Av. Ebru Timtik ile Berkin Elvan, açlık grevi ve adalet üzerine..

Av. Ebru Timtik ile Berkin Elvan, açlık grevi ve adalet üzerine..

876

“Mahkeme kapılarında sürünmek” diye bir tabir var bizim ülkemizde. Fakat normalde Berkin dosyası daha farklı bir dosya diye düşünüyorduk. Neredeyse 1000 günü geride bırakıyoruz bu soruşturmanın “tamamlanamamasında”. Siz bir hukukçusunuz. Bu 1000 gün için ne demeliyiz? Sizin düşünceleriniz nelerdir? Ayrıca soruşturmanın bugünkü seyri hakkında bilgi verebiliyor musunuz? Sizinle paylaşılan bir şey var mı?

Soruşturmanın bugünkü seyri “seyirlik”. Kısaca şöyle söyleyelim “Her Şey Tamam Yalnızca İsimler Eksik” İsimleri vermeyen emniyet müdürlüğü. isteyen ise Cumhuriyet Savcısı. İçişleri Bakanı emir verse; 3 saat içinde o polisleri bulun dese bir saat geçmeden isimleri masada olur. O kadar kolay bir iş kalmış durumda. Siyasi irade yani bakan emniyet müdürlüğü bu isimleri vermek istemiyor. Eğer savcı katilleri bulmak konusunda ısrarcı davranırsa ne yapar? İsimleri vermekte ayak direyen bu yetkililer hakkında da soruşturma başlatır. Görevi kötüye kullanmaktan dava açar. Ancak böyle bir tazyik uygulamayı bugüne kadar hiçbir savcı düşünmedi bile.

Şu an hukuksal olarak yapacak bir şeyin kalmış olduğunu düşünmüyoruz.

Açlık Grevine geleceğiz… Ama onun öncesinde şunu sormak istiyoruz: Berkin’in avukatları olarak tüm yaptıklarınızın, verilen sayısız dilekçenin vs yeterli olmadığını gördüğünüzü söylüyorsunuz. Bu sizi mesleğinizle ilgili olarak umutsuzluğa düşürmüyor mu? Geleceğin yeni avukatları bunu nasıl değerlendirmeli?

Şu an hukuksal olarak yapacak bir şeyin kalmış olduğunu düşünmüyoruz. Yapılacak şeyler yapıldı. Yapılanlara rağmen bu isimler açığa çıkmıyorsa devlet katillerin isimlerini saklıyor demektir.

Haklar ve özgürlükler mücadelesi çok yönlü bir mücadeledir. Biz bunun küçük bir parçasıyız.
Genç hukukçular bilmeli ki bugün ulaştığımız gerçeğin açığa çıkması için bile hukuk mücadelesi gerekti. Avukatlar şu anda gönül rahatlığı ile diyorlar ki yasal olanakları kullandık. İyi değerlendirdik. Eminim dosyanın seyrini gören her hukukçu bunu söyleyecektir. Hukuk mücadelesi devletin niteliğini de açığa çıkarır. Hukuk faşizmin üzerindeki örtüdür. O örtünün kaldırılıp altındakinin gösterilmesi işi hukukçuya aittir.

Mesleğimizin geleceği ile ilgili ne düşündüğümüzü öğrenmek istiyorsanız şöyle söyleyelim. Biz uzun gelecekte avukatlık mesleğinin tamamen ortadan kalkacağını düşünüyoruz. Çünkü avukatlığa gerek almayacak. Hukuk bugünkü gibi karmaşık bir halde olmayacak. Herkesin günlük hayatının bir parçası gibi ortaya konup yaşamın içinde çözülecek problemler. Adil bir düzende avukatın ne işi olur. Eğer hayallerimiz gerçekleşirse biz mesleksiz kalırız ama işsiz ama işsiz kalmayız

Bu bağlamda bugün ve yakın gelecek için ise avukatlara çok ihtiyaç var. Adaletsizlik, haksızlık çoğalıyor. İnsanlarımız karmaşık ve anlaşılmaz bir kelime yığınının içinde bürokrasinin batağında boğuluyor. Ya daha çok avukat olmalı ya da insanlarımız kendi kendinin avukatı olmalı.

Cumhurbaşkanı kaymakamlara sesleniyor; “Mevzuatı bir kenara bırakın” diyor. Bu; hukuku falan bir kenara bırakın demek oluyor. Bu; sokakta katliam, gözaltında işkence, işten atma, okuldan- yurttan çıkarma, konser yasaklama demek oluyor.

En son grup yorum konserinin engelleyen İzmir Valisi karara itiraz edilmesin idare mahkemesine götürülmesin diye kararı son dakika veriyor. Avukata ne hacet değil mi? Kral çıplak

O zaman halk ne yapıyor; kendi konserini kendi yapıyor. Sokakta Direniyor konser salonunun etrafından ayrılmıyor. Evinde Grup Yorum dinliyor, içinde Yorum türküleri büyütüyor değil mi?
Hukuk yoksa insanlar haklarını kendileri ararlar.
Ama öyle Ama böyle.

O zaman da mesleğin geleceği için kaygılanmaya gerek kalmaz zaten…

Umutsuzluğa çaresiz insanlar düşer. Çaresizlik bilgisizliken doğar. Biz çaresiz değiliz… Yalnız değiliz… Güçsüz değiliz… Gücümüz inancımızdadır. Tarihin ve bilimin yasalarının bize söylediği haklı olduğumuzdur.

Peki, neden açlık grevi?

Açlık uzun zamandan beri tüm dünyada kullanılan bir eylem biçimidir. Bir İrlanda geleneğidir. Eğer siz birinden bir şey istiyor da alamıyorsanız onun kapısında aç durursunuz.o kişi de konu komşuya rezil olur.
Biz adliye kapılarında adalete olan açlığımızı gideremedik. O zaman biz de açlık eylemi yapıyoruz. Bu bir anlamda teşhirdir.
Adalet talebimizdeki ısrarı göstermesi bakımından da uygun eylem tarzı budur. Açlık eylemi oruç ibadetine benzediği için halkımıza yancı bir tarz da değildir. Ayrıca insanları duyarlılığa davet etmenin ısrarlı bir biçimidir. Bir nevi zorlamadır.

Açlık grevinin somut bir talebi var: Adalet. Ama bununla birlikte dikkat çekmek istiyorsunuz bu konuya. Buradan yola çıkarak halkın dikkatini ve basının dikkatini değerlendirebilir misin? Karşılığını bulacak mı eyleminiz?

Halkın tüm dikkati bu konunun üzerinde. Çünkü kendisi her gün defalarca haksızlığa uğruyor ve adaletsizlik yaşıyor.

Okmeydanı halkı bizim eylemimize nasıl bakıyor derseniz farklı değerlendirmeler var. Halkın bir kısmı başından beri destek oluyor. Hangi siyasi yapıdan olursa olsun saygı duyuyor takdir ediyor destekliyor.

Halkın bir kısmı desteklemekle birlikte direniş çadırımıza gelmekten korkuyor. İmza atmaktan korkuyor. İlginçtir O korkanların bir kısmı polis çadırı yıktıktan sonra gelmeye başladılar.

Bir kısmı ise bunlardan farklı olarak açık grevi yaptığımıza inanmıyor. Onlar yiyorlar diye düşünüyorlar. Bunu kötü niyet olarak düşünebilirsiniz. Ama suçlayamayız bu insanları. Tabii .. neredeyse yirmi gün oldu hala koşup oynuyoruz.Ayaktayız…eskiden ikinci günden sonra yatarmış insanlar. Üç gün yemek yemesek ölürüz zannederlermiş.

Bu düşünce tarzı ancak bilgi ile değişir. Açlık grevinin nasıl yapıldığını ve seyrini bilen kişi kuşku duymaz. Ama bilmeyen duyar… duyacaktır da

Size destek olmak isteyenler somut olarak ne yapmalı? Ne istersiniz?

Buna, yani ne yapacaklarına dair, kendi şartlarında değerlendirmelerini istiyoruz. Berkin için adalet istiyoruz. Bu, resim çizerek de olur, şarkı sözü yazarak da, şikâyet ederek de yaparız
Ayrıca adalet nöbetimize katılabilir dileyenler.Bir, üç, beş ne kadarı uygunsa
Destek olmanın bin bir yolu var. Bir serçe kuşunun ateşlerin içine atılmış İbrahim peygambere nasıl destek olduğunu bilmeyen yoktur. Küçücük gagası ile ateşlere su taşıyan serçeye; gaganda taşıdığın bir gıdım su ile söndüremezsin o ateşi demişler. Serçe de ben de biliyorum söndüremeyeceğimi Ama istiyorum ki hangi tarafta olduğum belli olsun der.
Gelen destekleri böyle değerlendiriyoruz. İmza toplayabilir, imza atabilir, açlık grevi yapar ziyaret örgütler, maddi destekte bulunur. Önemli olan safını belli etmektir. Safımız belli olunca saflarımızın ne kadar kalabalık olduğunu görürüz

Gördüğümüz kadarıyla sürekli birileri var yanınızda. Bir gününüz nasıl geçiyor çadırda?

Misafir ağırlama en başta. Mahalleyi dolaşıp insanlarla sohbet ediyoruz. İnsanlarımızı tanımaya ve kendimizi tanıtmaya çalışıyoruz. Günlük ve yazıların yazılması için biraz köşeye çekiliyorum.

Eskiden, televizyonun bilgisayarın olmadığı zamanlarda insanlar ne yapıyorduysa şimdi biz de Onu yapıyoruz. Bol bol sohbet ve ziyaretçi ağırlamakla geçiyor zaman. Bazen tartışmalar çıkıyor tabii ki.

Şarkılar türküler eksik olmuyor. Oyun oynuyoruz, Film izliyoruz akşam gittiğimiz ailelerimizle..

Açlık grevi ile kendinize zarar verdiğinizi söyleyen küçük de olsa bir kesim var. Gerçi beden sağlığımızı yitirmeyelim derken akıl sağlığımızı, aklımızı yitirebiliriz değil mi? Peki sizin “sağlığınız” nasıl?

Çok iyi… Gerçekten, yorgunluk değil aksine enerjik hissediyoruz kendimizi. Gıda diye bedenimize yüklediğimiz kimyasallardan arınmak, sindirim sistemini biraz dilendirmek iyi bile geldi diyebilirim. Düşünmek için daha çok zaman ve enerjiniz oluyor.

16-31pages_subat (1)_Sayfa_05

Kimse direnmeyi ve direme yöntemlerini kendi kendine öğrenip geliştirmiyor. Biz de çevremizden görüp öğreniyoruz. Bizim ne farkımız var Dileğin ailesinden. Onlar ne kadar etkili ise biz de o kadar etkiliyiz. Avukat olduk ama katillerin açıklanıp yargılanmasını sağlayamıyoruz. Ne yapacaktık? O diploma işe yaramıyorsa biz de adalet arayan milyonlarcadan biriyiz.
Adalet arama yöntemleri tarih boyunca böyle çeşitli olmuştur. Halk adaleti kendi elleriyle aramıştır daha çok. Köroğlu’nu,Pir Sultan ı, Bedrettin’i, Sokrates i yaratan nedir? Adalet arayışıdır aslında.
Adalet mutlak bir kavram değildir. Onun da altını dolduran maddi temeller vardır. O da herkes için aynı şeyi ifade etmez. Biz halkın adalet anlayışıyla yaklaşıyoruz. Ezilenlerin sömürülenlerin baktığı yerden bakıyoruz. Bizce emek veren hak edendir.
Biz hakkımızı arıyoruz.

NO COMMENTS

Leave a Reply