özgür tutsaklık | tavır

özgür tutsaklık | tavır

1024

En önemli iki değerimizden biri özgür tutsaklardır. Diğeri de şehitlerimiz…

Devrimci mücadele amansızdır ve bedel ister. Bedeller, gözaltı ve işkenceden başlar, tutsaklığa ve şehitliğe kadar uzanır. Devrimciler açısından bütün bu bedelleri göğüslemek, devrimciliğin gereğidir. Bir devrimci bilir ki, mücadele bedelsiz yürümez ve bu yolda yürürken karşısına birçok engel çıkacak, daha doğru bir deyimle düzen tarafından çıkarılacaktır. Ve tüm bunla göğüslemek bir devrimci için onurdur, ödenecektir.

Ödenecek bedeller arasında önem rası yapmanın doğru olmadığını biliriz. Ancak, tutsaklık bu bedellerin içinde ayrı bir yere sahiptir bazı özgün yanlarından dolayı. Nedir bunlar? Öncelikle savaşın bu cephesinde, yani hapishanelerde düşmanla çıplak bir kavganın içerisindesindir. Arada hiçbir şey yoktur, üçüncü bir kişi bulunmamaktadır. Bağlı bulunduğun hareketin tüm değerlerini tek başına sen koruyacaksındır. Göstereceğin tavır yalnızca seni değil hareketini, hareketinin savunduğu ideolojiyi ve dolayısıyla halkın da sana yüklediği kurtuluş umudunu doğrudan ilgilendirecektir. Sonuçta ya bunları koruyacak ya da düşmanın eline teslim edeceksindir. Sorumluluk bu denli büyük olunca, olması gerektiği gibi yerine getirmenin onuru da büyük oluyor doğallığında.

Özgür tutsaklık, bunu bizzat yaşayanlar için ne kadar onursa, “içerideki” yoldaşını sahiplenmek, yalnız bırakmamak, ihtiyaçlarını karşılamak ve gerektiğin de onların insani koşullarda yaşaması için belki sadece yaşaması için bedel ödemek de bir değerdir, onurdur… Faşizm vardır bir tarafta, her türden alçakça saldırıları hayata geçiren ve karşılarında bedenlerinden başka silahları olmayan özgür tutsaklar. Yoldaşlık burada devreye girecektir işte, fiziken olmasa da bir mektupla, bir selamla, bir dergi veya bir kitapla onun yanında olmaktır. Gücüne güç katmaktır. Onların sesi, soluğu olmak, dört duvar arasında boğulmaya çalışılan çığlığı olmaktır…

Kavganı en çetin geçtiği cephelerden birinde direnenler… Halkların kurtuluş umudunu söndürmemek için gerektiğinde ölümü gülerek karşılayanlar… Tecrite ve tretmana karşı dünyanın en büyük hapishane direnişini yaratan, gün gün hücre hücre eriyip onar onar ölenler… Hapishaneyi sırtüstü yatma yeri olarak görmeyip, yoksunluklar içerisinde üretimden bir saniye bile kopmayanlar… Özgür tutsaklar… Yoldaş- larımız… Değerimiz… Bunları bir an bile unutmamalı, kavganın bu onurlu neferlerini yüreklerimizin en sıcak yerinde tutmalıyız…

NO COMMENTS

Leave a Reply