insan nasıl insan oldu | mehmet demir

insan nasıl insan oldu | mehmet demir

1147

‘Bu dünyada bir dev var.

Bu devin öyle kolları var ki, hiç güçlük çekmeden bir lokomotifi kaldırabilir.
Bu devin öyle ayakları var ki, günde binlerce kilometre koşabilir
Bu devin öyle kanatları var ki, bulutlar üzerinde kuşların çıkamadığı yüksekliklerde uçabilir.
Bu devin öyle yüzgeçleri var ki, su altında balıklardan daha iyi yüzebilir.
Bu devin öyle gözleri ve kulakları var ki, görülmeyenleri görür, başka bir kıtada konuşulanları işitir.
Bu dev o kadar güçlüdür ki, dağları delip geçer ve dolu dizgin akıp giden suları durdurur.
Bu dev, yeryüzünü istediği gibi değiştirir, ormanlar diker, denizleri birleştirir, çölleri sular. Kimdir bu dev? Bu dev insandır.
Acaba insan nasıl dev oldu, nasıl dünyanın efendisi oldu?
Biz bu kitapta işte bunu anlatacağız.’ M. İlin – E. Segal

Ta en başından yazarlar bu kitapta bizi nelerin beklediğini poetik bir dille ifade ediyorlar. Sovyet Bilimler Akademisi’nin iki bilim işçisi M. İlin ve E. Segal 1936 yılında insanın gelişim tarihini materyalist bir bakış açısıyla ele alan bu kitap üzerinde çalışmaya başladılar. Yazarlara insan evrimi konusunda bir kitap yazmayı Maksim Gorki salık vermişti. Üç bölümden oluşan bu kitabın ilk bölümünde ilkel insan ve ilkel toplum, ikinci bölümde kölelik, üçüncü bölümünde ise feodalizm dönemlerinde insanın tarihini ve geçmişini ele alan iki sovyet bilim işçisi, sade ve masalsı bir dille okuru tarihe bir yolculuğa çıkarıyorlar adeta. Kitabın en önemli özelliği ise yazarların bütün bu yolculuk boyunca tamamen bilimsel verilere dayanmaya özen göstermeleridir. Sıcak bir yaklaşım ve yalın anlatımlarla böylesine bilimsel bir metnin akıcı bir şekilde okunmasını sağlıyor yazarlar.

İnsanın en baştan doğayla, kendiyle savaşını, yarattığı ortak kültürü, sınıfların doğuşunu, idealizmle materyalizmin savaşını, dinle bilimin anlaşamazlığını sosyalist açıdan sergileyen bu kitabın her bir satırı çok değerli.merged(1)_Sayfa_372

“Biliyor musunuz, ben bu kitaba nasıl başladım? Şimdi, uçsuz bucaksız uzayı gözümüzün önüne getirin. Yıldızların, bulutsuların doldurduğu uzayı.. Bu devler devi bulutsulardan güneş alev alev yanıyor. Güneşten gezegenler kopuyor. Küçüçük bir gezegende madde canlılaşıyor, kendi bilincine varmaya başlıyor. Bunun sonucunda insan ortaya çıkıyor.”, diye anlatıyor bu kitabın yazarlarından biri Gorki ile konuşması sırasında.

Mağaradan, ilkel insandan bugünlere nasıl gelindi gerçekten? İnsan dünyanın efendisi olmayı nasıl becerdi? Her şeyin neden sonuç-ilişkisi ile bağlantılı olduğunu, toplumların nasıl geliştiğini ve insanı hayvandan ayıran en temel farkın emek olduğunu anlatıyor bu kitap. İdealizmin ayakları yere basmayan teorilerinin nasıl çürütüldüğünü 600 sayfalık bu kitapta bulabilirsiniz.

Marx, insanı hayvandan ayıran en büyük niteliğin emek olduğunu ortaya koyar; bu demek oluyor ki insanın emeğini bilinçli bir şekilde kullanmış olması, insan nasıl insan olduğu sorusunun cevabıdır. Dört ayak üzerinde yürüyen bir canlının iki ayağının üzerinde dengeyi sağlamasını öğrenmesi beceri gerektirmişti, ama iş o boşta kalan iki eli doğru şekilde kullanmaya geldiğinde ise bu da zekayı gerektirmişti. Bilinçli emek mağarada yaşayan ilkel insanı aşama aşama binlerce yıllık – bir süreçle dünyanın efendisi olma noktasına kadar getirdi ve insanın dünya üzerindeki hakimiyetini pekiştirmesi de hala sürmekte.

Yazarlar: M. İlin – E. Segal

Yayınevi: SAY Yayınları

NO COMMENTS

Leave a Reply