DAVUTOĞLU’NUN OKMEYDANI ve GAZİ MAHALLESİ HAZIMSIZLIĞI | sinan gümüş

DAVUTOĞLU’NUN OKMEYDANI ve GAZİ MAHALLESİ HAZIMSIZLIĞI | sinan gümüş

1352

12 Yıllık AKP iktidarının yarattığı tablo:

Yoksulluk sınırının altında yaşayan kişi sayısı; 2013 verilerine göre 46 milyon kişi.

Açlık sınırının altında yaşayan kişi sayısı 7 milyon. Ülkemizde 7 milyon kişi akşamları yatağa aç yatıyor. Bırakın en temel ihtiyaçlarını karşılamayı, karınlarını doyuramıyor. 7 MİLYON KİŞİ.

AKP iktidarının 12 yılında, devlet eliyle öldürülen çocuk sayısı resmi rakamlara göre 241.

2014 verilerine göre uyuşturucu kullanım yaşı 12’ye, uyuşturucudan ölüm yaşı ise 14’e düştü. Ki 2015’te bu rakamın 9’a kadar düştüğü tahmin ediliyor.

Okuma yazma bilmeyen kişi sayısı 2 milyon 784 bin 257 (yüzde 5), okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyen kişi sayısı 3 milyon 784 bin 667 (yüzde 7), İlkokul mezunu sayısı 15 milyon 220 bin (yüzde 28).

Bu tablo AKP’nin 12 yıllık iktidarının eseridir. Bu sayılar AKP iktidarı öncesinde de vardı ama AKP iktidarı boyunca çözülmek bir yana, katlanarak arttı. Artmaya devam ediyor.

Karl Marx kapitalizmin iki sırrını çözdü diyor Lenin. Emek sömürüsü ve yabancılaşma. Emeğinin ürününü çalarak halkı aç bırakır. Yani emek sömürüsü… Aklının ürününü çalarak halkı aptallaştırır. Yani yabancılaşma.

AKP kapitalizmin bu kuralını harfiyen, eksiksiz ve son derece katı bir şekilde uyguluyor. Halkı büyük bir yoksullukla yaşamaya mecbur bırakırken, diğer yandan halkı cahilleştirmek, insanların beynini kendi istediği doğrularla doldurmak için her şeyi yapıyor.

Geleceğimizi çalıyor örneğin. Çocuklarımızı gencecik yaşta çalışmaya mecbur bırakarak, madde bağımlısı haline getirerek, çete – mafya ilişkileri içinde boğarak, hiç olmadığında da açıktan infaz ederek yok ediyor.

AKP’nin bütün bürokratları, tepe yöneticileri, onların sülaleleri halkın gözünün içine baka baka servetine servet katarken, ülkenin zenginliklerini yağmalamak için adeta birbirini çiğnerken, halkı aç yaşamaya mecbur kılıyor.

Okulların müfredatlarıyla sürekli oynayarak, değiştirerek, İmam Hatiplerle, Kuran kurslarıyla din eğitimini yaygınlaştırarak, bilimsel bilgiyi de çalıyor halkın elinden. Ümmetçi bir halk yaratmak istiyor. Düşünemeyen, sorgulayamayan, biat eden bir halk… Söyledikleri tüm yalanlara inanacak bir halk. AKP bütün gücüyle böyle bir halk yaratmak için çalışıyor.

AKP hükümeti ve onun başbakanı Ahmet Davutoğlu, bu amaçlarını gerçekleştiremedikleri kişi, kurum, örgüt, bölge üzerinde de açık bir şiddete yöneliyor. Yandaşı yapamadıklarını ezerek yok etmeye yöneliyor. Devlet terörü gibi bir gücü elinde tutan Davutoğlu, tasmasını tuttuğu itlerini halkın üzerine büyük bir keyifle salıyor.

Davutoğlu’nun hedef aldığı yerlerin başında da Gazi Mahallesi ve Okmeydanı geliyor kuşkusuz. Gün geçmiyor ki helikopterli, özel timli şafak operasyonları haberleri gelmesin. Gün geçmiyor ki bu mahallelerin sokaklarında polis terörü yaşanmasın. Gün geçmiyor ki mahallenin gençleri polis terörüne karşı mahallesini savunmak için barikatlar kurmak zorunda kalmasın. “Kentsel dönüşüm” yalanıyla mahallenin yapısı yokedilmeye çalışılıyor. Zenginlerin rant için gözünü diktiği yerler. Sürekli bir kargaşa yaratılarak mahalle insanı yorulmaya çalışılıyor, mahalleyi terketsin, yaşadığı bölgeye dair bir ümidi, planı kalmasın diye.

Peki neden AKP ve Davutoğlu’nun bu Gazi ve Okmeydanı düşmanlığı? Buraya karşı neden bu kadar hırçın, neden bu kadar saldırganlar?

Biz nedenini çok iyi biliyoruz. Bu iki mahalle AKP’nin yarattığı Türkiye tablosundan çok farklı bir pratiğe sahip. Bu mahallelerde at koşturamıyor AKP. Yalanları mahallelerin dış duvarlarına çarpıp geri çıkıyor. Bu mahallelerde ne çetelerini, ne çaresizliği yaygınlaştıramıyor AKP. Çünkü bu mahalleler örgütlü. Çünkü bu mahallelerde devrimciler var. Ve bu nedenle kapitalist yıkıma, saldırganlığa karşı çaresiz ve umutsuz değiller.

Bu iki mahalle de oldukça büyük nüfuslara sahip mahalleler. Her ikisinde de yüz binlerce insan yaşıyor. İki mahalle de, sürekli gelişip büyüyen İstanbul’da merkezi konumda bulunuyorlar. Özellikle Okmeydanı İstanbul’un en merkezi noktalarından biri oldu.

Her iki mahallenin de 30 yıldan fazla, köklü bir geçmişi var. Bu 30 yıl devrimcilerle iç içe, el ele geçti. Onlar devrimcileri sahiplendi, koruyup kolladı, devrimciler de bu mahallelere birçok özellik kazandırdılar. Bu köklü ve tarihsel bağ, AKP’nin hazımsızlığının da temellerini oluşturuyor.

Bu iki mahallede de Halk Meclisi örgütlülüğü var. Halk sorunlarını devlet kurumları yerine bu meclislere gelerek çözüyor. Meclislerin mahallede çözmediği el atmadığı neredeyse hiçbir sorun yok. Gazi Mahallesinde bir hırsızlık olayı yaşandığında halk polise gitmek yerine meclise gidiyor.

Meclisler birçok komisyon kuruyor. Bunlardan biri de esnaf komisyonu. Esnaflar, zor duruma düştüğünde kullanıp sonra faizsiz olarak yerine iade etmek üzere bir fon oluşturuyor. Bu iki mahallede esnafı tefeci zorbalığından kurtaracak çözümler üretiliyor.

AKP, halkı bilgisiz bırakarak cahilleştirmeye çalışıyor. Bu mahallelerin halkı ise AKP’nin istediği eğitim kurumlarını sokmuyor mahallelerine. Tam tersine, kurdukları Halk Okulları ile, halktan çalınan bilimsel bilgiyi halka geri veriyorlar. Bilimsel bir eğitimin temellerini atıyorlar.

Uyuşturucu çeteleri ülkenin her yerinde olduğu gibi at koşturamıyor. Devrimciler canları pahasına mücadele ediyor onlarla. Bağımlı hale gelmiş mahalle gençliğini de bir kenara itmiyorlar. İşgal ederek kamulaştırdıkları yerlerde Hasan Ferit Gedik Uyuşturucuya Karşı Savaş ve Kurtuluş Merkezleri açarak, devletin yapması gereken ama bir türlü yapmadığı hizmeti sunuyorlar. Gençleri bağımlılıktan kurtaracak bir tedaviyi mahalle halkı kendisi uyguluyor. Oysa devletin polisi uyuşturucu satışının güvenliğini alıyor adeta.

Mahallelerin küçük çocukları çaresiz değiller. Yoksulluktan, bilgisizlikten bunalarak çareyi Bally’de, tinerde arayan gençlere bu mahallelerde bir alternatif sunuyorlar. Kurdukları orkestralarda çocuklara ücretsiz enstrümanlar dağıtıp, eğitimi de ücretsiz veriyorlar. Tiyatro eğitimleri, halk oyunları eğitimleri, resim, heykel becerilerinin geliştirilmesi gibi faaliyetlere katılıyorlar. Çocuklardan çalınan kültür – sanat eğitimi hakkını onlara iade ediyorlar.

Mahalle gençlerini, kadınlarını, yaşlılarını, sıska, aşırı yağlanmış, güçsüz bir görüntüden kurtarmak, daha sağlıklı ve zinde kılmak için; kurdukları spor salonlarında ücretsiz spor yapmaya davet ediyorlar. Sporun sadece parası olanın ve burjuvazinin değil tüm halkın hakkı olduğunu söylüyorlar.

Yoksulluk sınırının altında yaşayan 46 milyon kişi, bir şekilde hayatta kalmayı başarıyor. Faturalarından kısarak, elektriği, suyu çok az kullanarak, ısınmayarak, en kalitesiz beslenme ürünlerini tüketerek de olsa yaşıyor. Bu mahallede yaşayan halka ise mahallenin devrimcileri çözümler üretiyor. Örneğin kurdukları rüzgar türbinleri ile her evin kendi elektriğini ücretsiz üretmesini sağlamaya çalışıyorlar.

Halkın sağlıksız, kimyasallarla dolu, hormonlu tarım ürünlerini tüketme zorunluluğuna karşı Halk Bahçeleri kuruyorlar. Bu bahçelerde temiz, hormonsuz tohumları yaygınlaştırarak, ekerek sağlıklı tarım ürünleri elde ediyorlar. Halkın bunları ücretsiz olarak alıp kullanmasını sağlıyorlar.

Mahallenin parklarını yeniden düzenleyip yaşanılabilir, nefes alınabilir bir hale getiriyorlar. Parklarda film gösterimleri, tiyatro oyunları, konserler, sohbetler düzenliyorlar. Halkın unuttuğu, ihtiyaç duymaktan uzaklaştığı kültür sanat damarlarını yeniden büyütüyorlar.

Evlerin duvarlarına ressamlarla birlikte resimler çiziyorlar.

Kadınlara, çocuklara, yaşlılara ayrı ayrı programlar geliştiriyorlar. Herkesi kendine güvenli, güçlü kılmak için her şeyi yapıyorlar.

İşte AKP’nin, Ahmet Davutoğlu’nun tahammül edemediği, hazmedemediği şeyler bunlar. Bu mahallelerde halkı gericileştiremiyorlar, umutsuzlaştıramıyorlar, ümmetçileştiremiyorlar. Yalanlarıyla halkı kandıramıyorlar. Hırsızlıklarını, uşaklıklarını, katilliklerini onaylayan bir halk yaratamıyorlar bu mahallelerde.

Terör’ operasyonları bahane. Her şey halkın örgütlü gücünü dağıtmak, kendine güvenli, güçlü, moralli halk gerçeğini ortadan kaldırmak için.

Okmeydanı, Gazi Mahallesi ve devrimcilerin olduğu tüm mahalleler sadece kendi adına değil, tüm Türkiye halkları adına AKP faşizmine direniyor.

Ahmet Davutoğlu istediği kadar efelensin. İstediği kadar güç gösterisi nutukları atsın. İstediği kadar mahallelerimizi hedef alsın. Bu mahalleler çok Ahmet Davutoğlu gördü. Hepsi geldi geçti, bu mahallelerin örgütlü gücü kaldı. Davutoğlu da gidecek. Hem mahallelerimiz, hem örgütlü gücümüz, hem kapitalist yıkıma karşı yarattığımız her şey yaşamaya ve büyümeye devam edecek.

NO COMMENTS

Leave a Reply