Onurlu aydın biyografileri | Levent Navruz

Onurlu aydın biyografileri | Levent Navruz

1473

İlk cildi Ekim 2010’da yayınlanan Onurlu Aydın Biyografileri’nin ikin- ci cildi yine Tavır Yayınları tarafından yayınladı. İkinci cildin yanında, birinci cildin de ikinci baskısı yapıldı. İste- yen iki cilt halinde bu eserlere sahip olabilir… Birinci cilt; yazdıkları, söyle- dikleri ve hayatlarıyla onurlu aydın duruşu sergileyen 31 aydınımızın Ta- vır’ın devrimci kalemlerinden yazılan biyografilerinden oluşuyor… Yayın- lanan birinci ciltte sırasıyla şu aydın- larımızın biyografilerine yer verilmiş: Nicolas Y. Vaptsarov, Rıfat Ilgaz, Frede- ric Joliot Curie, Sergei M. Eisenstein, Bertolt Brecht, Enver Gökçe, Ruhi Su, Nazım Hikmet, Orhan Kemal, Halikar- nas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı), Yılmaz Güney, A.Kadir, Aşık Mahsuni Şerif, Adnan Yücel, Jean Paul Sartre, Fakir Baykurt, Ape Musa, Jose Marti, Orhan Veli, Arthur Miller, Georges Po- litzer, Sabahattin Ali, Charlie Chaplin, Jack London, Maksim Gorki, Ahmed Arif, Mehmed Uzun, Albert Einstein, Nikolay Ostrovski, Dido Sotirio, Kemal Tahir…

Birinci cildin önsüzünde neden böyle bir çalışmaya yer verdikleri konusun- da şunlar yazılı; ‘’Ezilen halkların onu- ru olmuş bu aydınların yaşamlarını ve savundukları düşüncelerini ‘Onurlu Aydın Biyografileri’ başlığı altında say- falarına taşıyan Tavır, onlardan öğre- necek çok şeyin olduğuna inanıyor ve sayfalarında onları anlatmaktan onur duyuyor…” (Onurlu Aydın Biyografile- ri-1 Syf:8) Yaşamları ve söyledikleriyle halka güzellik sunan aydınlarımızdan öğreneceğimiz çok şey vardır elbet… Bununla gerçek aydınlarla burjuva ay- dınlar arasındaki fark da görünür. Jean Paul Sarte’ın anlatıldığı yazıda aydın

tanımı da yapılmış. Şöyle denilmekte; “Zira, aydın olmanın, aydın sorumlu- luğu taşımanın tarihten süzülüp ge- len ölçütleri vardır. Örneğin; doğaya, topluma, tarihe ve insana dair gerçek- lerin bilgisine ulaşmak ve bu gerçek- leri açıklamak… Dolayısıyla ilerici dü- şüncelere sahip olmak… Haksızlığın karşısında olmak… Dolayısıyla zali- min karşısında ve mazlumun yanında saf tutmak… Zorbalık karşısında ilke ve düşüncelerinden vazgeçmemek… Dolayısıyla bu uğurda bedel ödemeyi göze almak… Tarihe aydın olarak ge- çen kişiliklerin tutumlarına bakarak özetlediğimiz bu ölçütlerin gereğini yapanlara aydın denilebilir ancak…” (Age / syf: 192)

Tüm bunlar bugün Yavuz Bingöl üze- rinden yapılan, ‘’sanatçı kimdir” tar- tışmalarına cevaptır… Çünkü, Brecht şöyle diyor; ‘’Genelde, yaşamda ger- çekçi olmayanlar, sanatta da gerçekçi olamazlar.’’ Bu noktada Pablo Picas- so’nun şu sözünü hatırlatmakta fayda var: ‘’Sanatı para kazanma aracı duru- muna getirenlerin çoğu sahtekar. Ha- yır! Resim evlere, saraylara süs olsun diye icat edilmedi. Siz sanatçının ne olduğunu sanıyorsunuz? Ressamsa yalnızca gözleri olan, müzisyense yal- nızca kulakları olan ya da şairse yüre- ğinin kıpırtısında harp çalan, boksör- se yalnızca kasları olan bir geri zekalı mı? Tam tersine! Sanatçı aynı zaman- da politik bir kişidir ve dünyada olup bitene iyi, kötü korkunç, olaylara tüm varlığıyla tepki gösterir.’’ Oysa bugün sanatçı adına piyasaya sürülenler, as- lında sözün gerçek manasında piya- saya sürülmüş birer meta haline geli- yorlardır. Burjuvazi ve onun medyası tarafından öne sürülen o zatlar halk kitlelerine birer “star” olarak sunulur. Burjuvazinin birer kahramanlarına ve starlarına dönüşürler. Bunların sanat- çıyla ve yaptıklarının sanatla alakaları yoktur. Bunlar halkın aydınları değil, düzenin soytarılarıdır… Kitabımızda, düşüncelerimizde, yüreklerimizde ve kavgamızda bunlara yer yoktur. Onur- lu aydınlarımız tarihimizde halkın ay- dınları olarak yer alır… Ki ‘’Halk aydını

cesurdur. Doğru bildiğini hiç kimse- den çekinmeden söyler, gereğini de yerine getirir. Yeri geldiğinde, bir söz uğruna darağacına çekilmekten kork- maz…” (Age syf:7) Halkın aydını dü- şünceleri uğruna hapisler yaşamıştır…

İkinci cildinde ise sırasıyla şu aydın- larımızın biyografilerine yer verilmiş: Sandor Petofi, Pertev Naili Boratav, Bekir Yıldız, Pablo Neruda, Aşık Veysel, Kazancı Bedih, Ali Ekber Çiçek, Atıf Yıl- maz, Stefan Zweig, Samed Behrengi, Asım Bezirci, Kerim Korcan, Mahmut Tali Öngören, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Beklan Algan, Giardano Bruno, Atti- la İlhan, Sait Faik Abasıyanık, Kemal Özer, Ghassan Kanafani, Ümmü Gül- süm, Esin Afşar, Hasret Gültekin, Cü- neyt Türel, Göngör Gençay…

Bu bir yolculuk; aydın yarınlara yolcu- luk… Sandor Petofi ile Macaristan hal- kının kurtuluş mücadelesini okuruz… Sandor Petofi sırf şiirler yazmamış, kurtuluş savaşı içinde yer almış ve yazdığı gibi de ölümsüzleşmiş;

‘’Boyunduruktan bıkmış tutsak ulus- lar bir gün

Uyanıp savaş alanına koştuğunda Gözleri alev alev, ellerinde bayraklar, Ve bu bayraklarda şu kutsal parola: “Dünya Özgürlüğü Herkese ve Her Yerde”. Haykırınca bu sözü çınlayan sesleriyle. Haykırınca her yerde doğu- dan batıya. Zalimlere karşı açılan son savaşta. Ölmek isterim ben orada en ön safta’

Pertev Naili Boratav ile Halk bilimini, Bekir Yıldız’la kapitalizmin sömürü gerçeğini, Kirkor Ceyhan ile Ermeni halkının acılarını görür, okur öğreni- riz… Pablo Neruda ile neredeyse dün- yanın tüm ezilen halkalarına yolculuk eder, alçak gönüllü partili bir ozanın hayatını okuruz… Türkülerdeki sözler ve ezgiler olur Aşık Veysel… Halk mü- ziği ve edebiyatında onlarca eser bıra- karak ayrıldı… Evet, zalimlere karşı saf tutarak mücadele etmedi ama halkın kültürünün yaygınlaşmasında emek- leri çok oldu… Türkülerle yolculuğu-

muz Urfa “Sıra Geceleri”nin vazgeçil- mezi Kazancı Bedih ile sürer… Eşkıya filmi ile “ünü” Türkiye’ye yayılsa da mütevazı hayatında ödün vermemiş… Urfa’da yaşamaya devam etmiş, evin- deki katalitik sobadan çıkan gazdan zehirlenmiştir… ‘’Ne kadar trajik ne ka- dar sahici. Bunca haketmemişin, bin- lerce eserini savurup talan ettiği bir dünyada ne kadar da yalın bir ölüm. Kazancı Bedih, sobadan çıkan zehirli gazla öldü! Birçok şeyi anlatmak için, ne kadar kısa ve özlü bir cevap.’’(O- nurlu Aydın Biyografileri -2 syf:58)

Ali Ekber Çiçek; Türkülerin dili, sazı ve sözü… Atıf Yılmaz; 55 yıl sinemaya ve- rilmiş bir emek… Stefan Zweig; ‘’Yanlış karşısında doğruyu savunma cesa- reti…’’Samed Bedrengi; ‘’Çocukların sevgili öğretmeni, masalların kahra- man yaratıcısı….’’ Asım Bezirci; Sivas’ta ateşte yanan aydın yanımız! Sivas’ta- ki yangından kalan küllerinde geri- ye onlarca eser ve aydınlık gelecek bıraktı… Geleceği sosyalizmde görür ve bunu yazardı… Aydınlık ateşi onun küllerinden çıkan ateşlerle yanmaya devam edecek…

Kerim Korcan; ‘’Kadro fazlası bir ya- zar…’’ Onun hikayelerinde hapishane ve tutsakların gerçeği vardır.. Mahmut Tali Öngören; yaşamı boyunca radyo, televizyon yayıncılığı ve sinema ala- nındaki baskılara, sansüre ve yasak- lara karşı mücadele etti… Bedri Rahmi Eyüboğlu; ‘’Gözleri Anadolu’yu gören ressam, yüreği halkı seven şair, yazar…’’ Beklan Algan; zor yıllarda tiyatroya hayat veren… Giordano Bruno; Karan- lık çağda bilimin aydınlık yüzü… Kor- kusuz yaşadı…’’Zaferin elde edilebilir olduğunu düşünerek savaştım. Fakat ruhuma verilen kuvvet, bedenimden esirgenmiş… Yine de bende, gelecek yüzyılların kabul edecekleri bir şey var. Gelecek kuşaklar: ‘Ölüm korkusu bilmezdi. Karakter gücü bakımından, herkesten yüksekti ve gerçek uğruna savaşmayı, tüm yaşama zevklerinden üstün tutardı.’ diyecekler…’’

Attila İlhan; Sevda şairliği yanında sosyal realizmin edebiyattaki ‘’kap- tan’’ı… ‘’Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey..’’ diyen öykünün ‘’yalnız adam’’ı Sait Faik…

41Kemal Özer; gerçek bir şiir işçisi… Devrimci şair… Filistin halkının dire- nişçi kalemi; Ghassan Fayiz Kanafa- ni… ‘’Direniş hareketi, başka yitirecek hiçbir şeyi olmayan Filistinliler için tek çıkış yoludur.’’ Ümmü Gülsüm; Bir Arap kadını, sadece bir şarkıcı ve sa- natçı olmadı.. Her daim halkıyla omuz omuzaydı. Bir Yurtsever olarak Arap halklarıyla birlikte emperyalizm ve Siyonizme karşı duruşundan vazgeç- medi..

Macide Tanır; zor yıllarda bir kadın olarak oyunculuğun üstesinden gel- miş, tiyatro oyuncusu olmak iste- yenlere ders olacak bir oyunculuk hayatı… O oynayacağı oyundan önce

oyunun yazarını araştırır, yazarı tanı- maya anlamaya çalışır… Kendisini her şeyiyle oyuna verirdi… O her dönem baskılara karşı çıkar… F Tipi hücrelerde devrimci tutsakların tecrit edilmesine sessiz kalmaz, Grup Yorum ve Tecrite Karşı Sanatçılarla birlikte düzenlenen etkinliklere katılır…

‘’Oyun ve müziğin yol arkadaşı: Esin Afşar…’’ Hasret Gültekin; Sivas madı- mak, 33 aydınla birlikte yakılan genç ozan… ‘’Türkülerimiz enternasyona- listtir. Enternasyonalist olmayan in- sanın ütopyası da olmaz; olsa bile si- yah-beyazdır. Bizimkisi ise mavidir…’’

Bir tiyatro emekçisi, Cüneyt Türel… 50 yılını tiyatroya adamış bir emekçi…. ‘’Yaşamı umuda ayarlama ustası; Güngör Gençay… O insanca yaşama- nın sosyalizmde olduğunu bilen bir aydındı… 12 Mart, 12 Eylül darbelerine karşı dik durmuş, sözünü esirge- memiştir. Devrimci şair ve yazarların kitaplarını basmaya devam etmiş. Devrimci tutsaklar F Tiplerinde tecrit edilirken o bu zulme sesiz kalmamış, Tecrite Karşı Sanatçılar’ın her eylemi- ne katılmıştır…

Onurlu Aydın Biyografileri-2 onun adına adanmıştır… Onda gerçek an- lamda aydın olmanın nasıl olması ge- rektiğini görürüz. O aydınlarımıza da yol göstericidir… Onurlu Aydın Biyog- rafileri-2’de 27 aydınımızın biyografi- sini bulacağınız bu kitap, onları tanı- ma ve anlama yanıyla bizlere kaynak olacaktır.

İki cilt halinde yayınlanan, ve şimdiye kadar örneği olmayan ‘Onurlu Aydın Biyografileri’nden hayatları kısa kesit- ler halinde verilen yürek işçisi aydın- larımız; sözleri ile kavgamızda bizlerle birlikte yol alırlar. Onlardan öğrenme- ye devam edeceğiz… Ve onurlu aydın olmanın gereğini, Rıfat Ilgaz’ın dize- lerinden dinleyelim. ‘‘Kilim gibi doku- mada mutsuzluğu/ gidip gelen kara kuşlar havada/ saflar tutulmuş top sesleri gerilerden/ tabanında depre- mi kara güllelerin/ duyuyor musun/ kaldır başını kan uykulardan/ böyle yürek böyle atardamar/ atmaz olsun/ ses ol ışık ol yumruk ol/ karayeller başına indirmeden çatını/ sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm/ alıp götürmeden büyük denizlere/ çabuk ol/ tam çağı işe başlamanın doğan günle/ bu içine tükürdüğün kitapla- rı yeniden/ her satırda buram buram alınteri / her sayfası günlük güneşlik/ utanma suçun tümü senin değil/ yırt otuzunda aldığın diplomayı/ alfabelik çocuk ol/ yollar kesilmiş alanlar sarıl- mış/ tel örgüler çevirmiş yöreni/ fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende/ benden geç- ti mi demek istiyorsun/ aç iki kolunu iki yanına/ korkuluk ol.”

Bu vesileyle onurlu aydınlarımızı say- gıyla anıyoruz… Onlara sözümüz ol- sun. Bağımsız ve özgür bir ülke kura- cağız…

Benzer Yazılar

1136

1774

1276

2140

NO COMMENTS

Leave a Reply