adımız isyan | mete yılmazer

adımız isyan | mete yılmazer

1740

Şadi Özbolat’ın ilk şiir kitabı yayınlandı. Türkiye ve Avrupa hapishanelerinde uzun tutsaklıklar yaşayan ve halen Almanya’nın Bochum Hapishanesi’nde tutsak olan Şadi Özbolat’ın şiirlerini dönem dönem Yürüyüş Dergisi’nde okuyorduk.

Boran Yayınları’ndan çıkan “Adımız İsyan” ile, duygularını, düşüncelerini döktüğü şiirler bir araya toplanmış. Tek başına, hücredeyken bile umudu yayıyor Şadi Özbolat.

Üzülme çocuk

kimse aydınlığa erişemez seni hapsedip karanlığa ışık sensin”

Ve Anadolu kokuyor hücresi, her satırında şairi yanımızda hissediyoruz, yanımızda ve bize umut veriyor, güç veriyor, vazgeçmeyin diyor.

Ey Karadeniz uşağı Sal ağları denize Hamsi oynasın

Ey Dersimlim

Vur Karaçolun gözüne Munzur sallansın

Çal bir zeybek havası Egelim Sal bir efe türküsü

Dağlar inlesin

Vur sazın döşüne Türkmenim Toros dinlesin

Güneş doğuyor doğacak Bin yılların karanlığı Aydınlanacak”

Hapishanede tek başına tecrit edilen, dilini bile bilmediği Alman hapishane müdürleriyle dişediş bir mücadele eden bir devrimcinin çok canlı mücadelesini okuyacağız kitapta. Özellikle kitabın önsözü çok etkileyici. Hitler’den bugüne kadar hapishanelerde tecritin mimarlarından olan Almanya insanlıkdışı tecrit koşullarıyla yüzlerce, binlerce devrimciyi katletmiş, sakat rakmış, çıldırtmıştı. Buna karşı Şadi Özbolat, devrimci sorumluluğunu yerine getirerek, kendisini suçlu gibi gösterecek tek tip elbise giymeye karşı çıktı, direndi. Avrupa’da demokrasi olmadığını görüyoruz bu kitapta. Avukatlarına mektupları gönderilmemiş… dergileri kitapları verilmemiş… hücreye konulmakla tehdit edilmiş… hastalıkları tedavi edilmemiş…

Türkiye hapisahnelerinin direniş geleneğini Almanya’da sürdürerek, açlık grevi yaptı. Ve bu süre içinde diğer tutsaklara da güç verdi, umut oldu Şadi Özpolat…

Altlı-üstlü aynı renkte tek tipleri giyen mahpuslar, toplu havalandırmaya ya da çalışmak için işyerine götürülürken ‘kırmızı bir grup’ oluşturuyorlar. Elbiseleri ‘bunlar suçlu grubu’ diyor. Her an mahpusa ‘sen suçlusun’ diyor, eziyor.

Suçlusun, normal giyemezsin, paçavralarla dolaşacaksın.

Değişik hapishanelerde değişik tipleri var. Kırmızı, pembe, turuncu, mavi, farkı yok… Tutuklulara zorunluluk yok. küm alındığında, yani mahkeme kararıyla ‘suçlu’ bulunduktan sonra giymek zorunlu.”

Kitabın önsözünden aldığımız bu lümde, tek tip elbise ile neyi amaçladıklarını görüyoruz. Çıplak da kalsa bu elbiseyi giymedi şair. “Tek başına, zindanda yatarken bile, asla yalnız kalmamak” gerektiğini dosta düşmana gösteriyor Adımız İsyan ile…

Şadi Özbolat, yazdığı önsözde “şair değilim” diyerek mütevazılık yapıyor. Oysa şiirlerini okuduğumuzda, Al- man hücrelerindeki şairin coşkusunu, Anadolu’ya hasretini, sevgisini… halk sevgisini, heyecanını, halkı katleden emperyalizme duyduğu öfkesini hissediyoruz.

Şadi Özbolat’ın şiir kitabını okurlarımıza öneriyoruz. Şairden, yeni şiirler bekliyoruz…

NO COMMENTS

Leave a Reply