“moskova önlerinde” bir şose | fazıl aktaş

“moskova önlerinde” bir şose | fazıl aktaş

1292

Sosyalist anavatan tehlikededir. Hitler’in katillerden oluşmuş Nazi ordusu Moskova önlerine dayanmıştır. İkinci Paylaşım Savaşı’nın en kanlı çarpışmalarının yaşandığı bir yerdir “Moskova Önlerinde” yer alan Volokolamsk Şosesi… Orayı korumakla görevli olan ve ne olursa olsun bir adım bile geri çekilmeme talimatı alan taburun komutanı da bir Kazak Türk’ü olan Baurdcan Momiş Uli’dir.

Savaş çocuk oyuncağı değildir. Ölmek ve öldürmek üzerine ku- rulmuş olan bu denklemde, çö- zümün ne olacağına çarpışan tarafların gücü, inancı, yüreği karar verir. Naziler, Hitler öncü- lüğünde emperyalistlerin yüksek çıkarları için binlerce kilometre öteye gelmiş ve sosyalist anava- tanı işgal etmiştir. Avusturya’yı, Polonya’yı, Fransa’yı, Hollanda’yı ve daha birçok ülkeyi işgal etmiş

olmaktan güç alan Naziler göz- lerini Sovyetler Birliği’ne dikmiş ve ordusunun çok önemli bir bö- lümünü bu toprakları işgale ayır- mıştır. Sovyetler Birliği’ne yönelik bu azgın saldırının altında sos- yalizm tehlikesinin(!)bertaraf edil- mesi ve emperyalistlerin önünün düzlenmesi yatıyordu aslında. Öyle ki Almanlar’a karşı sava- şan ABD, İngiltere ve Fransa bile Sovyetler Birliği’nin ve bununla beraber sosyalizmin tek kalesinin yıkılmasını, sosyalizmin ortadan kalkmasını en az Almanlar kadar istiyorlardı. Ancak savaş onların istedikleri şekilde bitmeyecek, SBKP üyesi kömünist savaşçılar ve Sovyet halkı hem Nazilerin hem de diğer emperyalistlerin heveslerini kursaklarında bıraka- cak, sosyalist anavatanı ve sos- yalizmi 20 milyon can pahasına koruyacaklardı. İşte Aleksandr Aleksandroviç Bek, bize o günle- ri anlatıyor “Moskova Önlerinde” adlı eserinde…

ikinci Paylaşım Savaşı’nda sa- vaş muhabirliği yapan Aleksandr Aleksandroviç Bek, Alman-Sov- yet çarpışmasının kaderini tayin eden, büyük dönemeci noktala- yan Volokolamsk Savaşlarını, bu savaşta çok önemli görev yapan taburun günlük yaşamını günü- müze getiren, bu taburun komu- tanı Kazak Türk Baurdcan Mo- miş Uli’nin anılarından oluşan bu eseri, savaşın bitiminin 25. yıl- dönümünde Sovyet Tarihi Edebi Kurulu’nca o günleri olduğu gibi yaşatan eser olarak seçilmiş… “O günleri olduğu gibi yaşatan” sö- zünün ete kemiğe büründüğüne karşı çıkan olmayacaktır sanıyo- ruz çünkü okuyanın o günleri his- setmemesi imkansız. Öyle canlı, öyle gerçek anlatılanlar. Momiş Uli, eksiği var fazlası yok, diyor, Bek’e anlatırken…

Vatan sevgisi somuttur. Bu sev- ginin cephedeki karşılığı, ölmeye ve öldürmeye hazır olmak kadar 

ilke ve kurallara sonuna kadar bağlılık ve işini önem- semektir. Bunu Momiş Uli öğretiyor küçük bir eğitim- le…

“Bir sipere yaklaştım. Askerler siperi çalılarla ört- müş, üstüne de toprak döküyorlardı.

́Bu yaptığın nedir?

́Siper, Yoldaş Kombat…’

́Ya bu üstündeki ne?’

́Ağaçlar, Yoldaş Kombat.’

́Çık bakalım oradan. Bu ağaçların ne olduğunu şim- di göstereceğim sana…’

Askerler dışarı fırladılar. Tabancamı çıkarıp, önde görülen ağaçlara birkaç kurşun sıktım.

́Gir yerine. Bak bakalım kurşunlar içeri geçmiş mi?’

́Geçmiş Yoldaş Kombat.’

́O halde ne yapmışsın sen? Bu nedir? Orta Asya’da bir bahçıvan kulübesi mi? Orada güneşten mi sakla- nacaksın?… Neden susuyorsun?’

Er, yarım ağızla konuştu:

́O seni her yerde bulacaktır.’

́Hangi o?’

Cevap vermedi. Anlıyorum: Ölümden bahsediyor. Ondan korkuyor.

Yeniden sordum:

́Yaşamayı istiyor musun?’

́İstiyorum Yoldaş Kombat.’

́O zaman boz tüm bunları. Cehenneme at bu sı- rıkları. Kalın telgraf direkleri gibi ağaçlar koy. Beş sıra halinde, üst üste koy onları. Öyle olsun ki top mermisi bile gelse bir şey yapmasın.’…” (Moskova Önlerinde/Syf: 39)

Askerin cepheye aslında ölmeye değil, yaşamaya geldiğini Momiş Uli’ye söyleyen, onu ölmeye ve öl- dürmeye hazırlayacak olanın komutan olduğunu öğreten General İvan Vasiliyeviç Panfilov’du. Panfi- lov yürekli bir komünist olduğu kadar, çok deneyimli bir savaş ustasıydı. Momiş Uli, ondan öğrendikle- riyle zaferi kazanacaktı Volokolamsk Şosesi’nde… Savaşmayı da ondan öğrenmişlerdi, korkuyu yen- meyi de… “Askerin göğsü ile savaşılmaz, onları ko- ruyacaksın! Ateş edeceksin, onları ateşle koruya- caksın ve tabi davranışlarınla!” demişti Panfilov. Bu uyarı Almanların her saldırısında aklına gelecekti Momiş Uli’nin…

Bir savaşın “kaderi”, Moskova’ya çok yakında bir şosede çizilebilir mi? Bunu birileri önceden söyle- miş olsa herkes gülerdi herhalde ama çiziliyormuş işte. Panfilov’un eşsiz savaş dehası, Momiş Uli’nin cüreti, cesareti ve inancı, Sovyet askerinin kahra- manlığı ile birleşince, o devasa güce sahip Naziler yeniliyormuş işte. İmkansız bir şeyin olmadığını bir kez daha okuyoruz bu kitapta. Savaşı, kahramanlığı ve ihaneti, korkuyu ve cesareti, vatan sevgisini ve kopkoyu bencilliği, feda ruhunu ve daha sayamaya- cağımız birçok şeyi okuyoruz. Her satırında bir ders alınıyor “Moskova Önlerinde”nin. Bek’in yazdığı sa- tırların günümüz Türkiyesi’nde bizlerde o dönem sa- vaşan Sovyet kahramanlarının hissetlikleriyle aynı duyguları yaşatmasının anlamı çok büyüktür. Hiçbir şeyi unutmamak gerekiyor. Panfilov’u, Momiş Uli’yi, önce korkan, sonra kahramanca şehit düşen Zayev’i ve 20 milyon Sovyet kahramanını hiç unutmamak gerekiyor! Unutmamak için de okumak… Moskova Önlerinde mutlaka okunmalı!

NO COMMENTS

Leave a Reply