Merhaba

Merhaba

1161

Karpuz kokuyor her yan. Sarı sıcak rüzgarlar okşuyor yanaklarımızı. Topal Ali düşmüş yine bir izin peşine şimşek hızıyla yürüyor. Hürü Ana ilenmekte hiç sesini alçaltmadan ağaların topuna birden. Ve İnce’sini usul usul okşamakta… Velhasıl Yaşar Kemal ne yazdı ne anlattıysa bu topraklarda yaşamaya devam ediyor. Hayatı yazmıştı çünkü Yaşar Kemal, hayatın ta kendisini. Denilebilir ki, bu toprakları, bu topraklarda yaşayan bilcümle halkları, bilcümle mahlukatı ondan daha canlı kimse yazmadı. Borcumuzdu. Bu derginin sayfalarının çoğunu ona ayırmaktı vefamız, yerine getiriyoruz. O eminiz ki aldı götürdü yüreğinde yazdığı her şeyi, bir kopyasını da bizim yüreklerimize bırakarak… Bir ömür yeter bize bunlar. Sağolsun. Tam da derginin son sayfalarını yapıyorduk. Matbaa yollarına çıkmaya hazırlanıyordu nisan sayımız. Yorgunluğun en tatlı anlarıydı yaşadıklarımız. Bir haber düştü Tavır’ın tam ortasına. Tanıdıklarımızdı. Kardeşlerimiz, yoldaşlarımızdı. En değerlilerimizdi bir de. Genç ömürlerini serdiler çok sevdikleri halklarının önüne. O kırlangıç kaşlı çocuğun katillerinin namert eller tarafından saklanması kanlarına dokunmuştu. Adaletin ateşiyle kavrulmuş yüreklerini ellerine alıp yürüdüler Saraylarınadaletinin sağlandığı yere. Çeliğin mavisini kavrayarak çıktılar altıncı kata. Ellerinde silahları, dillerinde sloganlarıyla, bir türkü söyler gibi, yarınlara küçücük bir dipnot düşer gibi, yalansız dolansız bir sevda gibi, düş gibi, gerçek gibi, hayat gibi, umut gibi, kırlangıç kanadına binip uçar gibi gittiler sonsuzluğa. Üzerine basa basa yürüyeceğimiz izler bırakarak…
Doğacak günlerin Şafak’ları muştuluyor bize umudun en mavisini. Bu ne büyük bir Bahtiyar’lıktır çocuk kokusu tadında. “Gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir” demiş ya şair, o gençlerin muştuladığı günlerde gülecek halklar. Onların yüreklerinde herkes yetecek mutluluk var çünkü, herkese yetecek umut, düş, sevda var… İnsana dair tüm güzellikler var. Vatan var kocaman, vatana duyulan sonsuz sevgi var. Halk var. İnanç var. Devrim var. Düşlerin sonsuza koştuğu zamanlardayız. Kana bulanmış topraklarda umudun fidanlarını büyütüyoruz. Bir yanımız yanıp kavruluyor düşenlerin acısıyla, diğer yanımız salkım söğüt coşuyor. Acıdan umut üretmede ustalaştık nicedir. Düşler gerçeğe döndüğünde hep birlikte olacağız. İşte o son Şafak’ta hepimiz Bahtiyar olacağız! Bir sonraki sayımızda görüşmek dileğiyle…

Benzer Yazılar

1791

1292

2156

NO COMMENTS

Leave a Reply