Sahnelerde genel müdürün istifası | Filiz Tanya

Sahnelerde genel müdürün istifası | Filiz Tanya

760

Devletimizin tiyatrosunda bu aralar Bizans oyunları oynanıyor. Başrolün- de ex Genel Müdür Mustafa Kurt. Di- ğer rollerdeki oyuncular saymakla bitmez. Her gün sahneye bir yenisi çı- kıyor. Reytingleri de oldukça yük- sek.

Oyunumuzu izlemeye geçmeden önce oyun provalarını bir anımsaya- lım. Devlete bağlı sahne sanatları kurumlarının kapatılıp, TÜSAK (Tür- kiye Sanat Kurumu) adlı bir kuru- mun oluşturulması hakkındaki yasa tasarısının gündeme gelmesinin ar- dından 1998’den beri Devlet Tiyatro- ları Genel Müdürlüğü görevini yürü- ten Lemi Bilgin, bir gece operasyo- nuyla görevinden alındı. Lemi Bilgin Kültür Bakanlığında AKP hükümeti- nin öncesinden kalan tek bürokrattı. Yerine şu anda sahnedeki Bizans Oyunlarının başkahramanı olan Mus- tafa Kurt vekâleten atandı. Geçen yaz yeni atanan Genel Müdürün açık- lamaları ve demeçleri tartışmaların odak noktası olmuştu. Yani oynanan oyunda yine başroldü. Neler söyledi- ğini şöyle bir anımsayalım, bakalım çarşambanın gelişi salıdan belli miymiş?

Mustafa Kurt Genel Müdürlük koltuğu- na oturur oturmaz gazetelere verdiği röportajlarda; “Bugüne kadar bu kesi- me ulaşılamamasının sorumlusu biz sanatçılarız. Tiyatro biletlerinin arkasın- da yetişkin oyunlarının ‘10 yaş üstü her- kes tarafından izlenebileceği’ yazılmış- tır. Bugüne kadar oynanan oyunların 10 yaşındaki çocuklar için çok da uygun değildi. Bundan sonraki süreçte, bilet- lerde belirtildiği gibi çocuklar aileleri ile rahatlıkla oyun izleyebilecekler… Ülke- mizin birliğine, beraberliğine, kardeş- liğine, barışa odaklı bir repertuar yap- tık. Herkesi kucaklayan, her kesimi ku- caklayan bir repertuar yaptık. Bundan da kastımız şu; tarihi oyunlar, dönem oyunları, klasik eserler var… Yıllardır ih- mal edilmiş yazarlarımız var; bir türlü sahneye çıkmayan, Necip Fazıl gibi. Onun ‘Para’ oyununu ilk kez oynayaca- ğız. 40 yıl önce DT’ye verilmiş, reper- tuarda duran bir oyundu” diyordu.

Geçen sezon sergilenen Devlet Tiyat- rolarının repertuvarı ortada. Değişi- mi buradan tartışmayacağım. Çünkü biz artık Devlet Tiyatrolarındaki oyun- ların kalitesini ve içeriğini değil, ku- rum içindeki dedikoduları ve skandal- ları tartışır hale geldik (Daha doğru- su getirildik). Turne dönüşlerinde dekor kamyonları gümrüğe takıldı, eleştirilen oyunlara yönetmenler “oyunun provası bitmeden sahneye koydular v.s.” diye açıklamalar yaptı- lar, oyun metinleri Bakanlık bünyesin- de kurulan komisyon tarafından de- netlenmeye başladı. TÜSAK bir mu- amma olarak tartışılmaya devam edil- di, çalışanların önüne bir tehdit ara- cı gibi ısıtılıp ısıtılıp konuldu durdu. Herkeste “o kadar çok ısıtıldı ki artık bu cacık bozulmuştur” algısı yaratıl- dı. Ki cacığın bozulduğu falan yok, ya- rattığı bu algıyla insanların ilgilerini dağıtıyor, meseleyi uzatarak ilgilileri yoruyor, bezdiriyor. Bu arada çok iş- leri vardı, paralel kazıkları söküyor, çaktıklarını sağlamlaştırıyorlardı, TÜ- SAK işi pişmeye bırakıldı.

Mustafa Kurt henüz bir yılını doldur- muş asaleti onaylanmamış bir genel müdürken 14 Ekim 2014 günü istifa etti. Kendisi istifasıyla ilgili konuşma- dı fakat iddialar ardı ardına geldi.

İlk önce Bakanlık bünyesinde kurulan komisyonun Goethe’nin “Güneş Ba- tarken Bile Büyük” oyununun orijinal metnindeki bazı replikleri sansürle- mesiyle prömiyerin ileri bir tarihe çekilmek istenmesi ve daha önce de benzer durumlar yaşandığı için Kurt’un oyundan önce istifasını sun- duğu da bir diğer iddia. Bir başka id- dia ise istifasını bakanlığın istediği.

Bu iddialar ortada dolanırken Tiyat- ro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB) bir açıklama yaptı. Genel Müdür Kurt’un “sansür” müdahalelerine kar- şı çıkınca istifasının istendiği belirti- lerek, Kültür Bakanı’ndan bir açıkla- ma beklediklerini belirterek “Sanata, söze, düşünceye vurulmaya çalışılan zincirler hiçbir baskı döneminde uzun ömürlü olamamış, uygulayanlar tari- hin kara sayfalarında yer almışlardır ve Genel Müdür Kurt, gerek bir yıl önce TÜSAK’a diğer yönetim ele- manlarıyla birlikte karşı çıkışında, gerek ise bu istifasında doğru davran- mıştır” dediler. Dediler demesine de Mustafa Kurt’un TÜSAK’a karşıtlığı da çok tartışılmıştı. Hatırlarsanız Mus- tafa Kurt özel tiyatroların ödeneğini kesilmesi, festivallerden dışlanması- na da imza atmıştı. Bu istifayla birlik- te tüm bunlar yeniden gündeme gel- di.

Tüm bunlar tartışılırken taraflardan biri suskunluğunu bozdu. Bakanlık bir açıklama yaparak; Genel Müdür Veki- li Mustafa Kurt’un Dış ilişkilerde çalı- şan C. isimli bir kızı taciz ettiği gerek- çesiyle hakkında bir soruşturma oldu- ğu, soruşturma için ifade vereceği, an- cak sansürü bahane ederek istifa et- tiğini, istifasının gereksiz olduğu, za- ten görevden alınacağını, bunu el altından öğrenip erken davrandığını bil- dirdiler. Bakanlık yetkililerine göre, Kurt, bu sayede soruşturma nedeniy- le alınmaktansa, “sansüre direndiği için bırakan” bürokrat imajı yaratmak istiyordu.

Kurt’un istifasının ardından başrejisör Ali Hürol, Ankara DT Müdürü Şekip Taşpınar ve Ankara DT Müdür Yardım- cısı Serdar Kayaokay da istifa etti.

Öte yandan Kültür ve Turizm Bakanlı- ğı Kurt’un istifasını kabul ederek, Kurt’u kurumdaki kadrosunda “DT rejisörü” olarak değil, Bakanlığın sürgün yeri olan Strateji Geliştirme Başkanlığı’nda görevlendirdi. Ve Kurt’un söz konusu görevlendirmeye itiraz ettiği belirtildi. Birçok haber sitesinde Kurt’un kurum çalışanı bir genç kızı taciz ettiği yazılıp çizildikten sonra “taciz ettiği” öne sü- rülen kurum personeli C.’nin 15 Eylül 2014 tarihinde Bakanlığa verdiği dilek- çesinde, Kurt’un, “kendisini görevli ol- duğu Dış İlişkiler Birimi’nden uzaklaş- tırdığı, sorumluluklarını azalttığı ve kendisine mobbing uygulamakla” suç- ladığı söylendi.

Bu iddialar peş peşe gelirken kafalar ol- dukça karışıyordu, önce sansüre itiraz dendi, sonra taciz, yok pardon taciz de- ğil mobbing… Ve bu arada oyunun asıl başrol oyuncusu kuzu sessizliğine bü- rünmüş, hiç konuşmuyor ama kadrosu- na itiraz ediyor.

Bu arada Ex genel Müdürden başka herkes konuya müdahil oluyor. CHP İs- tanbul Milletvekili Umut Oran, konuyu TBMM gündemine taşıdı. Oran, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yanıt- laması istemiyle verdiği soru önerge- sinde: “DT Genel Müdürü Mustafa Kurt neden istifa etti? Mustafa Kurt’u istifa- ya siz mi zorladınız, bu doğruysa gerek- çeniz nedir? Argo bir cümle nedeniy- le oyun mu kaldırılıyor? Mustafa Kurt, İstanbul DT’de önceki gün prömiyeri gerçekleştirilen ‘Güneş Batarken Bile

Büyük’ oyununun, argo replikler bu- lunduğu için kaldırılması talimatı verdiğiniz ve Kurt’un da buna di- rendiği duyumu doğru mudur? San- sür biriminiz mi var?” diye sordu. Ba- kanlığın ne cevap vereceğini çok da merak etmiyorum, arife tarif gerek- mez çünkü. Vekiller soru önergeleri vereceklerine TÜSAK la ilgili ne yapa- caklarını planlasalar daha iyi olacak

Devlet Tiyatroları genel müdürsüz kalmaz, makama gelebilecek isimler konuşuluyor bile hatta bu yazı yayın- lanana kadar yenisi atanmış bile ola- bilir. Kurumların özerklikleri kaybol- duktan sonra oraların genel müdürü- nün kim olduğu çok önemli değil. Yö- neticiler sadece emir kulu olup çıkı- yorlar. Yöneticilerin arkasında dura- cak sağlam bir örgütlü yapı olmadık- tan sonra tek başlarına direnemezler. Hep birlikte örgütlü bir hareket ola- madıktan sonra bir genel müdürün istifasını bu kadar tartışmak bile za- man kaybıdır bence.

İddiaların bu kadar çeşitli ve değişken oluşu inandırıcılıklarını azaltıyor, neye inanacağımızı bilemiyoruz, şimdilik hepsi iddia. Soruşturma tamamlandı- ğında, taraflar konuştuğunda ger- çekler ortaya çıkacaktır. Peki tüm bunlar Devlet Tiyatrolarında neyi de- ğiştirecek? Kendimize bu soruyu sor- malıyız. Oyunların kaliteleri yüksele- cek mi, Oyuncuların ve çalışanların sorunları çözülecek mi, TÜSAK ve sansür ortadan kalkacak mı? Eğer cevap “Hayır”sa ben bu oyunu izle- mek için bilet almak istemiyorum. Sahnede bir oyun oynanıyorsa beni çözümlere götürmeli, yıllardır Devlet Tiyatroları sahnelerinde oynanan ka- dın erkek ilişkileri, evlilik sorunları, sa- ray entrikaları oyunlarıyla seyirciyi oyaladıkları gibi şimdi de bu oyunla da kimseyi oyalamasınlar. Biz, bize oy- nanan oyunlara karşı oyunlar görmek istiyoruz artık. İnin artık o sahne- den.

Benzer Yazılar

1136

1773

1276

2140

NO COMMENTS

Leave a Reply