“baldırı çıplaklarla” devrim olur mu? | leyla güney

“baldırı çıplaklarla” devrim olur mu? | leyla güney

1100

Halktan daha illegal başka bir örgüt yoktur
Mevcut kanunları çiğneyen halktan başkası değildir
Ve halkın suçu varsa şayet
bu yasadışılığı değildir
hiç değildir
Ve hep
usul usul
gizli gizli
ve apaçık
örgütlüyor kendini
halkın çocukları
Ümit İlter

“Aşağıda halk meclisi var, oraya gidin”…
Bu söz Gazi Karakolu’ndan bir polisin dilinden döküldü. Bir sorununu anlatmak için karakola giden halktan bir insana sarf etti polis bu cümleyi. Ağzından mı kaçırdı bilinmez ama söyledikleri bir gerçeği ifade ediyor: Halkın yeri halk meclisleridir, halk kendi sorunlarını ancak kendisi çözebilir.
Tavır ailesi olarak içinde bulunduğumuz Sanat Meclisi’ne ait bir köşemiz vardır dergimizde. Düzenli okuyucularımız bilirler, her ay bu köşede sanatçıların sorunlarına-çözümlerine ve bu kapsamda yaptıklarımıza dair yazılar çıkar. İçinde bulunduğumuz kapitalist sistem insanca yaşam ve mesleğimizi özgürce icraa edebilmemiz için biz sanatçılara örgütlenmekten başka bir seçenek bırakmadı çünkü. Biz de halkın bin yıllık sorun çözme mercii olan meclislerde bulduk çareyi.
Halkın her kesiminin örgütlenme zemini olan meclislerden mahallelerdeki halk meclislerini anlatacağız bu yazımızda.
Halk Meclisleri; halkın kendi öz örgütlenmeleridir. Bu tanım belki biraz kitabi, teknik bir tanım gibi gelebilir. Bir örnekle açmaya çalışalım;
Gazi Halk Meclisi’nden bir abla eşinin sürekli halk meclisi çalışmaları yapmasından ve meclis çalışmaları nedeniyle eve geç gelmesinden, kendisiyle ilgilenmemesinden şikayetçi. Ve bu durumu değiştirmek için diyor ki; “Halk meclisine şikayet edeceğim onu. Halkın öz örgütlenmesinin en duru hali işte.
Peki halk meclisleri ne yapar;
Mahallede yaşanan sorunları dayanışma içinde çözer. Çeşitli sorunları çözmekle görevlendirilmiş komisyonlar vardır. Örneğin; aile komisyonu, esnaf komisyonu… Bu komisyonlar halk toplantısında oy çokluğu ile seçilmiş kişilerden oluşur. Ayrıca halk meclislerinin dönemsel yürütmesini sağlayan kişiler de halk tarafından seçilirler. Meclislerin sorun dinleme ve sorun çözme günleri vardır. Meclis, taraflardan herkesi dinler ve tarafsız bir karar alır. Karara itirazı olan bir taraf varsa tekrardan araştırma başlatılır ve sorun yeniden incelenir.
Halk meclislerinde her milliyetten, inançtan, meslek dalında insanlar yer alabilirler.
Halk meclisleri uyuşturucuya, fuhuşa, kumara karşı mücadele eder. Devletin özelikle halkın örgütlü olduğu mahallelerde yürüttüğü yozlaştırma politikalarına set olmak için kampanyalar düzenler. Devlet halkı yozlaştırmak ister, çünkü faşizmin zulmüne başkaldırmasını istemez halkın.
İlkokul önlerinde polisin uyuşturucu sattığı bir ülkede, halk meclisleri halkın tek umududur. Gazi halk meclisi belediyeye ait kullanılmayan bir nikah salonunu uyuşturucuya karşı savaş ve kurtuluş merkezi yapmak, burada bağımlıları tedavi etmek için belediyeden istemiştir. Ancak belediye vermez. Bunun üzerine halk meclisi boş nikah salonunu işgal eder ve tedavi merkezini açar. 2 yıl önce açılan merkezde bugüne kadar yüzlerce bağımlı tedavi oldu. Halk meclisi halkın sorunlarını çözmek için vardır. Mahalledeki park, spor salonu, futbol sahası, cemevi gibi sosyal ihtiyaçların giderilmesi için de faaliyet yürütür. İmza toplayarak, eylemler yaparak, heyetler kurup belediyeyle görüşerek mahalle halkının taleplerini yerine getirmek için çalışır. Çoğu zaman da kendi emeğiyle, halkın dayanışmasıyla sağlanır bu olanaklar. Belediyeler halk meclislerini desteklemek şu yana dursun, meclislerin varlığından son derece rahatsızdırlar. Meclisler sosyalizmin en küçük birimidir çünkü. Yani halkı yüzyıllardır terörle, baskıyla, adaletsizlikle bürokratça yöneten burjuva sistemine alternatiftir. Sosyalist ideolojinin, sosyalist yaşam tarzının yönetim biçimidir. Fakat buradan hareketle meclislerin sadece sosyalistleri kapsadığı zannedilmesin. Meclisler henüz sosyalizm fikri oluşmamışken dahi vardı. Sosyalistler de meclisleri halktan öğrenmişlerdir. Halk, adaletin olmadığı, devleti yönetenlerin halkın yararına değil de kendi çıkarları için çalıştığı tüm sistemlerde kendi adalet anlayışını, mahkemelerini ve günlük yaşamı örgütlemek için de halk meclislerini örgütlemiştir.
Halktan daha kudretli bir güç yoktur. Çapulcu denilen, baldırı çıplak denilen halkımız kendine politikacı diyen soytarıların yapamadığını yapıyor; halk meclislerinde kendi kendini yönetmeyi öğreniyor.
Marks’ın bir deli olduğunu ispatlaması için onun yanına bir gazeteci gönderirler. Gazeteci bir kaç gün sonra Marks’a itiraf eder; “Beni aslında senin yanına baldırı çıplak halkla devrim yapmayı savunacak kadar deli olduğunu ispatlamam için gönderdiler” der. Marks cevap verir: “Seni gönderenlere söyle. Biz deli değiliz, zır deliyiz. Çünkü kimsenin adam yerine koymadığı baldırı çıplaklarla devrim yapmakla kalmayacak, iktidarı da onlara vereceğiz”…

NO COMMENTS

Leave a Reply