Neredeyse her uyuşturucu operasyonunda, polis komiseri, bürokratların adları geçiyor. Hem büyük bir para kazanma kaynağı, hem de halkı uyuşturmanın aracı oluyor. Açlıkları, yoksullukları karşısında örgütlenme, hak talep etme mücadelesi yerine, uyuşturucuyla, alkol ve cinsellikle beyinleri sakatlıyorlar. Bu nedenle uyuşturucu halka karşı yürütülen büyük bir savaşın silahı haline geliyor. Birkaç çetenin işi olmaktan çıkıp, dünyada büyük devletlerin bilgisi dahilinde yaygınlaştırılıyor. Ülkemizde de AKP eliyle yapılıyor. Ancak uyuşturucuya karşıymış gibi çeşitil etkinlikler yaparak kendilerini aklamaya çalışıyorlar.
Devlete bağlı uyuşturucu “tedavi merkezleri” AMATEM’ler hiçbir çözüm üretmiyor, tersine bu merkezlerde uyuşturucu satıcıları kol geziyor. Uyuşturcu bağımlıları kurtulmak istediklerinde bu “tedavi merkezlerinde” daha fazla bağımlı hale geliyorlar.
Ve uyuşturucunun yaygınlaştırılmasında, meşrulaştırılmasında da en büyük rolü “sanatçılar” oynuyorlar. Sanatın halkı uyuşturmak için kullanılması yeni bir şey değil. Onlarca yıl önce başlamış. 68 kuşağının gençleri Amerika’nın Vietnam’ı işgal etmesine karşı büyük eylemler yaparken, Rock müzik bu isyanın sesi olmuştu. Büyük müzik yapımcıları da, yüzbinlerce genci yine Rock müzik ile etki altına almanın yollarını aradılar. Yüzbinlerce kişilik büyük “live Age” festivalleri düzenlediler. Bilinen Rock grupları Rolling Stones, Beatles.. bu yollardan geçti. Ülkemizde Rock’n Coke fesitvalini gözümüzün önünde canlandıralım. Bu Festivalin yaratıcıları bu 68 kuşağı gençliği teslim almaya çalışan büyük müzik yapımcılarının, burjuvazinin ta kendisidir.

Uyuşturucu, Alkol ve Serbest Aşk’ın propagandası ile milyonlarca genci etkilediler. Yüzbinlerce genci festival alanında Rock ve uyuşturucuyla “nirvanaya” ulaştırdılar.” Festival alanı dışında uyuşturucu kullananlar tutuklanırken, festival içinde uyuşturucu serbestçe, elden ele dolaşıyordu.Bugün yakın tarihimize bakalım, Rock’n Coke festivali bunlardan farklı mıydı.
Birçok uyuşturucu operasyonunda “sanatçıların” gözaltına alınıp serbest bırakılması ve uyuşturucuyu meşrulaştıran konuşmaları boy boy kanallarda geziyor. Neredeyse uyuşturucu kullanmayan yoktur. Uyuşturucu kullanmamak ayıplanır hale gelmiştir dizi setlerinde, rock festivallerinde…
“Ünlü şarkıcı Amy Winehouse’un uyuşturcu kullanırken görüntülendiği fotoğraf basına sızdı” Ve sonrasında Bu şarkıcı 27 yaşında hayatını kaybetti. “Mega Star” Tarkan ise neredeyse bir dizi setindeymiş gibi gözaltına alınıp uyuşturucu kullanması normalmiş gibi günlerce haberleri yapıldı. Bu haberler masum değildir, halkı uyuşturcuya alıştırmanın yollarından biridir.
Bu tür sanatçılar ahlaksızlıklarıyla, iğrençlikleriyle ünlerine ün katarlar. Bu “sanatçılar” sahnede, televizyon karşısında, cinsellikten bahsedecek kadar kendilerini kaybederler. Yaptıları müzik, oynadıkları diziler, yazdıkları romanlar onlara göre en büyük iştir, çok anlamlıdır. Garip birkaç cümleyi bir araya getiren karşımıza “sanatçı” olarak çıkıyor. Ancak ciddiyetsizdirler, ilkesizdirler, halk umurlarında değildir. Hiçbir düşünceyi sonuna kadar savunmazlar, tek yaşam felsefeleri tüketimdir. Her şeyi tüketirler, aşkları, kıyafetleri,arabaları, işleri… Onlar için savunacakları tek şey, kazandıkları parayla doğru orantılıdır. O iş çok para kazandırıyorsa, iyidir… Başka da bir felsefeleri yoktur. Bu nedenle düşünmekten acizdirler, iki kelimeyi bir araya getirmekten acizdirler.
Bunlar halkın sanatçıları değildir. Halkı egemenlerin çıkarı çıkarı uğruna aldatanlardır. Halkın en güzel değerlerini yozlaştıran, ahlaksızılığın, uyuşturucunun, fuhuş patlamasının öncüleridir. Bu tür sanatçıları Burjuvazi, son teknolojik olanaklar iler parlatır, “mega star” diyerek yalan söyler. Ve sonra ahlaksızlığın batağında katledilen “ünlü popçular”a dönüşürler. Bu sanatçıların ölüsünü bile satar bu düzen. Bu sanatın hiçbir çıkar yolu yoktur.
Sanatçılara yönelik yapilan uyuşturucu gözaltlarından sonra Erol Günaydın şöyle demişti: “Sahneye çıkmadan önce rahatlamak için
uyuşturucu kullanıyorum.” o kadar rahat söylüyor ki, o kadar meşri ki kafalarında… Neresinden tutup tartışalım, aldıkları sanat eğitimi o kadar kötü ki sahneye anca uyuşturucu içerek, alkol içerek çıkabiliyorlar demek ki. Müzik, tiyatro okulları, konservatuarlar ne işe yarıyor? İnsan aklının en güzel eserlerinden biri olan sanatı, alkolle, uyuşturucuyla beyinleri uyuşturarak sergilemeyi marifet sayıyorsa o okulların öğrencileri. Düzenin sanat eğitimi tamamen bitmiştir ve ondan öğrenecek hiçbir şey yoktur.
Peki ne yapacağız?
“İnsan ruhunun mimarı” olan sanatçılar nasıl yetişecek? Uyuşturcuya, fuhuşa ve yozlaşmaya karşı en büyük silahlarımızdan biri olan sanatı doğru şekilde kullanmalıyız. Bugün halk müziği konservatuarı öğrencilerinin tek hayali bir barda müzik çalmaktır, çok para kazanan bir müzisyenin arkasında çalmaktır… Başka bir gelecek bilmiyorlar.
Oysa ki elimizde çok büyük olanaklar var, uyuşturcuya karşı, yozlaşmaya karşı, halkın sanatçısı olalım. Düzen her ne kadar büyük paralara, olanaklara sahip olsa da, bizim elimizde çok üstün olan binlerce yıllık Anadolu kültürümüz var. Öğrendiğimiz sanatı halkımızla birlikte yapalım, halkımızın evlerine, yoksul mahallelere gidelim. Halkın en büyük sanatçıları, Karacaoğlanlar, Dadaloğulları hep halkın içinde yaşamışlar. Hiç aç kalmamışlar, açıkta kalmamışlar. Bir tane evleri olmamış, her köyde, her şehirde onları ağırlayan halkın bağrında yaşamışlar.
Ve halkın en güzel yanlarını özümsemiş, türküleştirmişler. Bencilliğe karşı halkın birliğini söylemişler. Yozlaşmaya karşı Karacaoğlanın sevda türküleriyle, emek ile örülen türkülerle mücadele edelim.
Ülkemizi sömüren emperyalizme karşı, bütün ahlaksızlıkları, uyuşturucu baronlarının babalarını ülkemizden kovmak için Dadaloğlundan, Köroğlundan öğrenelim. Konservatuarları öğreteceği tek şey, mini etekli, dudağı rujlu türkücülerden başka bir şey değildir.
Sanat gerçek anlamıyla, uyuşturcuya, fuhuşa, yozlaşmaya karşı büyük bir silahtır. En zor zamanlarda halkın duygularını tamir etmiş, moral vermiş ayağa kalkmasını sağlamıştır. En sevdiği insanı kaybeden insan ağıtlarla, türkülerle güç bulmuş. Vatanı işgal edilen halk şiirlerle, marşlarla güç bulmuş. Resimle faşizme karşı savaşmış, sinemayla korkuyu aşacak anahtarları bulmuş.
Yüreği halktan yana atan sanatçılarımız, genç sanatçılarımız, gelin halkın kapısını çalalım. Hayat orada, özgürlük orada. Yalnızlık ve umutsuzluğa karşı çaresiz değiliz.

Grup Yorum bize gösteriyor. Yaptığı konserler bugün hem ülkemizde hem dünyada büyük bir öneme sahiptir. Milyonların katıldığı konserlerde, birlik, mücadele ruhuyla ayrılıyor halkımız. Elit bir zengin kesimin izlediği, vicdanlarını rahatlattığı bir sanat gösterisi değil bu. Birkaç gariban uyuşturucu müptelasına “yardım eli” uzattıkları bir gösteri de değil. Yeni bir hayat veriyor, yeni bir hayatın müjdesini veriyor halkımıza. Grup Yorum’un açtığı yoldan yürüyelim…
Ey gerçek halk sanatçıları gelin, halkımızdan öğrenerek, halk için üretelim. Halkımıza karşı yozlaştırma savaşına karşı meydan okuyalım. Sanatımızla halkımızın ruhuna güç katalım. Alkole, uyuşturcuya karşı, yeni türküler, şiirler, sinemalar yapalım.

NO COMMENTS

Leave a Reply