BU İŞTE 30 YILIN ÖZETİ-2 | GRUP YORUM

BU İŞTE 30 YILIN ÖZETİ-2 | GRUP YORUM

887

Adana ve İzmir konserlerinin ardından sıra geldi İstanbul konserine. Aslında bu konser için 12 Nisan’dan bu yana savaş veriyoruz tabir yerindeyse. Ne olursa olsun yapmaya kararlıyız. İzmir konserinden önce İstanbul’daki konserimiz için valiliğin izin vermediğini öğrenmistik. Şimdi İzmir dönüşü ilk işimiz önce idari mahkmeye dava açıp valiliğin kararını geri çektirmek. Avukatlarımız idari mahkemeye hemen başvuruda bulunuyorlar. Ama kimsenin karar çıkana kadar bekleyeceği yok. Konser çalışmaları devam ediyor tüm hızıyla. Elbette bu belirsizlik, yasaklanacak mı yasaklanmanyacak mı durumu; genel olarak bir durgunluk yaratsa da çalışmalar devam ediyor. Sesçiler, orkestra herkes bizden haber bekliyor konser olacak mı diye. Bir kulağımız mahkemede, bir kulağımız yürütülen çalışmalarda. Ama her ne olursa olsun 28 Haziran’da Bakırköy’de olacağız. Avukatlarımızın yaptığı itiraza hala bir sonuç alamıyoruz. Adaletin olmadığı bir ülkede adalet için elimiz kolumuz bağlı bekleyemeyiz, beklemiyoruz da. Madem bir mahkemeden karar çıkması bu kadar uzun sürüyor, o zaman biz de bu adaletsizliği teşhir edeceğiz. Basında yasağı gündem yapmak için uğraşıyoruz, etkili de oluyor. Adana’da 70 bin, İzmir’de 700 bin kişiye konser veren bir grubun İstanbul’da konserinin yasaklanması her yerde konuşuluyor. Aslında valilik çaresiz, nerden tutarsanız tutun her yanından adaletsizlik akıyor bu kararın. Mahkeme bizim lehimize karar vermeli, ama hala ses yok. Bu sefer biz gidiyoruz mahkemenin önüne ve karar çıkana kadar kalkmayacağımızı söylüyoruz. Oldukça gündem oluyor bu eylemimiz. Kararlılığımızı herkes görüyor iyice, bizim aleyhimize bir durumda ortaya çıkacak tepkiyi de artık iyice anlıyorlar. Valilik bizi aşan bir durum diyor, yani direk AKP engellemek istiyor konserimizi. Ama boşuna çabaları ve nihayet konsere 3 gün kala, perşembe günü idari mahkeme valiliğin iptal kararını bozuyor. Artık konser önünde hiçbir engel yok. Ama şimdi daha da hızlı olmalıyız. Hemen sesçileri alana gönderiyoruz. Artık gece gündüz çalışacak ve bu konseri yapacağız. Cuma günü de vali hakkında çağlayan adliyesinde suç duyurusunda bulunuyoruz.

Üç gün hızla geçiyor. Tabi asıl enerjimizi konserin yapılabilmesi için harcadığımız için birçok işimiz de aksıyor, hızla toparlamaya çalışıyoruz. Ve konser günü gelip çatıyor. Önceden iki gün önce prova yapıyorduk, ama şimdi konser günü yapabiliyoruz provamızı. Sabah hepimiz sahnedeyiz. Hızla son hazırlıklar yapılıyor, eksikler hala var ama kimsenin gözü bu eksikleri görmüyor, bu konseri yapıyoruz ya gerisi çok önemli değil bu saatten sonra. Konsere miting olarak başvurduğumuz için polis alana girişte arama yapacak. Hiç istemediğimiz bir durum bu. Tartışıyoruz ama miting vs. olduğu için yasal engeller çıkıyor karşımıza, yeniden konseri tehlikeye atmak istemiyoruz. Eminiz, o alanda insanlar geldikten sonra kalamayacaklarına. Bu arada avukatlarımızla birlikte tartışırken polislerin ne olduğunu ve aslında bu ülkede işlerin nasıl yürüdüğünü gözler önüne seren diyaloglar yaşanıyor. Bakırköy Emniyet Müdürü ki bu konseri engellemek için özel çaba sarfetmiştir, idari mahkemenin iptal kararına çok bozulmuş. Avukatımıza şöyle diyor “bu nasıl iş, son dakika mahkeme kararı mı çıkar, ya hakimi korkuttunuz, ya sizin adamınız ya da rüşvet verdiniz”. Dönün bir kez daha okuyun, okutun, bir emniyet müdürü nasıl itiraf ediyor gerçekleri. Avukatımız ise şöyle cevap veriyor “hukuku işletti mahkeme”. Evet hukuku işlettirdik bu sefer, hiç işlemeyen hukuku bu sefer kararlı mücadelemizle işlettik. Bu diyalogları unutmayacağız ama, bu emniyet müdürünü de. Alanın girişine tomalar, çevikler konuşlanıyor. Ama alana halkımız gelmeye başlayınca o öfke ve kalabalık karşısında bir şey yapamıyorlar. Akılları sıra bizi kışkırtıp konsere engel olacaklardı ama hevesleri kursaklarında kaldı.

Şimdi konsere odaklanmamız gerekiyor, nerdeyse son ana kadar eksik kalan işlerle uğraştık, olsun ama sonuna yaklaşıyoruz işte. Konseri 15.00 diye duyurmuştuk ama havaların sıcak olmasından dolayı 18.00’da başlama kararı almıştık. Yavaş yavaş zaman geliyor. Orkestra ve İstanbul koromuz çıkıyorlar sahneye. Biz de sahnenin her iki yanına bölünerek saheneye çıkacağımız anı bekliyoruz. Cihan bağlaması ile kucaklaşmaya başlıyor ve sahnedeyiz hepimiz. Yüz binlerleyiz. Onca baskı, engellemeye rağmen işte Bakırköy’deyiz yine, biz kazandık bir kez daha, çok mutluyuz. Ardı ardına şarkılarımızı okuyoruz. Bir süpriz oluyor sahnede. İstanbul’da konser yapmak için bulunan Amerikalı, bir dönem politik müziğin öncülerinden, 68 kuşağının müzik alanındaki temsilcilerinden John Baez sahnemizde. Grubumuz üzerindeki baskılara karşı sahnemize gelerek dayanışmasını gösteriyor. Bir şarkısını da tüm kitle ile birlikte söylüyor. Hepimiz için güzel bir an oluyor, sanatçıların dayanışması olarak da güzel bir örnek ortaya konuyor.

Birbiri ardına söylüyoruz şarkılarımızı. Eski solistlerimizden Özcan Şenver, Efkan Şeşen, Fikriye Kılınç, yine bir dönem bizimle çalışmış Serdar, Özgür ve Suat da yine bizimle çıkacak. Hava yavaş yavaş kararıyor ama konser çoşku ile devam ediyor. Karanlıkta da Bakırköy’de güzel oluyormuş konser diyoruz. Halaylarımızı çekiyoruz hep birlikte, koromuz o kadar kalabalık, hepsi halaya çıkıyor sahnede. Bir ara sahne çökecek diye düşünüyoruz ama neyseki böyle bir şey olmuyor. Sıra Cemo’ya gelince İzmir’deki gibi gökyüzündeki yıldızları yere indiriyor dinleyenlerimiz, telefonlarının fenerleri ile, çok güzel bir görüntü ortaya çıkıyor yine. Ve artık konserin sonu geliyor, her emeğin, her çabanın bir sonu oluyor. Ama bizimki güzel bir sonla bitiyor. Yüz binlerce dinleyicimize teşekkür ederek sahneden ayrılıyoruz seneye görüşmek üzere diyerek.

İstanbul konserimizi de bitirdik. Şimdi sıra Ankara’da. Ankara’da çok önemli bizim için. Ankara konserimiz de yasaklandı valilik tarafından ve önce bu durumu teşhir etmeliyiz. Ama yaptığımız 3 büyük konserin ardından ve İstanbul’da idari mahkemenin verdiği iptal kararından sonra Ankara konserini de yapacağımıza eminiz. Avukatlarımız konserin olacağı haftanın başında hemen davayı açıyorlar. Bu sefer cok beklemiyoruz ve mahkeme Ankara’da da valiliğin hukuksuz yasağını iptal eden bir karar çıkartıyor. Artık Ankara konseri için de önümüzde hiçbir engel kalmıyor. Son güne kadar devam ediyor hazırlıklar. Ankara’nın mahallelerinde, Kızılay’da, Yüksel’de başka bir çok yerde masalar açılıyor, bildiriler dağıtılıyor. Bir yandan da teknik hazırlıkları halletmeye çalışıyoruz. Yorumdan 2 arkadaşımız da önceden giderek çalışmalara yardımcı oluyor. Sıhhiye Meydanı’nın ortasında sahnemiz yükselmeye başlıyor. İlk kez olacak Ankara’da büyle bir konser, çok heyecanlıyız.
tavir_Sayfa_35Konserin olacağı gün sabah Ankara’ya varıyoruz. Orkestracılar ve biz 2 otobüsüz. Öğleden sonra halk oyuncular gelecek. Provamızı yapıyoruz. İlk kez çalıştığımız bir ses firması var bu sefer, nasıl olacak diye düşünüyoruz ama bir sorun yaşamıyoruz provalarda. Yanımızda iki tommaister var tüm konserlere gelen, hemencecik hallediveriyoruz ses provasını. Artık her şey hazır konser ve saati beklemeye başlıyoruz. Ankara’da da miting başvurusu olduğu olduğu için polis İstanbuldaki gibi arama noktaları koyuyor, ama bizim görevlilerimiz de arama noktalarının başındalar. Dinlenmek için ayrıldığımız alana, geri dönüyoruz. Alan dolmaya başlamış. Sahnenin arkasından geçmek bayağı zaman alıyor. Saat tam 18.00 olduğunda çıkıyoruz sahneye. Muheteşem bir kalabalık Ankara’da. Ankara’nın ortasında yüz binlerce insan ve kavgamızı haykırıyoruz. Söke söke aldık Ankara’da konser yapma hakkımızı da, engelleyemediler işte. Şarkılarımızı peş peşe söylüyoruz. Bu arada kalabalık da hızla artıyor, anons yapmak zorunda kalıyoruz sıkışmaları ve alanın kenarlarında yığılmayı önlemek için. Şimdi tıka basa dolu alan ve çok coşkulu Ankara kitlesi. Her konserimizde ivme biraz daha yükseliyor, Ankara’da çoşku doruklarda. Özcan ve Efkan bizi yalnız bırakmıyorlar sahnede yine, Feda ve Ölümsüz’ü onların sesinden dinliyoruz. Konuşmalar, halaylar derken konserin sonuna doğru yaklaşıyoruz artık. Cemo’da yine yıldızlar gökyüzünden aşağı iniyor, ışıl ışıl Sıhhiye meydanı. Biz konseri bitirmeye hazırlanırken polisin alana saldırı hazırlığı yaptığı haberi ulaşıyor sahneye. İki yüzbinden fazla insana saldırmak.. İçlerinde çoluk çocuk, yaşlı, sakat yüz binlerce insan. Bir saldırı olsa acaba kim kaybedecek, biz mi onlar mı. Konseri bitiriyoruz ve sahne arkasına geçiyoruz. Tomalar, çevikler hazırlanmış. Tartışıyoruz polisle, mitingin yasal süresi bittiği ve dağılınmadığı için böyle bir saldırı hazırlığı yapıldığını öğreniyoruz. Ama o kadar telaşlılar ki, eminiz saraylarında sefahat sürmeye çalışanlar korktu ya saraya yürürlerse diye saldırın talimatı verdi. Kitlemiz polisin yanından sloganlarla, tepki göstererek alanı terkediyor. Ankara konserini de başarı ile bitirmenin mutluluğu içindeyiz. Beş konser dedik ve dördünü yaptık. Onca zorluk, yokluk hepsini açtık işte. Kaldı Dersim.

tavir_Sayfa_36Son konsere geldik artık. Oldukça uzun bir yolculuk bizi bekliyor. Ta Dersim’e gideceğiz. Dersim’de yasaktı vs. bir sorunumuz yok. Tek sorun maddi sorunlar. Gerçi bu her yer için geçerli ama Dersim’de daha da elzem hale geliyor. Konserleri sponsorsuz, halkımızla birlikte örgütlediğimiz için belirli zorlukları oluyor ama daha programlı, daha sisitemli olunduğunda bunlar da soru olmaktan kalkacaktır diye düşünüyoruz. 11 Temmuz’da Dersim konserimiz. Öncesinden çalışmalara yardımcı olmak için Yorumculardan gidenler oluyor Dersim’e. Geri kalanlarımız da 9 Temmuz günü İstanbul’dan otobüsle hareket ediyoruz. 10 temmuz günü Dersim’deyiz. Sıcak Dersim. Çalışmalarda artık sona gelinmiş. Sahne kuruluyor. Akşama doğru provamızı da yapıyoruz ve konser gününü beklemeye başlıyoruz. Ertesi gün öğlene doğru konserin yapılacağı Seyit Rıza Meydanı’nda toplanıyoruz. Artık her şey hazır konser saatini bekliyoruz. Saat 18.00’da başlayacak konser. Ama biraz daha sarkıyor saat ve 19.00’a doğru sahneye çıkıyoruz. Bu sefer sahnede sadece Yorumcular var. Diğer konserlerde olduğu gibi eski Yorumcular, şairler vs. yok. Dersim konserine başlıyoruz. Ama söylemeden geçemeyeceğiz, diğer dört konsere göre çoşku daha az geliyor bize. Bunun nedenlerini bulmak ve çözüm bulmak zorundayız. Şarkılarımızı peşisıra söylüyoruz. Cemo’da bu kez yıldızlar Dersim semalarında iniyor yere. Bu iki kez tekrarlanıyor. Dersimliler Cemo’yu bize iki kez söyletiyorlar. Çavbella’yı söyleyip Dersim konserimize de son noktayı koyuyoruz.

Evet bitti büyük maraton. Dersim’den gece yarısı binip otobüsümüze düşüyoruz yine İstanbul’un yollarına. Yasaklar, engelemeler, olanaksızlıklar… ama büyük bir inanç ve kararlılıkla açtık tüm zorlukları. İnanmak başarmanın yarısıdır denmiş ya biz zaten işi baştan bitirmiştik. Ama bu zorlukların aşılmasında bizimle birlikte olan, bu kadar inançlı olmamızın temeli olan tüm dinleyicilerimize, yüzlerce yorum gönüllüsüne ve bu konserlerin yapılmasında başından sonuna kadar bir emek gösteren Halk Cephesi ve büyük ailemize çok teşekkür ediyoruz.

NO COMMENTS

Leave a Reply