emperyalizm doğayı katleder! | uşak hapishanesi

emperyalizm doğayı katleder! | uşak hapishanesi

609

Avrupalılar sadece Amerika kıtasındaki yerli halkı jenoside tabi tutmadılar oradaki hayvan türlerini de yok ettiler. Avrupalıların kıtaya ilk ayak bastıklarında kuzey Amerika’da 40 ila 75 milyon bizon yaşadığı tahmin ediliyordu ve 1891 yılına gelindiğinde Amerika’daki bizon sayısı 541’e düşmüştü.

( William cranon nature’s metro polis )

Marks “ İnsan doğa sayesinde yaşar yani doğa onun bedenidir ve ölmek istemiyorsa onunla kesintisiz diyaloğu muhafaza etmelidir” der.

Emperyalizmin hüküm sürdüğü bir dünyada bu diyalogdan bahsetmek mümkün değildir. Kapitalizmle birlikte doğaya verilen zararlar ve neden olduğu sorunlar emperyalizmle birlikte son haddine ulaşmıştır. Emperyalizmin var olma koşulunu sürdürebilme olanağı insan ihtiyaçlarını karşılamak için üretmek değil ihtiyaatan fazla üretim yaparak daha fazla kar etmektir. İşte bu durum insan ihtiyacı ve üretim arasındaki doğrudan bağı koparmıştır. İhtiyaçtan fazla üretim ise daha fazla doğa tahribatı anlamına gelmektedir.

Yani doğanın tahribatı doğrudan emperyalizmin daha çok kazanma hırsı ile ilgilidir. Bu duru ma örnek olarak emperyalizmin yoksul ülkelere dayattığı yapısal uyum programları” nı verebiliriz. Çok uluslu bankaların kasalarını doldurmayı amaçlayan bu program Ülkeleri sadece sosyal açıdan değil ekolojik açıdan da yoksullaştırıyor. Buna örnek olarak Endonezya yı verebiliriz. Endonezya, güneydoğu asya nın biyolojik çeşitlilik bakımından en zengin ülkelerinden biridir. Bunca zenginliğe ragmen halkın yoksulluk içinde kıvranması yabancı- yerli tekellerin ülkenin yeraltı- yerüstü zenginliklerini yağmalamasındandır.Bu programlar ve zenginlerin açgözlülüğü, Endonezya’daki ormanları ihracatta milyon dolarlar kazandıran kereste üretimi için tahrip ediyor. Ve yine ihracat ürünü olan kauçuk üretimi için ormanlık alanlar ‘bilinçli ” olarak yakılıp tarım arazisine dönüştürüyor. Tüm bunların sonucunda yakılan ormanla birlikte on binlerce bitki ve hayvan türü yok oluyor.

Emperyalizmin doğaya verdiği zarar tek tek ülkelerle sınırlı değildir elbette. Emperyalizm dünyanın en ücra köşelerine kadar girmiş dejenere etmediği tek bir alan bile bırakmamıştır. Yani doğaya verdiği zararı da küreselleştirmiştir. Aşağıdaki örneklere bakarak durumun vehametini anlayabiliriz.

Dünyadaki ana balık kaynaklarının üçte ikisi kapasite sınırında veya üstünde avlanıyor. Son yarım yüzyıl içinde dünya okyanuslarındaki tüm yırtıcı balıkların %90’ı yok edilmiştir.

(worldwatch, Vital sigs, 2005 )

Bugün dünyada dört kişiden biri sağlıklı sulara ulaşamıyor.

(Bil mckibben, new york Revievof book )

Türlerin yok oluş hızıson 65 milyon yılın en üst seviyesinde

(Nature )

Sadece bunları değil, atmosferin ısınması, iklim değişikliği, ozan tabakasındaki deliğin büyümesi, buzulların eriyip deniz seviyesinin yükselmesi mevsimlerdeki kayma hepsi emperyalizmin neden olduğu sorunlardır.

Ülkemizde de bugün modern duble yollar, devasa havaalanları, ormanlık alanlar tahrip edilerek yapılan rezidanslar villalar, HES’ler doğayı tahrip etmektedir. Özellikle hes’ler milyonlarca yıldır çevresine hayat veren nehirleri, içinde katran ve renkli suların aktığı dere yataklarına dönüştürür. HES’ler tüm ekolojik sistemi alt-üst etmekte. Ki bu ekolojik bozulmanın olumsuz etkileri yüzyıllarca sürecek ve telafisi mümkün olmayacaktır.

Peki bu durumun bir çözümü yok mudur ? elbette vardır. Marks’ın sözleriyle sürdürülebilir

tek çözüm Kör bir gücün emrindeymişçesine üretimi sürdürmektense, üreticilerin, insan metabolizması ve doğa ilişkisini rasyonel bir biçimde, işbirliğiyle, insan doğasına en uyumlu ve en az enerji harcayan yöntemlerle yönetmelidir ( age )

Bu da ancak sosyalist bir toplumda, sosyalist bir üretimle mümkün olabilir. İşte o zaman insanlar- bu dünyayı şimdilik kullananlar- Marks’ın deyişiyle iyi aile reisleri gibi dünyayı gelecek nesillere daha iyi bir durumda bırakabilirler.

D(k, Marks, capital, cilt : 3, syf: 959 )

Uşak Hapishanesi

NO COMMENTS

Leave a Reply