sağduyuya davet etmek | tavır

sağduyuya davet etmek | tavır

843

Ne zaman ki toplumun öfkesini bilince çıkaracak bir şey yaşansa, devlet erkanından birileri üzerine vazife bilip, hal- kın aklına gelmiyormuşçasına herkesi sağduyuya davet eder.

Nedir bu davet edilen sağduyu? Neden daima sağduyuya davet ediliriz?

Bu çağrı, bilince çıkan öfkemizin önü- ne ket vurmanın, soğutmanın ve uzun vadede ortadan kaldırmanın bir yöntemidir. Bu cümle kurulduğunda sanki o eylem halinde olanlar aslında tama- men yanlış bir şey yaptıklarını düşünerek bir anda bu davranıştan vazgeçmeleri beklenir.

Hiçbir şey masum olmadığı gibi, her hangi bir olayın ardından birilerinin çıkıp sağduyuya davet etmesi de hiç masum değildir. Sağduyuya davet etmek, hadi bunlar yaşandı ama unutalım, aman öfkelenmeyelim, haşa tepki göstermeyelim demenin bir başka biçimidir. Mesela 34 kişi katledilmiştir hiç yere ve öfkeyle dolmuştur insanlar. Öfkelerini dışarı atmak, göstermek isterler fakat birileri daima sağduyuya davet eder. Ya da Haziran Ayaklanması’nın en güzel günlerinde, kan ve can bedeli direnip, savaşırken halk, bu kez kendini nimetten sayanlar çıkıp halkı sağduyuya davet ederler. Bunların statüsü, vekil ya da sanatçı olabilir hiç fark etmez. Burjuvazinin “sağduyu” çağrısı direnişin, öfkenin, acının önüne ket vurmaktır. Acı çekmeyin, öfkelenmeyin, direnmeyin şimdi usulca tüm bunları unutun çünkü böyle olması gere- kir demektir. En son Özgecan Aslan’ın katledilmesi toplumun büyük bir kesiminde öfkeye neden oldu ve bu öfke sokaklara taşan bir boyut kazandı fakat Özgecan’ın ailesi de dahil olmak üzere birçok insan halkı sağduyuya çağırdı.

Sağduyu çağrısı teslim olmaktır. Acıyı, öfkeyi somutlamak yerine soyutlamak ve aslında unutmaktır. Davet edildiğimiz sağduyuya icabet etmeyeceğiz. Biz sağduyu yerine öfkeli olmayı ve hesap sormayı yeğleriz. Çünkü TDK’nın sözlüğünde bile sağduyu “1. (isim) Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim / 2.(felsefe) Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü” olarak tanımlanıyor. Yani burjuvazinin ve korkakların tam bir eylemsizlik, kabulleniş olarak savunageldiği gibi değil…

Biz doğru olanı savunacak, hayata geçireceğiz; hesapsa hesap soracak, adalet arayacağız, kaderimize razı gelip sessiz kalmayacağız. Diyalektiğin talimatları yerine getirecek, neden-sonuç ilişkisini ortaya çıkaracak ve ona uygun bir pratik sergileyeceğiz..

NO COMMENTS

Leave a Reply