Merhaba

Merhaba

Açlığın dini, yoksulluğun vatanı olmazmış. Birileri adını bile bilmediğimiz yiyecekleri zıkkımlanırken, açlara “böcek yiyin” deme alçaklığındalar. O kendini bilmezler, bir gün o aç sınıfın lanetine uğrayacaklar elbet. Açlığın ve yoksulluğun, onca derdin, acının müsebbibi olanlar şimdilik dünyanın tek hakimi olabilirler ama bir gün aç karnını kirpiyle doyurmaya çalışıp hastanelik olanların öfkesinin ve kininin gazabıyla tanışacak… Adımız gibi eminiz. Kötü günün hükmü tez biter! Şafak yakındır!

Türküler ne güçlüdür öyle. Büyüğüyle küçüğüyle bütün dünyaları yarattım ben diye övünenler, işte yine türkülerin karşısında yenildiler, ufacık kaldılar… Yasalar yapabilirsiniz, kararnameler yayınlayabilir, onu bunu yasaklama hakkını kendinizde bulabilirsiniz. Ama hiçbiri evet hiçbiri, sevda kuşanıp yollara düşenleri, alnında yıldızlı bere, elinde mavzerle dağlara çıkanları, 122 kez ölüp de en önde yürüyenleri, ellerinde silah dillerinde sloganlarıyla “Varsa cesaretiniz gelin” diyenleri anlatan türkülere diş geçiremez. Yenilmeye mahkumsunuz! Bizim çocukların, Yorum’un türkülerinin önünde, yani halkın umudunun önünde, yani sevdanın, kavganın, inancın önünde diz çökmeye mahkumsunuz. İstanbul Bakırköy’de ve Ankara Sıhhiye’de yenildiniz, yarın tüm Türkiye’de yenileceksiniz!

Emperyalist-kapitalist dünya adaletsizlik üzerine kurulu. Ezilenler, açlar, yoksullar, yok sayılan katliama uğrayanlar, kısa çöpler, yerinden yurdundan edilmiş milyonlar, kendi vatanında sürgün yaşayanlar… yatırmış gözlerini ufka, adalet istiyor, adalet bekliyorlar. Öyle lütuf olsun diye değil, sadaka hiç değil. Analarının ak sütü gibi helal olanı, kendilerine ait olanı istiyorlar. Yolu yok alacaklar! Ayaklar baş olacak, yolu yok! Kısa çöp uzundan hakkını alacak, yolu yok! Yolu yok, halkın adaleti mutlak hakim olacak!

Daracık hücresini, kavganın tüm cephelerine yetecek kadar umudu ürettiği kocaman bir atölyeye çeviren kavganın ozanı, şairi Ümit İlter, sadece fiziken tecrit edildiği hücreden çıkıp aramıza geldi. “Özgürlük” izafidir, o hiçbir zaman “içeride” olmadı. Tavır’a emeği büyüktür. Vefa ki, bizim en çok değer verdiklerimizdendir, kavganın ozanına kocaman bir HOŞGELDİN ve bir kez daha MERHABA diyerek onu kucaklamak borcumuzdur. Daha nice yıllara, bizimle, kavgayla, umutla, Tavır’la…

Bir sonraki sayımızda görüşmek dileğiyle…

Dostlukla…

NOT:

1- Değerli okurlarımız Tavır’a göndermek istediğiniz her türlü çalışmalarınızı “okuryazar@tavirdergisi.org” adresine gönderebilirsiniz.

2- Kapak fotoğrafları FOSEM (Fotoğraf ve Sinema Emekçileri)’e aittir.

NO COMMENTS

Leave a Reply