emperyalizm değerlerimizi çürütür | uşak hapishanesi

emperyalizm değerlerimizi çürütür | uşak hapishanesi

796

Çin’de lise öğrencileri bir gölün kıyısında piknik yapıyorlar. Boğulmak üzere olan bir arkadaşları için oradan geçen bir adamdan yardım istiyorlar. Adam hık mık ettikten sonra “kurtarırsam ne kadar ödeyeceksiniz?” diyor. (Michel Beaud, Le Basculement du Monde)

Karl Marks, 1847 yılında yayınlanan Felsefenin Sefaleti adlı eserinde şunları söylemişti: “En sonunda insanın ayrılmaz bir parçası olan, her şeyin alış-veriş ve pazarlık konusu olduğu zaman gelip çattı. Bu zamana kadar el değiştiren fakat ticaret konusu olmayan erdem, duygu, kanaat, bilgi ve bilinç gibi şeylerin de ticaret konusu olduğu bir zamandır.”

Karl Marks bunları neredeyse bir buçuk yüzyılı aşkın bir süre önce kapitalizmin hakim olduğu bir zamanda söylemiştir. Şüphesiz Marks’ın tarihin defalarca kez doğruladığı bu tespitleri “kapitalizmin en vahşi ve çürümüş hali olan” emperyalizmde daha da katmerlenerek geçerliliğini korumuştur.

Emperyalizm, insana dair, yaşama dair ne varsa metalaştırır, alınır-satılır bir konuma getirir, değersizleştirir. İşte bunun bugünü de kapsayan bir örneği. Bugün Suriye’deki savaşa “insanlık” adına karşı çıkıyormuş gibi görünen devlet, bakın 2001’de Amerika Irak’a saldırırken neler söylemiş. Dönemin Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu; “Türkiye Irak’a saldırıyı arzu etmemektedir. Irak yanıbaşımızda bir ülke. Geçmişte bunun örneğini yaşadık. Türkiye 30-40 milyon dolar kaybetti.” diyor.

Yani buradan söylenmek istenen şudur, Irak’ta öldürülen, yaralanan, evsiz, aç-susuz kalan insanların hiçbir önemi yoktur, önemli olan ekonominin ve turizm gelirlerinin azalmasıdır!

Yukarıdaki örnekte anlatmaya çalıştığımız gibi kapitalizm tarih boyunca oluşturulmuş ahlak kurallarına, halk değerlerine hiçbir şey eklememiş, aksine var olanı da yozlaştırmıştır. İnsanı sadece bir üretim aracı olarak gören kapitalizm çok kazanmayı, bencilliği, gücü, ihtişamı yüceltip; gelenekleri “çağ dışı” göstererek değerleri aşındırmaya çalışır. İyiyle kötünün, yalanla gereğin ayrımına varamayan bir toplum yaratmak ister. Çünkü böylesi bir toplumun sömürülmesi daha kolaydır.

Halkları bir arada tutan, haksızlığa, adaletsizliğe, sömürüye, zulme ve işgale karşı mücadele etmesini sağlayan değerleri, yozlaştırma politikası ile zayıflatarak, yok ederek halkları güçsüz düşürmek emperyalizmin saldırı yöntemlerinden biridir.

Bizler biliyoruz ki emperyalizmi bu saldırılarını boşa çıkarmak için halk kültürüne, halkımızın dayanışma, paylaşma, dürüstlük, emeğe saygı gibi güzel geleneklerine daha çok sarılmalıyız. Bunu da ancak bireyciliğe karşı kolektivizmi, bizden olmayan, bize dayatılan egemenlerin kültürü yerine halk kültürümüzü sahiplenerek yapabiliriz.

NO COMMENTS

Leave a Reply