548

1 – Sanat Meclisi’nin yapısı ve hedefleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Mehmet Esatoğlu:
Sanat Meclisi; 2012 yılında sonlarında ilk buluşmalarını ve tartışmalarını yapmaya başladı. Çeşitli eylemlerle etkinliklerle ilerliyorduk. 2013 Haziran’ındaki ayaklanma, bizim çalışmalarımızda da bir sıçrama yarattı. Ayaklanmanın tam ortasında yaptığımız 250 kişilik bir toplantı ile kuruluşumuzu ilan ettik ve Sanat Meclisi adını aldık. Ayaklanmada 2.000 kişilik bir yürüyüş örgütledik ve sanatçıların ayaklanmaya katılımında aktif bir rolümüz oldu. Sonrasında birçok eylem ve etkinlik düzenledik. Meslek örgütü olarak, demokratik kitle örgütü olarak, halktan yana sanatçılık olarak belirlediğimiz yapımızı adım adım örgütlüyoruz. Sanatçıların bütün dallarda faaliyet gösterenlerini tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Hepsinin birbiri ile dayanışmasını örgütlemeye çalışıyoruz…
Erdal Bayrakoğlu:
Sanat Meclisi sanatın bütün disiplinlerinin bir araya gelmesiyle oluşan bir yapıdır. Hem sanatın ve sanatçının önündeki sorunları tespit edip onlara kalıcı çözümler bulmak hem de sanatın halka daha çabuk ve düzeyli ulaşmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda gücünü halktan alan bu yapı toplumun sorunlarına da duyarsız kalmayıp, bu sorunlara sanatsal tepkilerle çözüm aramaya çalışan demokratik kitle örgütüdür.

2- Sempozyuma neden ihtiyaç duydunuz?

Efkan Şeşen:
Sanat Sempozyumu demek, adı üzerinde, zamanın bizim adımıza biriktirdiği mesleki-estetik vb. bir dizi sorun etrafında çözümler aramak amaçlı bir araya gelişin canlı sunum ve söyleşilerini gerçekleştirmektir. Bu başından beri konmuş bir hedefti. Ama bugünkü süreç biz sanatçıları ; iktidarın, her alanda olduğu gibi sanat alanındaki kurum, değerler ve birikimleri baskılayıp, yasaklayıp yok etmek ağır saldırısı ile karşı karşıya bıraktığından bir yandan “Bütün Sanatçılar Birleşin” ana sloganı çağrısıyla bütünleştirdik sempozyumumuzu..

Buket Onat:
Her geçen gün büyüyüp içimize dek sızmaya çalışan kapitalizm ve belli bir kesim insanlar dışında kalan koca bir halkı aptal yerine koyan, ezen, ezdiren faşizmin karşısında örülmeye çalışılan bu duvarın daha çok emeğe daha çok tuğlaya ihtiyacı var. Bu nedenle halka da açık olan sempozyum ve ardından geleneksel sanat festivalimizi gerçekleştirmek istedik

3 – Hangi konuları konuştunuz?

Buket Onat:
Bir araya gelme, güç birliği; ülkemizde yalnızca toplumsal acı vakalarla bir anda parlayan fakat çabuk da sönebilen bir etkinlik halini almaya başladı. Bugün bir grup sanatçının birbirine sahip çıkabilmesi için bazı şeyleri göze alması gerekiyor. Biz bu göze alınması gereken şeyleri bir araya gelerek tartıştık ve bunların aslında birlikte olmamız halinde aşılabilecek korkular olduğunu konuştuk.

4 – Hangi sonuçlara vardınız?

İnan Altın:
Yapacak çok işimiz olduğunu gördük öncelikle. Hem alanımıza sahip çıkmak zorundayız; sanatçılar yalnız, güvencesiz, sağlıksız koşullarda çalışıyor. Üretme koşulları ellerinden alınmış. Bunun koşullarını düzeltmemiz gerektiğinde hem fikir olduk öncelikle. Bunun dışında bir demokratik kitle örgütlü olmak, halkımızın yaşamından kopuk olmamak, güncel gelişmeler, katliamlar, baskılar karşısında sessiz kalmamak, ülkemizin aydın ve sanatçıları olarak ortak tavrımızı örgütlememiz gerektiğini konuştuk. Ve yine halkımızın kültür sanat eğitimi ve izleyicisi olma hakkını bu düzenin gasp ettiğini, bizim Sanat Meclisi olarak bunun alternatiflerini de üretmemiz gerektiğini konuştuk. Yaratacağımız kurumlaşmalarla, düzenleyeceğimiz etkinliklerle bu konuda da çözümler üreteceğiz…

5 – Sizin açınızdan en çarpıcı yanı neydi?

Efkan Şeşen:

En çarpıcı yan..sempozyuma katılımcı olan sanatçılar ve izleyicilerin birikmişliklerinin dışa vurumundaki canlılıktı…Hatta konu başlıklarından çıkıp “içini dökme” anları çok yaşandı…Bu da herkesin kendi meslek kurum ve örgütlerindeki tıkanma,hantallaşma sorununu ne kadar ağır bir hal aldığının ve Sempozyum Sloganımız olan “Bütün Sanatçılar Birleşin” vurgusunun bugün için ne kadar elzem oduğunun bir fotoğrafıdır..

6 – Sanatçıların ve halkın katılımı nasıldı?

Mehmet Esatoğlu:
Ben 1974 den bu yana ülkede yapılan hemen hemen tüm sanat toplantılarına katıldım. Salonların dolup taştığı toplantılar da gördüm. “70 sanat örgütü” diye başlayan ama salonda kırk kişinin bile olmadığı toplantıları da. Aslolan salondaki kalabalık değil iş yapmak, sorunlara çözüm bulmak, dünyayı değiştirmek ve enginleri feth etme ruhuyla dolu sanat insanlarının bir araya gelmesidir. Sanat Meclisi 1. Sempozyumu’nda salon tıka basa dolu değildi ama iş yapmak için bir araya gelmiş kararlı bir kesim yanyanaydı. Halkın katılımı ise bana göre yeterli değildi.

7- Eklemek istediğiniz birşey var mı?
Mehmet Esatoğlu:
Biz üç yıl bir eylem birlikteliği içinde demirin tavında dövülmüş bir örgütlenmeyiz. Sanat Meclisi birbiriyle toplantıdan toplantıya buluşan bir birliktelik değildir. Aksine eylem içinde mücadeleyi de arkadaşlığı da örgütlemiş bir yapısı vardır. Bizim aldığımız kararlar masa üstünde kalacak kararlar da değildir. Bu birlikteliği örgütleyenler aldıkları kararlar için savaşmaya hazır, bunun için bedel ödemeyi de göze alan sanatçılardır. Geçmiş üç yıllık eylem birlikteliğimiz bunu ortaya koymaktadır. Yapacak çok işimiz var. Yürünecek çok yolumuz var. Yolumuz açık olsun.

NO COMMENTS

Leave a Reply