akan kan nehirleri aynı denize dökülür | berrin soydaş

akan kan nehirleri aynı denize dökülür | berrin soydaş

626

Öfkeliyiz, hem de çok… Hem de matem tutmaya vakit kalmadığından; sevdiklerimizin, büyük insanlık ailesinin acısını bir kenara bırakacak kadar… Öfkeliyiz…

Büyük katliam haberleri televizyon ekranlarından geçiyor. Sorumlusu emperyalizm olan yeni yeni katliamlar izliyoruz. Ankara’da, Şarm El Şeyh’te, Paris’te, Diyarbakır’da… O kadar çok ölen oluyor ki… Gün içinde sessiz sedasız gidenlere bakamıyoruz bile… Oysa emperyalizm hergün öldürüyor. Her gün birimizi ve hatta onlarcamızı ve hatta yüzlercemizi alıyor aramızdan… Genç, yaşlı, çocuk vs demeden; öğretmen, bilim insanı, doktor vs bakmadan; hep alıyor. Doğası gereği… Emperyalizm savaşlarla yönetmeye çalışıyor. Derinleşen ve boğazına sarılan krizi savaşlarla ve katliamlarla püskürtmeye çalışıyor. Kuzu kuzu söz dinleyen işbirlikçi menfaattarlarıyla, yetiştirdikleri terör örgütleriyle korkuyu hakim kılmak istiyor tüm halkların üzerinde.

Korkuyu yaymak, ölümleri-sayıları kanıksatmak… Sonuç? Tek bir sonuç istiyorlar, cepler dolacak. İstikrar dedikleri bundan ibaret, terörle mücadele edilmeli dediklerinin altında bu yatıyor. Zirveleri bunun için yapıyor, birliklerini bunun için koruyorlar. Bunun için ölüyor ve bunun için hiç aralıksız öldürüyorlar birer ikişer, yüzer biner…

Ve istiyorlar ki kimse sesini çıkarmasın. Oldu… Kafamızı gömüp toprağa görmeden, yorganın altında sessizce, sırtımızı dönüp umursamadan yaşayıp gidelim. Onca ağır katliamın sorumluluğunu tüm halklara, “insanlığımıza” atıp kurtulmaya çalışıyor. Ne diyorlardı: “Hepimiz suçluyuz”. Kim verdi tırlar dolusu silahı, kim eğitti kamplarında, kim yetiştirdi, kim doyurdu karınlarını katillerin. Kim dedi, yürü ya kulum… İnsanlık mı? Yok, yok öyle yağma… Yapıyorsunuz, katlediyorsunuz, yok ediyorsunuz, yıkıyorsunuz… Hesabını da vereceksiniz. Kaçamazsınız. Bugünden kiraladığınız uzay gemilerinizle uzaya mı gideceksiniz. Dünyanın değil, evrenin hangi köşesine gitseniz bulur sizi o insanlık… Bulur ve sorar hesabını, yerde kalmaz insanlığın ahı…

Ne için yapılıyor onca katliam… Kimilerine göre din için… IŞİD gibi, El Kaide gibi örgütlerle ayrıştırarak, parçalayarak öldürüyor. Hem öldürüyor hem de halkları birbirine düşman etmeye çalışıyor. Sonra kendi beslemesi örgütlerle “savaşıyoruz” yalanlarıyla kanlı ellerini temizlemeye çalışıyor emperyalizm.

Oysa yıllarca aynı şeyi yapmadı mı, belki böyle bir anda yüzlerle ifade edilmedi ölenlerin sayısı. Belki biranda bu kadar yakıcı olmadı, bu kadar korkutucu görünmedi gözlere… Ama yıllarca öldürdü… Bombalarla, füzelerle, yozlaştırma – asimilasyon politikalarıyla, tecritle öldürdü… Hem de çok. Hala da devam ediyor. Hem öldürdüler hem de sonrasında binbir türlü yalanla, lafazanlıkla yeni yeni katliam planlarının, sömürü ve yağmalama politikalarının malzemesi haline getirdiler bu katliamlarını…

İşte yıllardır sürgit devam eden bu politikalarının sonucudur Paris’te yaşananlar da. 132 kişi katledildi Paris’te… Ve yüzlerce kişi yaralandı. Genç, yaşlı, Fransız, Türk… bakılmadan… IŞİD gibi katliamcı örgütleri beslerken, ezilen halkların üzerine salarken düşünemediniz mi? Ha, yoksa kendi halkınız da mı umurunuzda değil? Halkı hedef almayan eylemleri sadece devrimciler yapar. Emperyalizmin ise halkı hedef almayan tek bir eylemi yoktur. Terör listeleri çıkarır ve devrimci insanların başına ödül koyarlar. Sokak ortasında ve hatta evinin içinde vururlar gencecik insanları. Sonra mağduru oynarlar. Irak’tan Afganistan’a, Afrika’dan Filistin’e, Somali’ye, Suriye’ye… oluk oluk kan akıtmadan bıkmıyor emperyalizm. Yalnız o kadar temizlik düşkünü ki, elleri kirlenmesin de aman yüzüne kan gelmesin diye örgütler kuruyor. Ama nafile…

Bu çekilen tüm acılar, halkları birbirine yaklaştırıyor biryandan. Sadece kültürel yakınlık değil, acılar birleştirir halkları… Fransız halkını Müslümanlara düşmanlaştırma oyunu tutar mı tutmaz mı bilemeyiz ama en nihayetinde emperyalizme karşı dökülen kanların hesabı birleşir. Akan kan nehirleri aynı denize dökülür.

Bizim ülkemizde de çok gördük kanlı günleri. Kürdistan oluk oluk kan akıyor… Maraş’tan, Çorum’dan, Sivas’tan, hapishanelerden, maden ocaklarından, tersanelerden… Akmaya da devam ediyor. O denize ulaşıyor çocuklarımızın, gençlerimizin, işçilerimizin… akan kanı… Akan kan korkumuzu alıp götürüyor, sabrımızı da… Geriye bir taş gibi öfke kalıyor ve bir de toprak gibi sevgimiz… Düşmana öfke, dosta sevgi… Büyüyor… Acılarımız gibi buluşuyor umudumuz… Dinine bakmadan, milliyetine bakmadan, farklı kültürleri zenginlik sayarak, farklı dilleri zenginlik sayarak birleşiyor. Ve bu savaşı başlatanlar, can çekişmeyi başlatanlar değil; halkların kardeşleri kazanacak… Savaşa savaşa…

NO COMMENTS

Leave a Reply