SADECE YALAN SÖYLEME ÖZGÜRLÜĞÜ VARDIR | sanat cephesi

SADECE YALAN SÖYLEME ÖZGÜRLÜĞÜ VARDIR | sanat cephesi

1070

BU DÜZENDE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ, DÜZENİN SOYSUZLUĞUNU VE SUÇLARINI AKLAMA ÖRTBAS ETME ÇABASIDIR.

Basın özgürlüğü, çürümüş ve dağılmakta olan egemenlerin ahlakını yaygınlaştırmak için kullanılır. Milyonerlerin üst tabakasının bencil çıkarlarının hizmetindedir basın. Hiçbir köşe yazarı, hiçbir muhabir özgür olduğunu söyleyemez. En büyük, isim yapmış köşe yazarları dahi hemen kapının önüne konuyorlar. 1980 cuntasında bile gazetecilik yapmayı sürdüren, düzenin en sadık savunucularından Oktay Ekşi anında kapı önüne kondu. AKP iktidarı için, “Analarını bile satarlar” demişti… Bir sonraki gün lafını geri aldı… Ama AKP iktidarı aynı gün kovdurdu… 40 yıllık köşe yazarı 4 dakikada kapının önüne konuldu. Bu örnek çarpıcıdır, bu tip köşe yazarları gerçekleri söyleme cesaretine sahip değildir bu düzende. Kalemlerini sermayeye satmışlardır.

Düzenin basını yüz senedir değişmedi, hatta daha da pervasızlaştı diyebiliriz. Yaklaşık yüz sene önce Lenin basın özgürlüğünün ne olduğunu kısaca açıklamış: “Bütün dünyada, nerede kapitalist varsa orada basın özgürlüğü; gazete satın alma özgürlüğü, yazar satın alma özgürlüğü, rüşvet, halkın görüşünü satın alma ve burjuvazinin yararına saptırma özgürlüğü anlamına gelir. – Lenin Toplu Eserler, 32.Cilt”

Yüz sene geçmiş ama değişen hiçbir şey yok. Bu düzen çürümeye devam etmiş, yozlaşmaya devam etmiş, kendisiyle birlikte yazarları, edebiyatçıları da çürütmüştür.

Bütün köşe yazarlarına, gazete manşetlerine, çıkan haberlere bakalım. Hepsinde, magazin yıldızları, mafya özentili tiplerin haberlerini görürüz. Dolandırıcıların ve kumarbazların propagandasını yaparlar. Yazarların hangi konuları yazdığını birkaç başlık altında toplayalım, neredeyse yüz yıldır konuları değişmemiştir. Polisiye, cinsellik, softalık, gizem… başka da anlatacak konuları yoktur. Amaçları halkın dikkatini bu tür ahlaksızlıklara çekmek, mistik bir ruh haline sokarak, yaşadıkları gerçeğin bilincine varmalarını, örgütlenmelerini engellemek. Çünkü böyle insanlar bütün sorunu kadere bağlarlar. Bu düzen basını yazarları hiçbir şey yaratacak durumda değildir.

Basın özgürlüğü, medya patronunun kurduğu ekonomik ilişkileri kadardır. Patronun çıkarı neyse onun haberi yapılır. Hatırlarsak, halk ayaklanması sırasında birçok kanal haberleri göstermedi bile. Bilinçli olarak göstermedi, Penguen belgeseli gösterdiler. Binlerce kişi kapılarına dayanınca, halktan korktukları için haber yapmak zorunda kaldılar.

“Macera dolu Amerika” diye şarkılar yapıldı. Özgürlükler ülkesi diye anlatıp anlatıp dururlar Amerika’yı. Amerika’daki basın sadece Amerika’da değil bütün dünyanın haberlerini düzenliyor.

“1900’den beri yaşanan muazzam bir anlaşmalar dalgası ve hızlı küreselleşme, medya endüstrisinin daha da fazla tekelleşmesine yol açarak SADECE 9 ULUSÖTESİ GRUPTA MERKEZİLEŞMESİNE YOL AÇMIŞTIR. Disney, AOL Time Warmer, Viascom (CBS’nin sahibi), News Corporation, Bertelsman, General Electric (NBS’nin sahibi), Sony, Liberty Media Group ve Vivendi Universal. Bu devler, dünyadaki başlıca film stüdyolarının, tv şebekelerinin ve müzik şirketlerinin tamamına ve önde gelen kablolu kanalların, kablolu sistemlerin, dergilerin, reklam yayını yapan belli başlı TV istasyonlarının ve kitap yayıncılarının önemli bir bölümüne sahiptir.” (Edward S. Herman, Noam Chomsky – Rızanın imalatı- Sayfa: 17) tavir_Sayfa_07

Bütün dünyaya hakim olan, milyarlarca insana yalan bilgi vererek yanlış yönlendiren bir düzende yaşıyoruz. 1991 yılında Irak’ı işgal etmek için sürekli yalan haber yaptılar. Irak’ta kimyasal bomba olduğunu söylediler, yalan olduğu ortaya çıktı. Petrole bulanmış bir karabatak göstermişlerdi, Saddam bu kadar acımasız.. demek için göstermişlerdi. Bilerek yalan söylediler bu görüntülerin Irak’la hiçbir ilgisi yoktu. Sayabileceğimiz yüzlerce haberi bu 9 büyük grup yönetiyor. Dünyadaki büyük suçları gizliyor. Romanya’da sosyalist lider Çavuşesku ve eşi için yalan haberler yaptılar, 900 ayakkabısı olduğu yalanını yaydılar, halkın açlık içinde olduğunu yaydılar. Ve Çavuşesku ile eşi Amerikan operasyonu sonucu kurşuna dizilerek katledildiler. O dönemde, kendisine sol diyen, devrimciyim diyenler bile bu yalana aldandılar. Bu sömürü düzeninde basının yalnızca yalan söyleme özgürlüğü vardır.

Ülkemizde birkaç tane basın tekeli sayabiliriz. Diğerlerinin hiçbir etkisi ve gücü yoktur. Büyümesine gelişmesine izin verilmez. Halkı aydınlatmaya çalışan devrimci dergiler ise sürekli polis baskınlarına, saldırılara, katliamlara uğrarlar. Dergi sattığı için 17 yaşında delikanlılarımız sokak ortasında polis tarafından kurşunlanıyor. Liseli İrfan Ağdaş, İstanbul Alibeyköy’de Kurtuluş gazetesi sattığı için kurşunlandı, katledildi. 17 yaşındaki Ferhat Gerçek Yürüyüş dergisi sattığı için sırtından kurşunlandı, Felç bırakıldı. Yine Yürüyüş dergisi sattığı için, Engin Çeber, gözaltına alındığı andan itibaren, polis karakolunda işkence gördü ve ardından Metris Hapishanesi’nde gördüğü işkenceler sonucu hayatını kaybetti. Hiç kimse basın özgürlüğünden bahsetmesin.

Bu çürüyen, yozlaşan, asalak basın bu düzenle birlikte yok olup gidecektir. Bu basının savunulacak hiçbir tarafı yoktur. Yalancıların, asalakların, ahlaksızların özgürlüğü olamaz. Bu tüccar basına karşı çıkmak için, özgürlüğü savunuyoruz. Bugün özgürlüğü temsil eden sadece devrimci basın vardır. Devrimci basın dışında özgürce düşüncelerini ifade eden hiçbir basın, yoktur. Sol, sosyal demokrat gazetelerde yazan ilerici köşe yazarları da, düşüncelerini açıkça ifade etmekten çekinirler. Çünkü gazete kapatılır, tehdit edilir hatta ülkeyi terk etmek zorunda kalabilir. Bu korkuyla yaşayan bir yazarın özgür olduğu söylenemez. Ki bu kaygılarını zaman zaman ifade ederler köşe yazarları. Yine de yazmalarını talep etmeliyiz. Devrimci, demokrat, sol basın, köşe yazarları karşımızda duran devasa basın tekel gücüne karşı örgütlenmelidir. Gazetecilerin, köşe yazarların düşüncelerini özgürce ifade etmelerinin yolu örgütlenmekten geçiyor. Gazeteciler “objektif” haber yapmayı meslek ahlakı olarak ifade ederler. Ancak kendilerinin de çok iyi bildiği, yüzlerce köşe yazarı, haberci ve onlarca gazete, yalan haberlerle halkı aldatıyor. Burada tarafsız, objektif olmak, bu yalanlara da sessiz olmak anlamına geliyor. Gazeteciler yüzünü halka dönmeli, halktan yana haber yapmalıdır, bu artık zorunlu bir hal almıştır.

NO COMMENTS

Leave a Reply