Nazım Kikmet bizimdir! | Nuriye Gülmen

Nazım Kikmet bizimdir! | Nuriye Gülmen

830

Geçtiğimiz günlerde Boğaziçi Üni- versitesi’nde açılan Nâzım Hikmet Kültür ve Araştırma Merkezi bir dizi tartışmayı beraberinde getirdi. Açı- lışına Orhan Pamuk çağrıldı, Orhan Pamuk’un açılışa gelmesi kimi sol

kesimlerin tepkisine neden oldu, Pa- muk açılışa katılmadı. Gündüz Vassaf merkezin kuruculuğundan istifa etti. Ama konumuz bunlar değil. Boğaziçi Üniversitesi N.H. Kültür ve Araştırma Merkezi’ndeki kurucular arasındaki çelişkinin, Gündüz Vassaf’ın tasfiyesi- nin sebebi ne bilmiyoruz. Çok da ilgi- lenmiyoruz. Yalnız Gündüz Vassaf’ın ayrılışının nedenini açıkladığı yazıda Nâzım Hikmet’le ilgili söylemeden geçemediği sözler liberal söylemlerin ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan bir hali; biz de bu konuya değinmeden geçe- medik, diyelim.

19Nâzım’ı “alışılmış milliyetçi ve ideo- lojik kalıpların dışında” ele almaktan bahsediyor Gündüz Vassaf yaptığı açıklamada. Hatırlatmak   gerekiyor ki, Nâzım’ı, onun yaşamını ve düşün- ce dünyasını şekillendiren Marksizm Leninizm ideolojisini dışarıda bıraka- rak değerlendirmek de ideolojik bir tercihtir. ML’yi yok sayınca ideolojiyi de dışarıda bırakmış olmuyorsunuz. Daha “entelektüel”, daha “naif”, daha “araştırmacı” görüneceğinizin garan- tisini verebiliriz ama daha az ideolojik olmayacaksınız.

Bakın Nâzım güzel sanatlardan bek- lentisini nasıl ifade ediyor:

“Komünist oldum olalı, güzel sanat- lardan beklediğim, istediğim şey, halka hizmetleri, halkı güzel günlere çağırmalarıdır. Halkın acısına, öfkesine, umuduna, sevincine, hasretine tercüman olmalarıdır. Sanat telakkimde değişmeyen işte budur.”

Göz ardı etmek istenilen, ideolojik yaklaşım diye küçümsenen Nâzım’ın sanat anlayışının kendisi. Bunu çıka- rırsanız Nâzım’dan geriye ne kalır? Belki bir Gündüz Vassaf kalır, bilemi- yoruz.

“Alışıldık milliyetçi yaklaşımları” da herhalde Nâzım’ın vatansever oluşuy- la ilgili değerlendirmelere atfen söy- lüyor. Tekrar edelim: Vatanseverlik, milliyetçilik değildir. Vatan, bir toprak parçası değil, vatan sensin, benim. Fi- listinli devrimci yazar Gassan Kenefa- ni çok güzel anlatır Hayfa’ya Dönüş’te. Yirmi yıldır işgal altında olan Filistin topraklarına, doğup büyüdüğü yere gidince anlar ki, vatan ellerinden alınmış Filistin toprakları değildir sade- ce. Oğlu Halit’in geleceğidir, halkının kurtuluş mücadelesidir. Bizim için de öyle.. Vatan çocukluğumuz, geleceği- miz, halkın yarattığı değerler, emeği- miz, geleneklerimiz. Vatan sevgisinin en güzel tanımı Belinski’nin şu sözle- rinde ifadesini bulur:

“Vatanı sevmemek olmaz.. Yalnız bu duygunun var olana karşı ölü bir doy- gunluk duygusu değil, mükemmel- leşmeye karşı canlı bir istek olması gerekir. Tek kelimeyle vatan sevgisi aynı zamanda insanlığa karşı da sev- gi olmalıdır. Vatanı sevmek demek, onda insanlık idealinin gerçekleştiği- ni görmeyi candan istemek ve buna varılabilmesi için gücü oranında yar- dım etmek demektir.

Ve evet, Nâzım vatanseverdir, aynı zamanda   enternasyonalisttir.   Tüm dünya halklarının kurtuluş mücade- lesinin bir parçası, emektarıdır. Kabul edelim, vatanseverliğin hiç entelek- tüel bir tınısı yok, Boğaziçi tarafların- dan bakınca yavan ve şoven geliyor. Ama bazı şeyleri anlamak için bir de yoksul gecekonduların tarafından bakmak gerekiyor ki o da Gündüz Vassaf’ın harcı değil.

Nâzım’ı açlık grevi gibi mağduriyetiy- le değil, dünya şairliğiyle ele almak gerekiyormuş. Bizce Nâzım’ı dünya şairliğiyle, oyun yazarlığıyla, roman- larıyla, sanat anlayışıyla ele almakta bir sakınca yok. Hepsi için söyleyecek sözümüz var ama sizin için üzgünüz. Çünkü Nâzım’ı neyiyle ele alırsanız alın, altından Marksizm Leninizm ideolojisi, tüm Türkiye ve dünya halklarına, insanlığa duyduğu sevgi ve mücadele ruhuyla karşılaşırsınız. (Ayrıca belirtelim, açlık grevi bir mağ- duriyet değil, yaşanan mağduriyetin görünür olmasının bir aracı, bir dire- niş biçimidir. Zulme uğramış ve haklı olduğunu göstermenin, hak almanın bir yoludur. Nâzım açlık grevi yaptığı için mağdur olmadı, mağdur olduğu için açlık grevi yaptı. Biraz diyalektik, herkese lazım.)

Evet, Nâzım Hikmet’in devrimci sa- natçılığı üzerine çok şey söylendi ve yazıldı. Daha da söylenecek ve yazı- lacak. Çünkü şimdiki aydınlar vatan- severliği milliyetçilik, açlık grevini bir mağduriyet zannediyorlar. Çünkü halk sevgisi, onlar için demode, kli- şe, uzaklardan gelen bir nahoş seda. Çünkü halk bilinçsiz, uğruna hiçbir şey yapılmayı hak etmeyen cahil bir yığın; çünkü onlar için bırakın be- denini ölüme yatırmayı; koltukları, entelektüel birikimleri, kredi kartları olmaksızın yaşamak en büyük korku kaynağı.

Bu yüzden Nâzım’ın devrimciliği daha çok anlatılacak. Belki Boğaziçi’nin Na- zım Hikmet Kültür ve Araştırma Mer- kezi’nde değil ama halkın bağrında yaşayacak Nâzım’ın devrimci coşkusu.

mış Filistin toprakları değildir sade- ce. Oğlu Halit’in geleceğidir, halkının kurtuluş mücadelesidir. Bizim için de öyle.. Vatan çocukluğumuz, geleceği- miz, halkın yarattığı değerler, emeği- miz, geleneklerimiz. Vatan sevgisinin en güzel tanımı Belinski’nin şu sözle- rinde ifadesini bulur:

“Vatanı sevmemek olmaz.. Yalnız bu duygunun var olana karşı ölü bir doy- gunluk duygusu değil, mükemmel- leşmeye karşı canlı bir istek olması gerekir. Tek kelimeyle vatan sevgisi aynı zamanda insanlığa karşı da sev- gi olmalıdır. Vatanı sevmek demek, onda insanlık idealinin gerçekleştiği- ni görmeyi candan istemek ve buna varılabilmesi için gücü oranında yar- dım etmek demektir.

Ve evet, Nâzım vatanseverdir, aynı zamanda   enternasyonalisttir.   Tüm

Benzer Yazılar

851

1474

1026

1837

NO COMMENTS

Leave a Reply